Hanımefendi Evini Kiralamaktan Niçin Vazgeçti? | Doğan Cüceloğlu

Hanımefendi Evini Kiralamaktan Niçin Vazgeçti?

Eşim Yıldız anlattı; dinledikten sonra sizlerle paylaşmaya karar verdim, bana yazmasını rica ettim. Yazdığını sizlerle aşağıda paylaşıyorum:

Bildiğin gibi birkaç arkadaşımla beraber, İstanbul’daki çocuk yuvalarından birinde, yaklaşık üç yıldır, 10-15    kişilik çocuk gruplarıyla, haftada bir akşam olmak üzere, daha çok çocukları eğlendirmeye ve kendini ifade etmeye yönelik gönüllü bir etkinlik yapıyoruz.

Bu etkinliğe geçtiğimiz yıl katılan, bekâr ve 48 yaşında olan bir kadın arkadaşım (adına “Funda” diyelim), devlet korumasına alınmış bir bebeğe annelik etmek istediğine karar verdi. Yaşından dolayı küçük bir bebeği evlat edinemiyordu. Ancak, bir bebeğin “koruyucu ailesi” olabiliyordu.

T.C. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın ilgili internet sitesinde  “koruyucu aile” şöyle tanımlanıyor: “çeşitli nedenlerle öz ailesi yanında bakımları bir süre için sağlanamayan çocuklarımızın kendi aile ortamlarında eğitim, bakım ve yetiştirilme sorumluluğunu kısa veya uzun süreli olarak, ücretli veya gönüllü statüde devlet denetiminde paylaşan, hissettikleri toplumsal sorumluluğu gösterebilen uygun aile ya da kişilerdir”.

Kurum, birkaç ay sonra Funda’ya 5 aylık bir erkek bebeği, koruyucu annesi olması için verdi. Funda hem evini, hem de tüm yaşamını bebeğe göre düzenledi. Beşiktaş’ta, çok güzel manzaralı ancak asansörsüz bir apartmanda,  4. Katta oturuyor.

Geçenlerde etkinliği gerçekleştirdiğimiz diğer arkadaşım ve çocuklarımızla birlikte, Funda ve bebeğinin evlerine, bebek tebriğine gittik. Hem arkadaşım, hem de bebek çok mutlu görünüyorlardı. Bebecik çok huzurlu, neşeli bir çocuk. Orada olduğumuz süre boyunca neredeyse hiç ağlamadığı gibi, hepimize gülücükler yağdırdı. O gün hepimiz içimizde bir bebeğin, kendisini seven, değer veren bir anneyle buluşmasının verdiği huzur duygusuyla yanlarından ayrıldık.

Dün akşam arkadaşımdan aşağıdaki mektubu aldım, hem şaşırdım, inanamadım, hem de üzüldüm. Mektubu paylaşıyorum:

“Her şey çok yolunda gidiyor aslında ama bu bebeği insanların hasta ruhlarından ve taş kalplerinden nasıl korumalı?

Bebek nedeni ile daha düzayak, havası temiz bir yere taşınayım istedim. Bugün bir emlakçı kanalı ile görüştüğüm ev sahibi hanıma konu açılıp da tek başıma ebeveyn olduğumu, evde bakıcı ve bebek ile beraber oturacağımızı ve bebeğin de koruyucu ailesi olduğumu söylediğim anda ev sahibinin yüzü değişti, olumlu giden konuşma olumsuza döndü.

Daha sonra, “Eşime danışacağım, eşim cumartesi geliyor” diyerek bizi uğurladı. Aradan 10 dakika geçmeden apartman görevlisi emlakçıyı aramış ve ev sahibinin bebeğin evlatlık olmasından dolayı evi bize kiraya vermeme kararını iletmiş.

Şok oldum gerçekten. Bir insan evlatlık edinen ve edinilenlerden ne ister? Küçük bir bebeğe ve onu evladı olarak sevmiş birine duyulan olumsuz hisler neyin göstergesidir?

Kendisi de anne olan biri üstelik bunu yapan…”

Ev sahibi durumunda olan kadın Türkiye’de yetişmiş, aile terbiyesini Türkiye’de almış, nüfus cüzdanında Türk vatandaşlık kimlik numarası olan, muhtemelen üniversite eğitimi almış bir kimse. O nedenle onun bu tavrını tek başına verilmiş bir karar olarak göremek sosyolojik olarak safdillik olur. Bu hanımefendinin düşünce, tavır ve davranışlarının altında bizim topluma özgü bir bakış sistemi, değerler bütünü var. Toplumumuza özgü bu gömülü bakış tarzı, örtük değerler manzumesi, toplumumuzun mayasında sağlıklı bir yönünü mü, yoksa hastalıklı bir yönünü mü belirtiyor? Bana göre bu önemli bir tartışma konusu. Ev sahibi bayanın tavrının altında yatan düşünce sistemini anlamadan “kötü kadın!” deyip tartışmayı noktalamak bana olgun ve dürüst bir tavır gelmiyor.

Bizim toplumda, sahipsiz, bakıma muhtaç küçük bir bebeğe bakma sorumluluğunu tek başına yüklenmiş bir kadın alkışlanacak bir şey mi yapıyor, yoksa yuhalanacak bir şey mi yapıyor?

Ev sahibi kadını ürküten, kaygılandıran, uzaklaştıran sizce ne oldu? Ev sahibi kadının tavrının temelinde benim bilmediğim, belki bazı yöresel bakış tarzları olabilir mi? Böyle bir tavrın sosyolojik olarak araştırılması, incelenmesi ve açıklığa kavuşturulmasını gerekli görüyorum.

Okuduğunuz için teşekkür ederim.

Doğan Cüceloğlu (11.07.2014)

Doğan Cüceloğlu Resmi Web Sitesi © 2005-2016
YASAL UYARI: Bu site 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na uygun olarak yayın yapmaktadır. Sitemizde yayınlanan her türlü içerik, ilgili sayfamıza link vermek koşulu ile yayınlanabilir. Aksi durumlarda yasal hakkımız saklıdır.