Doğan Cüceloğlu Resmi Web Sitesi - Yazıları, Kitapları , Önerdiği Kitaplar, İnsan İnsana

DAMDAN DÜŞEN PSİKOLOG

Damdan düşen insan acı çekmiştir. Bu acı ile bazı konular üzerinde düşünmüş, deneyim kazanmış ve öğrenmiştir. Damdan düşen insanın anlatacağı önemli öyküleri vardır.

Televizyon programında aile ortamında iletişimin önemi üstüne konuşmamı dinleyen bir adam karısına, “Ne dinliyorsun bu adamı? Kapat ya da kanalı değiştir!” demiş. Televizyon konuşmamı anlamlı bulan kadın, kocasının olumsuz tavrının altındaki nedeni sorunca şu cevabı almış: “Bu adam boşanmış biri; ailede iletişim konusunu o kadar biliyordu, peki neden kendi evliliğini kurtaramadı?”

Önemli bir gözlem ve yerinde bir soru.

Ben evliliğimi devam ettiremedim ve ailem parçalandı; çünkü ben ‘bilen insan’ idim. Ailem parçalandıktan ve çocuklarımdan dört yıl ayrı kaldıktan sonra ‘bilen insan’ olmanın ne kadar yetersiz ve tehlikeli oluğunun nihayet farkına vardım. Ve uzun süren bir şaşkınlık ve arayıştan sonra yavaş yavaş ‘öğrenen insan’ olmaya başladım.

‘Öğrenen insan’ olarak gelişmeye başladıkça öğrendiklerimi kitaplarımla, seminer ve konferanslarımla, televizyon konuşmalarıyla paylaşmaya başladım. Damdan düşmüş biri olarak öğrendiklerimi paylaşmak sorumluluğunu hissettim.

Canan Dila sordu ben anlattım. Bazı anılar çok acı, anlatırken ağladım, zor geldi. Hayatımın bazı yönlerini anlatırken yaptıklarımdan utandım; zor gelse de, hakikate saygım gereği, gerçekleri olduğu gibi anlattım.

Kitap ilk İş Bankası Kültür Yayınları tarafından iki cilt olarak basıldı. Daha sonra tek cilt olarak Alfa Yayınları tarafından basıldı. Ve şimdi gözden geçirilmiş yeni baskısı Remzi Kitabevi tarafından DAMDAN DÜŞEN PSİKOLOG başlığıyla basılıyor; 2 Eylül’de kitapçılarda bulunacak.
 

Yazının devamı için tıklayın...
 
 
Doğan Cüceloğlu'ndan Gözlemler...

Ergende Cinsellik ve Baba Oğul Konuşması

Kitap fuarındayım, kitabını imzalatan anne 14 yaşındaki oğlunun babasıyla cinselliği konuşup konuşmaması ve konuşacaksa nasıl konuşması gerektiğin soruyor. “Bana bir not yaz, bırak,” diyorum ve hemen sorusunu yazıp getiriyor. İşte sevgi bu! Oğlunun sağlıklı gelişmesini ve tehlikelerden korunmasını istiyor.

Cinsellik konuşulmalı mı? Nasıl konuştuğunuza bağlı! Cinselliği sadece üreme organlarının çalışışı olarak tanıtmak ve organların anatomisini ve işleyiş tarzını anlatmak, bu konuda bilgi vermek, bana göre yetersiz ve yanlış bir yaklaşım. İnsan hayatında cinsellik çok hassas, çok yönlü ve derin bir konudur. Bilgi, duyarlılık ve konunun gerektiği saygı ile yaklaşmak gerek.

Birisi gelse dese ki, “Sana ne benim nasıl araba sürdüğümden; araba benim değil mi, canımın istediği gibi araba sürerim.” Bir toplum araba sürmeye böyle yaklaşırsa, o toplumda çok kaza olur, çok insanın canı yanar. Aynı şekilde, “Cinsellik iki kişi arasında olan bir şeydir ve o nedenle ancak o iki kişiyi ilgilendirir,” anlayışı bana hiç gerçekçi gelmiyor. O nedenle konunun konuşulması ve sağlıklı bir bakış tarzının oluşturulması gerekir.
Kısa kısa birçok notlar yazacağım; baba oğul arasında cinsellik konuşmasında nasıl konuşulur, kendimce anlatmaya çalışacağım. Oğlumun adı Timur, sanki ben oğlumla sohbet ediyorum şeklinde yazacağım. Ben, baba Doğan Cüceloğlu olarak “D”, Timur oğlum olarak “T” harfiyle göstereceğim.

İLİŞKİ KURMAK

Baba olarak ilk adım, oğlumla güvene dayalı bir ilişki kurmak olmalıdır.

D- Oğlum, şöyle bir beş dakikan olduğunda seninle konuşmak istiyorum, uygun olduğunda bana haber verir misin?

T- Şimdi beş dakikam var; konuşabilir miyiz?

D- Tamam, konuşabiliriz.

Sadece ikimizin olduğu, sakin bir ortamda (bu ortam mutfak olur, yatak odası olur, ya da salon olur) otururuz. Önemli olan sessiz ve sadece ikimizin olduğu bir ortamda baş başa olmak.

T- Ne var baba, ne hakkında konuşacağız?

D- Sana bir şey sormak istiyorum. Farz et ki, sen babasın ve bir oğlun var. Oğlunun adı,  Orhan olsun. Orhan büyüdükçe artık sadece evde yemek yemiyor, gittikçe değişik mekanlarda yemekler yiyor. Ama lokantalarda, pikniklerde, gezilerde verilen yiyeceklerin bazıları sağlık için tehlikeli. Fakat öyle bir reklam kampanyası ve göz boyama var ki, hangi yiyeceğin sağlıklı olduğuyla ilgili Orhan’ın gerçek bilgilere ulaşması gittikçe zorlaşıyor. Hiç kimse Orhan’ın sağlıklı olmasıyla ilgilenmiyor, herkes onu tüketici gözüyle görüyor ve ondan para kazanmak istiyor; herkes malını satmanın peşinde. Sorum şu: Orhan ile oturup konuşarak ona sağlıklı yiyecekler hakkında bilgi verir misin?

T- Tabii veririm?

D- Neden?

T- Oğlumun sağlığı benim için önemli. Onun sağlığını kaybetmesini istemem.

D- Neden?

T- O benim oğlum, ben oğlumu seviyorum ve onun hayatına sağlıklı biri olarak devam etmesini istiyorum.

D- Doğru. İnsan sevdiği birinin, hele aileden birinin sağlığının göz göre göre heba olup gitmesini istemez. Ona yardım etmek, bilgi vermek ister.

T- Tabii! Bunu bana neden soruyorsun baba?

D- Oğlum, çünkü seni seviyorum ve seninle hayatın önemli bir yönünde sohbet etmek istiyorum. Hayatın bu yönüyle ilgili çok yanlış bilgiler var ve her kes senin iyiliğinden ziyade kendisi için çıkar peşinde.

T- Hayatın hangi yönünden söz ediyorsun baba? Ve benden ne gibi çıkarlar elde etmeye çalışıyorlar?

D- Artık delikanlı oluyorsun. Çok doğal olarak bedenin değişiyor, psikolojin değişiyor, artık çocuk değilsin, giyimin değişiyor, senin kendinden beklentilerin değişiyor, toplum seni delikanlı olarak görüyor, toplumun senden beklentileri değişiyor.

T- Evet, farkındayım. Peki, kim benden çıkar elde etmeye çalışıyor?

D- Koca bir sanayi var, senden para kazanmak isteyen. Reklamlarla sana ilk verecekleri mesaj şu: “Hey delikanlı, sen de bir eksiklik var! Bu halinle kızlar seni beğenmez. Bak şu gömleği/pantolonu/ ayakkabıyı/yeleği giyersen, şu parfümü kullanırsan, şu telefonu, şu bilgisayarı alırsan işte o zaman kızlar sana bakmaya, ilgi göstermeye başlarlar.” Ve bu bombardıman süreklidir. Bu bombardımanın etkisi altında onların dediğini satın alma başlarsan önemli bir hata yapmış oluyorsun!

T- Ne gibi bir hata yapmış oluyorum, baba?

D- Seçimini kendin yapmış olmuyorsun, onlar sana kim olman gerektiğini söylüyorlar. Ve onların dediğini yaptığın her seferinde, kendi gerçek özünden uzaklaşıyorsun, kendi özünü değersiz kılıyorsun. Bunu düşünsel olarak farkında değilsin, ama iç beyin, özün, içindeki his bunu bilir.

T- Ne satın alacağımı mı söyleyeceksin bana?

D- Hayır! Ama bir delikanlı olarak kızlarla ilişkinde önemli olan ne, onunla ilgili olarak seninle bir sohbet içine girmek istiyorum. Çünkü seni seviyorum, piyasadaki zararlı yiyecekler hakkında bilgi vermek isteyen baba gibi.

T- Tamam; beş dakika yetecek mi?

D- Senden ricam şu: Her gün bana beş dakika ayır! Hem sana hem bana uyan bir 5 dakika bulalım ve sadece ikimizin olduğu bir ortamda baba oğul sohbet etmeye devam edelim.

T- Tamam baba, teşekkür ederim.

D- Oğlum, ilerde eminim sen de oğlunla böyle sohbetler yapmak istersin. Baba oğul ilişkisinde bu sohbetler önemli. Teklifimi kabul ettiğin için çok memnun oldum. Yarın kaçta buluşalım?

Böylece Timur ve babası amacı belirlenmiş, mekânı tanımlanmış ve süresi açıklığa kavuşmuş süregiden bir sohbet için ilişki kurmuş olurlar.

Doğan Cüceloğlu (16.11.2014)

Diğer gözlemler için tıklayın...

TV Programı
Sosyal Medya