Acı Ve Umut | Doğan Cüceloğlu

Acı Ve Umut

Herkes gibi ben de hem yaslı hem öfkeliyim. Yasımın temelinde insan sevgisi var; ölen insanlarımızın hiç birini şahsen tanımıyorum, ama onlarla, bu ülkenin geçmişi içinde oluşmuş bir ailenin parçası olmanın kaderini yaşıyorum. Bu aidiyet duygusu, şimdiye kadar hayatımı anlamlı kıldı. Onların varlığıyla eğitimim, araştırmalarım, yazdığım kitaplar, konferanslarım anlam kazandı. Ben bu toprakların insanlarını gönülden seviyorum. Onların acılarını içimde hissediyorum ve yaslıyım. Sevgimin yansıması olarak yasım var ve yasımla rahatım; bu yas içinde kendimi daha insan hissediyorum. Ve ülkemin insanının bayrakları yarıya indirip birlikte yas tutmasını insanca buluyor ve bununla gurur duyuyorum.

Öfkeliyim ve öfkemin temelinde hakkaniyet, adalet arayışı var. Bir yerlerde bazı şeylerin hakkı verilmedi duygusunu yaşıyorum. Olan şeyler bilgi eksikliğinden mi oldu? Sanmıyorum. Vicdan temelli ilgi eksikliği var. Peki, vicdan temelli ilgi neden yok? Çünkü ne çocukken ailemizde, ne öğrenciyken eğitimimizde, kendi gözüne hesap veren insan yetiştirmeyi bilen ve yaşayan yoktu. Ama öfkem ile rahat değilim; öfkem içinde kendimi daha insan hissetmiyorum. Mış Gibi Yaşamlar kitabını yazmış biri olarak bazı şeylerin farkındayım. Mesela, hepimizin, evet, ben de dâhil her bir insanımızın, birlikte oluşturduğumuz bir yaşamımız var. Bu yaşam içinde engelli vatandaşın hayata karışmasını kısıtlayan kaldırımları, sokakta çalıştırılan/dilendirilen çocukları,  okula gitmek yerine küçük yaşta evlendirilen çocuk gelinleri vicdanımız fark etmez. Fark etsek dahi bunu düzeltmek için konuşmanın ötesinde bilimsel temelli, planlı ve uzun soluklu bir şey yapmayız. Yapana dudak bükeriz, biraz acıyarak, alay ederiz; çünkü biz böyle bir toplumun çocuğuyuz.

Biz öyle bir toplumun çocuğuyuz ki, hakkaniyeti hep kendimiz, kendi ailemiz, kendi hemşerimiz, kendi partilimiz, yandaşımız için aramaktan hiç utanmayız. Çünkü bunda utanılacak bir şey görme yeteneğini geliştirememişiz. O imkânı büyüklerimiz bize vermemişler; çünkü kendilerinde de yoktu. Çok rahatlıkla ötekileştirir ve yargılarız. Ve hemen suçlarız. Bir şeyler yanlış gidince sorumluluk hiç bizde değildir; hep ötekilerdedir.
İçimdeki yas ile barışığım ama içimdeki öfke ile barışık değilim. Öfkeli olduğum için kendimi daha insan hissetmiyorum.

Bir gözlem ile yazıma son vermek istiyorum:

Diğer taraftan, toplum olarak ortak acılarda kenetleniriz. Hepimiz gücümüzün yettiği kadar yardımda bulunmaya çalışırız. Nitekim Soma’da yaşamını kaybeden babaların çocukları için de toplum olarak gönül birliği yaptık. Birçok eğitim kurumları, ticari kuruluşlar, üniversiteler, mesleki kuruluşlar seferber oldular; o çocukların geleceğine katkıda bulunma seferberliği başlattılar. Bir eğitimci dostum, Twitter aracılığıyla, Yönetim Kurulu başkanı olduğu eğitim kurumu adına “Soma'da yaşamını yitiren kardeşlerimizin çocuklarını Türkiye'nin neresinde isterlerse kurumlarımızda burslu okutma kararı aldık,” duyurusu yaptı. Bu eğitim kurumunun değerleri gönlüme yattığı için onların eğitim danışmanlığını kabul etmiştim. Yanılmadığımı anlıyorum ve bu dayanışma anlarında ülkemin geleceğine olan güvenim güçleniyor. Öfkenin ve ötekileştirmenin değil, sevginin ve biz olarak kucağı açmanın aydınlık geleceğimizin temeli olacağına umudum güçlü.

Doğan Cüceloğlu (16.05.2014)

Doğan Cüceloğlu Resmi Web Sitesi © 2005-2016
YASAL UYARI: Bu site 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na uygun olarak yayın yapmaktadır. Sitemizde yayınlanan her türlü içerik, ilgili sayfamıza link vermek koşulu ile yayınlanabilir. Aksi durumlarda yasal hakkımız saklıdır.