Doğan Cüceloğlu Resmi Web Sitesi - Yazıları, Kitapları , Önerdiği Kitaplar, İnsan İnsana

Mete Neden Bir Lider Olamaz?

İyi bir anne çocuğunun lider olarak gelişmesini nasıl engelliyor.

(Değerli Okurlarım,

Aşağıdaki yazıda değerli meslektaşım Nurdoğan Arkış hava alanında bir anne-çocuk ilişkisiyle ilgili gözlemini anlatıyor. Kendisinin izniyle burada sizlerle paylaşıyorum. Metnin altında Nurdoğan Arkış’ın sitesinin adresini bulabilirsiniz.)

Geçenlerde havaalanında eşim Esra ile uçağın kalkış saatini beklemek üzere bir restoranda bir şeyler atıştırıyorduk. Bağıran bir annenin sesiyle irkildim ve o tarafa baktım.

Bizim oturduğumuz yerden on metre kadar ötede “Mete, Mete! Mete diyorum sana gitmeyeceksin oraya, yanıma gel, gitme kaybolursun!” diye bağırıyordu anne çocuğuna “sana kımıldama diyorum, kımıldama! Kaybolacaksın!” diyordu.

Yazının devamı için tıklayın...
 
 
Doğan Cüceloğlu'ndan Gözlemler...

Sizce Sosyal Yardımlaşma mı, Dilencilik mi?

20 Nisan Pazar günü, eşim Yıldız’la Bebek’ten taksiye bindik, evimizin olduğu Akatlar’a geliyoruz. Akmerkez’e yakın bir kavşakta belediye arabası basınçlı su ile kaldırım yıkaması yaparken yolun geliş yönünü kısmen kapatmış, karşıdan gelen polis arabası selektör yaparak bizim şoförü uyardı ve şoför yavaşladı. Böylece polis arabası ve onun arkasında konvoy oluşturmuş olan üç araba rahatlıkla yoluna devam edebildi.

Konvoy yanımızdan geçtikten sonra Yıldız, “Arabada Bakan Babacan vardı!” dedi. Şoför, Doğu Anadolu aksanı ile, “Abla, hangisiydi?” diye hayretle sordu. Şöyle bir konuşma oldu:

-    En arkadaki Mercedes araba da oturuyordu.

-    Valla Abla, nasıl gördün; ben hiç görmedim. Üç araba geçti gitti. Bayılıyorum Hanımların dikkatine. Biz bakar körük. Onlar her şeyi görüyorlar.

Arabanın arkasından ben lafa karıştım, (araba tuttuğu için Yıldız hep şoför yanına oturur)

-    O Hanımefendi aynı zamanda Avukat; onda hukukçu gözü var.

-    O Ablam avukat, öyle mi? Eh o zaman ben taksimetreyi kapatayım (eğildi ve taksimetreyi kapattı),  belki ablam bana 15 lira verir.

Evin sokağına geldik, bu mesafe normalde sekiz lira tutar. Arkadan şoföre yirmi lira uzattım ve “Lütfen on lira alın,” dedim. Yirmi lira elinde bana baktı; “Yirmi lira vermiyorsun yani abi” dedi. “Peki, alacaksanız 15 lira alın, 20 lira vermem!” dedim.

-    “Abimin gönlünden 15 koptu, demek!” dedi ve bana beş lira geri verdi.

Arabadan indikten sonra Yıldız, “Bu da bir tür dilencilik mi nedir, anlayamadım” dedi ve şaşkınlık içinde devam etti, “hayatımda ilk defa böyle bir durumla karşılaşıyorum. Şoför yarı yolda taksimetreyi kapattı, inanamıyorum. ”.

Esasında evimize yakın taksi durağındaki bir şoförle de benzer bir durum yaşıyoruz. Onun arabasına, Yıldız’la birlikte ya da ayrı ayrı her denk gelişimizde taksimetrenin yazdığı tutarın çok üstünde bir rakam ödememizi beklediğini belli ediyor ve biz de kendisini kıramıyoruz. Gönüllü olarak yapılan yardımlar insanın içine işbirliği kaynaklı huzur ve mutluluk duygusu verirken, bu tür tutum insanı o kişiden uzaklaştırıyor.

Düşündüm; acaba, taksimetreyi kapatan bu şoföre, “Bu yaptığınız nedir, hiç düşündünüz mü?” desem bana ne derdi? Toplumsal anlayışımız içerisinde sanki farklı bir ilişki algılaması yaratmışız. ‘İsteyenin bir yüzü kara; vermeyenin iki yüzü! Öte yandan, buna paralel olarak toplumda ‘paran olduğunu belli etmeyeceksin; paran olsa bile yokmuş gibi sürekli sızlanacaksın ve yokluktan şikâyet edeceksin. Çünkü sende var olduğunu hissedenler, çok rahatlıkla senden isteyeceklerdir!’ anlayışı da yaygın.

Şu konuları merak ediyorum ve size sormak istiyorum:

1- Bu tür olaylar sizin başınıza da geliyor mu?

2- Sizce bu tür ilişkiler bir dilencilik mi, yoka sosyal yardımlaşma fırsatları mı?

Zaman ve emeğiniz için teşekkür ediyorum.

Doğan Cüceloğlu
(20 Nisan 2014)

Diğer gözlemler için tıklayın...

TV Programı
Sosyal Medya
Sizden gelenler
Siz de bir şeyler yazmak için tıklayın...
Öğretmen Olmak Bir Can'a Dokunmak
Öğretmen Olmak Bir Can'a Dokunmak adlı kitabınızı okudum çok faydalandım.Allah razı olsun bu bilgileri ve deneyimlerinizi bizimle paylaştığınız için teşekkür ...
Devamı...
Betül Büyükbayraktar - 30.03.2014
 
25.03.2014 Tarihli Konu
Ne kadar bilirsen bil, anlattıkların karşındakinin anladığı kadardır. Hz.Mevlana nın derler, bunun üzerine ne eklenebilir ki :) Bir profesörün seminerine ...
Devamı...
İnci Yazıcı - 26.03.2014
 
Diğer yorumları okumak için tıklayın...