Evlilikte gerçek mutluluk konusunda sorduğumuz soruya sizlerden gelen yanıtları paylaşıyoruz.
Soru: “Evlenirken birçok kişi ne kazandıklarının farkındadır ve mutludurlar. Evlilikte gerçek mutluluğu bulanlar ise, evlenirken nelerden isteyerek vazgeçtiklerini bilenlerdir.” Siz bu söze katılıyor musunuz? Niçin?
Cevap: Katılıyorum çünkü evlenirken nelerden vazgeçmeleri gerektiğini bilenler ve isteyerek vazgeçenler, eşler arasında güveni ve saygıyı oluştururlar ve olaylara BİZ anlayışı içinde bakarlar fakat sen ben anlayışı içinde hep karşı taraftan bekleyenler veya hep verenler arasında güven oluşmaz, güvenin olmadığı yerde insanların içi dışı bir olmaz ve gerçek mutluluğu bulamazlar. Gerçek mutluluk yuvayı BİZ olarak ve her bireyi BİZ in parçaları olarak görmekte yatar, bir sorun çıktığında kim haklı kim suçlu diye düşünülmez, sorun nerde, nasıl aşabiliriz diye düşünülür.
Cevap: evet katılıyorum. Evlilik çok zor ve emek istiyor. Kadınlar pek çok şeyden çabuk vazgeçebiliyorlar. Erkekler ne kadar çabalasalar da başaramıyorlar sorumluluk ağır geliyor sanırım ve kurtuluş dışarıda oluyor çoğu zaman. Ben sen çatışmasını aşıp biz olabilene ne mutlu.
Cevap: bu söze katılmak ya da katılmamak konusunda kararsızım çünkü evlilik benim biraz ilgi alanım dışında kalıyor. Hayatta isteyerek taviz verdiğimiz şeyler iyi ya da kötü sonuçlanabiliyor. Nelerden vazgeçtiğini bilerek evlenenler belki de her zaman gerçek mutluluğu bulamayabilirler de.
Cevap: evet hayat paylaştıkça güzelleşiyor. Bence yaşamınızı paylaştığınız insanla farklı yönlere baksanız dahi aynı şeyleri görebiliyorsanız ya da birbirinizin göremediklerini karşılıklı paylaşabiliyorsanız hiçbir şeyden vazgeçmiş sayılmazsınız. Doğruyu bulmuş ve hayatın bir paylaşım olduğunu paylaştıkça da daha kolaylaştığını ve güzelleştiğini görüyorsunuz.
Cevap: Katılıyorum. Evlenirken insanlar her zaman çok güzel şeyler yaşayacağını umut ederek evlenirler. Doğal olarak. Evlendikten sonra gerçekten mutlu olanlar da her ne kaybetmiş olurlarsa olsunlar, bu mutluluğa değdiğini düşünürler bence.
Cevap: ben bu söze kısmen katılıyorum. çünkü evlilik karşılıklı fedakarlık gerektirir ve bir şeylerden vazgeçmemizi gerektirir ve söylediğiniz gibi evlilikte mutlu olanlar vazgeçtikleri şeyden üzüntü ve pişmanlık duymazlar. katılmadığım nokta şudur: bu çok zor bir durum ve ben iki kişinin de aynı fedakarlıkları karşılık beklemeden yapabileceğine pek inanamıyorum. eğer öyle olsaydı bu kadar parçalanmış aileler olmazdı. bilirsiniz aile çok önemlidir. ben etrafıma baktığımda böyle evlilikler yada ilişkiler kesinlikle göremiyorum. artık insanlar birbirlerine değer vermiyorlar. Tabi ki bu bir genelleme.
Cevap: Burada iki tip evlilikten bahsediliyor. (Bana kalırsa birinci tip evlilikteki kişiler ne kazandıklarının farkında değillerdir. Farkında olduklarını sanmaktadırlar. Belki maddi kazançları vardır ama manevi olanları kaybetmişlerdir.) Ticari bir evlilik yapılmıştır. Evi, arabası, işi, belki makamı (…) olduğu için o eşle evlenmiştir. Onlar biterse belki evlilikte bitecektir. Evlilikteki beklentiler o an karşılandığı için mutlu olduklarını sanmaktadırlar. İkinci evlilikte ise kişiler maddi değerlerin olmadığını bilerek evlenirler. Belki hayallerinden bile vazgeçeceklerdir. Sevgilin atı, katı, yoktur ama sevgi ve saygı dolu bir yüreği vardır. Ben değil, biz diyen, ne istediğini bilen bir bilinci vardır. Can, cana ulaşmıştır. Bir bakmışızdır birinci evlilikten daha mutlu bir evliliği yaşamaktadırlar. Her iki evlikte değerler, beklentiler ve niyet farklıdır. Bence sağlıklı olan ve kazanan ikinci evlilikteki bakış açısıdır.
Cevap: katılmıyorum birinci evlilik sadece maddenin isteklerine eğilim madde mutluluğu ikincisi ona da katılmıyorum vazgeçmekte oldukları durum maddenin ve ruhun yalnızlığını gidermek bence gerçek mutluluk bunların bir gün yok olacağını bilmek ve tek kalacağını hatırlayarak kendinden sonra sahip oldukları şeylere zarar vermeden kollaması bakması.
Cevap: evet katılıyorum o zaman kararının sorumluluğunu almış oluyor kişi
Cevap: Bu söze katılıyorum. özellikle erkekler, evliliği kadınların onları düşürdükleri bir tuzak olarak görüyorlar ve evliliğin sevdikleri ve kendilerini seven insanlarla yaşamın her anını doya doya paylaşmak olduğunu, eşlerinin aslında kendileri için en büyük destek ve kelimenin tam anlamı ile hayat arkadaşı olduğunu unutup ya da bunu yaratamayıp kaçırdıkları erkek sohbetlerini, nerde akşam orda sabah yaşam tarzını ve yapamadıkları çapkınlıklar olarak görüyorlar. elbetteki insanlar gerçek ve uzun vadeli mutluğu nasıl bulabileceğini bilmeli ve seçimini buna göre yapmalıdır. evliliğin doğası gereği değişen yaşamlarını eşlerinin suçu olarak görmekten vazgeçip evliliğin kendilerine sunduğu ve başka hiçbir şekilde yakalamayacakları mutluluğu seçtiklerini bilerek yaşamlarına devam etmelidirler.
Cevap: Evet katılıyorum. Çünkü ben evlenirken evliliğin tam olarak ne getirdiğini bilmeyenlerdenim.
Cevap: evlenirken mutluydum ne istediğimi biliyordum, evlendikten sonrada mutluyum sevgim ve eşim için fedakarlık yaptığımı biliyorum.
Cevap: Evlilikte gerçek mutluluğu bulanlar ise, evlenirken nelerden isteyerek vazgeçtiklerini bilenlerdir. Bu kısmına katılıyorum çünkü iki kişi tarafından evlilik gibi bir karar alınıyorsa bir birlerinin kabul edip kabul etmedikleri şeyleri bilmeli ve ona göre karar alınmalıdır eğer bazı şeylerden isteyerek değil de sırf evlenmek için vazgeçiliyorsa o evlilikte her zaman bir sorun olacak diğer tarafa sürekli bu hatırlatılacaktır bence acele bir şekilde evlilik kararı alınmamalı gerçekten sevdiği şeylerden vazgeçtiğinden emin olunmalıdır
Cevap: evlendim seviyordum birçok şey kazandım bana kıymet verenler vardı fakat aile olacaktık bu çok farklı bir şey hayata dair birçok şeyi paylaşmalıydık üzüntümüzü kederimizi her anımızı buydu evlilik bence ama olmadı. Olmayabiliyormuş, ben şu an boşanıyorum. Çok severek evlendik fakat yanılmışız artık tahammül dahi edemiyoruz birbirimize. Konuşamıyoruz saniye olsa dahi görüşmek istemiyorum ama bunun için evlenmemiştik sevmiştik her daim mutlu olacaktık çok seviyorduk ama gerçek yüzünü saklamamalı kişiler neysen o şekilde çık insanın karşısına (bu sözüm seviyoruz) diyenlere lütfen dürüst olun ilişkinize başlarken saklamayın bir şeyinize ben buyum deyin anlatın sohbet edin. Biz bunu yapamadık ve kendimizi üzdük kandırdık seviyoruz dedik ama yalanmış her şey ben sevdim ama bu kişiyi değil eskiden evlenmeden ki o kişiliği şimdiki kişilik çok farklı o çok ayrıydı hiç üzmezdi değer bilirdi ama olmadı. Tek kelime; saygı olmadan olmuyor işte bu en mühimi.
Cevap: ben soruyu yeterince açık olarak algılayamadım. 3 yıldır evliyim. Evlilik bana daha da özgürlük getirdi. Şöyle bir geçirdiğim 3 yılı aklımdan, sordum kendime nelerden vazgeçmek zorunda kaldım diye? Ama bulamadım.aslında ben evlenirken de düşünmedim nelerden vazgeçtiğimi? Yukarda ki soru galiba ya benim yaşamadığım ya da yaşayıp da farkında olmadığım bir şey. Bahsettiğiniz özgürlük çerçevesi ise eğer, evlenmeden evvel de anne ve babasına karşı sorumlu oluyor insan.
Cevap: Evet doğru. Fedakarlıkların bilincinde bir evlilik mutluluk getirir. Fakat bunun dengesi olması gereklidir iki taraf için de.
Cevap: katılıyorum. bilinçli olarak nelerden vazgeçtiğini bilen kişi, bir kişi ile hayatını gerçekten sevdiği için birleştiriyor demektir. belki de vazgeçilen şeyler kişi için ne kadar büyükse, sevgi de o kadar büyüktür.
Cevap: Evli değilim ama evli olan pek çok arkadaşım sorunlarını ve mutluluklarını hep benimle paylaştılar. Evliliğe karşıdan bakan biri olarak sorunuzu cevaplamaya çalışacağım. Bence evlenmeye karar vermek demek "ben" olmayı bırakmadan "biz" olabilmek demektir. Gerçek mutluluğu bulmak için ise sevgi gerekiyor. Nelerden mi vazgeçeceğiz? Örneğin eşimiz mutfakta yemek hazırlıyorsa, elimize gazete alıp tv karşısında oturmayacağız. Ona yaptığının farkında olduğumuzu kelimelerle ifade edeceğiz, tv seyretmek yerine yanında bulunacağız, belki de yardım etmeyi birlikte bir şeyler hazırlamayı teklif edeceğiz. Sevgi paylaşmaktır; hayatı ve hayatın içindeki her şeyi.
Cevap: katılmıyorum. Ben evlenirken birçok şeyden isteyerek vazgeçtim. 18 yıl mutlu olamadım. Çünkü karşımdaki kişi hiçbir şeyden vazgeçmedi. Vazgeçme çabası bile göstermedi. Şu an mahkemedeyim. Boşanıyorum. Geç bile kaldım.
Cevap: evet katılıyorum çünkü bir insan evleneceği insanı seçerken eğer o insanın doğru kişi olduğunu düşünüyorsa birçok şeyden vazgeçer onunla mutlu olacağını düşünür ve bu mutluluğun her şeye değeceğini düşünür evlendikten sonrada bu mutluluğu yakalamışsa verdiği karardan büyük memnuniyet duyar.
Cevap:o söz çok doğru çünkü sevenler evlenir
Cevap: Güzel bir söz. Evlilikte "karşı" tarafın varlığını hatırlatan bir söz. Kendi kazanımlarımız peşinde koşarken karşı tarafın varlığını ihmal etmemiz nedeniyle evliliklerimizin tökezlediğini anlatan bir söz bana göre. Tek başına mutlu olmayı sağlamaz ama önemli bir konuya değiniyor.
Cevap: evet katılıyorum evlilik emek ister, özveri ister
Cevap: evet katılıyorum. Evlenirken insan iyi şeyleri görüyor. Karşısındakinin fiziksel ve psikolojik her türlü olumlu özelliklerinin farkında oluyor. Evlendikten bir süre sonra ise hayatlarının ne kadar değiştiğini fark etmeye başlıyor. Bu defa hayatlarında kendilerini çok mutlu eden şeylerin evlendikten sonra hayatlarından çıktıklarını fark ediyor. Örneğin erkek sakız çiğnenmesinden hoşlanmıyorsa bayanın evde sakız çiğnemesi sorun oluyor (çok ciddi bir sorun olmasa da can sıkacak konuşmalar oluyor.) Eee tabi Türk toplumu olunca kaynana, senin ailen, benim ailem meselesi çıkıyor. Evlenmeden önce bunlar hesaba katılsa mutlu evlilik yakalanabilir. En azından daha mutlu bir evlilik yakalanabilir. Beklenti bu gerçeğe göre ayarlanır ve yıkıcı hayal kırıkları yaşanmaz. Dolayısıyla ben bu söze katılıyorum.
Cevap: katılmıyorum çünkü bazen nelerden vazgeçtiğimizi bildiğimiz ve neler kazandığımızı da bildiğimiz halde bu ikisinin de yani kazandıklarımızın da vazgeçtiklerimizin de gerçek olmadıklarını görürüz. Beklentiler ve gerçekler arasındaki fark bir uçurum yaratır sonuç mutlu olmak çok zor..
Cevap: katılıyorum
Cevap: evliliğin fedakarlık istediği aşikar. Özellikle toplumumuzun büyük kesiminde bu fedakarlık maalesef hala bayanlardan bekleniyor. Evlenirken vazgeçilen birçok şeyin yanında aslında çok şey de kazanabilir insan.en güzeli de hayat boyu vazgeçilemez bir hayat arkadaşı. Ben henüz 1,5 yıllık evliyim iyi ki evlenmişim.
Cevap: evet çünkü kişinin seçimidir
Cevap: Katılıyorum. Çünkü evlilik iki tarafında fedakarlıklarda bulunması demektir. Bu fedakarlıklar ise, daha önce sahip olup da evlendikten sonra vazgeçmek zorunda kaldığı şeylerdir. Eğer kişi bunlardan taviz vermeye kararlı ise mutluluk bulabilir. Evliliğin ilk yılları belki önceki yaşantısından vazgeçmek, taviz vermek zor olur ama yıllar geçtikce, birbirlerini tanıdıkça daha uyumlu olmaya başlarlar.
Cevap: evet sevmek paylaşmaktır ne de olsa her bitiş bir başlangıçtır. Bekarlığınız biterken yeni ortak bir hayata merhaba dersiniz. Olgunlaşamamış insan anlık mutlulukların kazandıklarına sevinirken olgun insan ise iradesini kullanıp seçmeyi başarabilendir. İradesini kullanabilip seçmeyi becerebilen insanlar büyümüş demektir. Eh evlilik de çocuk işi olmadığına göre. Mutluluk ne aradığınızı bilmektir. Bu uğurda ne kaybettiğiniz önemli değil.
Cevap: Bu güzel veciz söze gönüllü olarak katılıyorum. Çünkü; Kazanç ile kayıp dengelendiğinde, sağlıklı bir tercihten söz edebiliriz. Özellikle kayıplarımızın (Özgürlük) tam olarak bilincinde olmak ise, evlilik mutabakatının ön koşuludur. Sonuç: İnsan aldığına bakarak mutlu olurken, kaybettiklerini de aynı olgunlukla karşıladığında mutlu olması mümkündür.
Cevap: Bugün haftanın sorusunu tekrar okudum ve üzerinde biraz daha düşündüm. Düşüncelerim biraz değişti, sizinle paylaşmak istedim. Evlenmek, bir yuva kurmak birçok kişinin hayalidir. Evleninceye kadar ben olan, yalnız olan kişi biz olunca yaşamında ne gibi değişikler olacağını bilir. Evliliğin ne anlama geldiğini bilen kişi bekârlıkta özgür olduğu belki kolayca yapabildiği bazı şeyleri evlendiği zaman yapamayacağını da bilir. Daha önce kendinden sorumlu iken, sonra eşi ve çocukları da devreye girer. Onların da yaşamlarının sorumluluklarını üzerine alır. Bir davranış yaparken artık ailesini de düşünür. Vazgeçtiklerinin farkındadır ama kazandıklarının da farkındadır. Gerçek mutluluğu bulanlar görev ve sorumluklarını, ne istediğini bilen kişilerdir.
Cevap: Evlilik kutsal bir müessesedir. Nasılı kadar niçini de çok önemlidir. Mutlu evlilikleri olanlar hiç bir şeyi kaybetmiş olamaz.
Cevap: evli değilim ama katılıyorum. Bu tıpkı çok sevdiğiniz tek kişilik koltuğunuzu bir başkasıyla paylaşmak gibi. Tek kişi oturduğunuzda hissettiğiniz rahatlıkla iki kişi birlikte oturduğunuzdaki rahatlık farklıdır ve siz o koltukta iki kişiyken sıkışacağınızı bilirsiniz ama zerre kadar rahatsızlık hissetmezsiniz. İşte böyle bir şey.
Cevap: Evlilik yaşı kendini tanıma sürecinin en azından bir parça tamamlandığı döneme denk gelenlerin yanıtlayabileceği bir soru gibi geldi bu soru bana. Çünkü 20 yaş ve altında evlilik yapanların, evlenirken ne kazandıklarını fark etmedikleri gibi, evlenirken nelerden vazgeçtiklerini de bilmedikleri kanaatindeyim. İşte bu nedenle ben etrafımdakilere bolca "ortak referans çerçevesi"nden bahsederim. Hiç olmazsa kendilerini bu şekilde tahlil edebileceklerini aktarırım. Onlara şunu açıklarım: Karşınızdaki kişiyi tıpkı matematik bilgilerinizdeki gibi birçok elemanı olan bir küme gibi görün. Kendinizi de diğer küme gibi düşünün. Ortak eleman yoksa kesişiminiz boş kümedir. Tıpkı şimdiki birçok evlilik gibi. iki kümenin kesişimindeki ortak eleman sayısı ne kadar çoksa ilişkinin sürdürülebilir süresi o kadar fazla ve niteliklidir gibi gelir bana. Bu benim evliliğe bakışım. Çünkü bir şeylerden vazgeçmemenin çıkış yolunun bu ortaklıkların çokluğundan geçtiği kanaatindeyim .
Cevap: Katılıyorum. Evlilik bir çok kazanç sağlarken, bir çok olanağı da isteyerek vazgeçtiğimiz müessesedir.
Cevap: ben değil biz olarak yaşamayı bilmek yani benden vazgeçiyorsunuz ve hayattaki öncelik sıralamalarınız ve amaçlarınız değişiyor.
Cevap: Aslında felsefe olarak ağır bir soru oku anla anlayabilirsen tıpkı filozof cümlesi. Gerçek mutluluk evlenirken ne kazanacağının farkında olmadan bir çok şeyden vazgeçenlerin yakalaması mümkün olan bir gerçektir. Oysa başlangıçta ne kazandıklarının farkında olup kendini mutlu sananlar bir hayal penceresinde yaşarlar ama gerçekte mutlu değillerdir. Eğer anladığım gibiyse bu söze katılıyorum. Çünkü kendim de gerçek mutluluğu Allah'a şükür yakalayanlardanım. Herkesin gerçek mutluluğu yakalayabilmesi ümidi ile...
Cevap: Bu söze katılmıyorum. Katılmamda mümkün değil zaten. Sağlıklı bireyler evlendiğinde gerçekten mutlu olurlar. Sağlıklı bir iletişim zorlama olmadan kurulan bir ilişki olmalıdır zaten taviz verilen bir ilişki sağlıklı değildir. Diyelim sağlıklı bir gencim seviyorum ve evlendim karşımdaki de sağlıklı bir ruha sahip. Sorunsuz bir ilişki sonucunda bu gençlerin yani benim evlenmemde bir sakınca yok. Kendimden taviz vererek kaybedeceğim bir şey yok karşımdaki şahıs da öyle bu yüzden bir takım şeylerden vazgeçmek demek takıntılı bir ruha sahip olmak demek. Böyle olursa eğer gerçek mutluluk olmaz .
Cevap: Kesinlikle katılıyorum. Çünkü yeni bir başlangıçta ortak bir yaşam söz konusudur evlilikte ve asla özverisiz olmaz. Ve bu ortaklığın sürmesi için belki de bedel ödemek lazım. İşte bu bahsettiğiniz şey sanırım, bazı şeylerden isteyerek vazgeçiş.
Cevap: çok doğru buluyorum. 8 yıllık evliyim ve evlenirken nelerden vazgeçtiğimin farkında değildim ve şuan da pek de mutlu sayılmam. evlenirken ki o heyecan olsa gerek vazgeçmek o kadar zor gelmiyordu. ama simdi vazgeçtiğim kimi şeylere özlemle bakıyorum çoğu zaman onların yerini doldurmaya çabalıyorum kendime yenilikler bulmayı deniyorum ama evlikte bu yenilikler birlikte yapıldığı zaman daha doğru anlamlar kazanıyor yoksa aynı yeni vazgeçmeler yaşanıyor diye düşünüyorum.
Cevap: evet söze katılıyorum. Bekarken düzensiz bir yaşantı sorumluluğu olamayan bir insansınız tabi genel olarak düşünüyorum.
Cevap: evet haklısınız. insan ancak birçok şeyden vazgeçebiliyor ve bunun neticesinde yabancı bir insanla hayatının birleştiriyorsa mutluluğu bulur. insan bir şeyler kazandığını düşünüyorsa ve gerçekten öyle olduğuna inanıyorsa başka tanımadığı bir insanla aynı odada aynı havayı soluyabilir ve onun tenine dokunabilir.
Cevap: evet katılıyorum. çünkü evlilik için kendi ülkesinden vazgeçmiş olan ablam var ve gerçekten mutluluğu yakaladı. ülkesinden ayrılmayı takıntı haline getirmedi ve eşine bu konuda baskı yapmadı. bu nedenle aralarında hiç problem yok.
Cevap: ben evlilik kararımı verdiğimde 23 yaşındaydım fakat evliliğin tahmin edildiği gibi güllük gülistanlık bir kurum olmadığını biliyordum. Hayatıma katacağı artı ve eksileri değerlendirerek bu hayata başladım. Böylece de karşılaştığım gerçekler karşısında hayal kırıklığına uğramadım. Belki bu konuda eşime olan sevgi ve saygının büyük payı vardır. Ancak her şeye rağmen evlilik yürütülmesi kolay bir sistem değil. Kısacası sözünüze sonuna kadar katılıyorum. Bu yolda 10 yılı aşmış ve hala mutlu olabildiğim halde.
Cevap: Evlenirken doğal olarak kendi isteğiyle evlenen herkes mutludur. Vazgeçme konusuna katılmıyorum. Olması gereken; evlenirken bir şeylerden vazgeçmek değil, bir şeyleri çoğaltmak olmalı. mutluluğu, sevgiyi, özgürlüğü, birlikte oluşturulan bütünlüğü, bütünlük içindeki her türlü paylaşımı ve sessizliğin güzelliğini vs. vs. Kısaca çoğaltılacak bir güzellik yoksa evlenmek neden olsun ki? Olması gereken bu fakat bir çoğumuz daha kendi ayaklarımız üzerinde duramamışken evlenip yanlış, eksik, mutsuz insanlara dönüşüyoruz. Türkiye'de evlilik dışıysanız, daha doğrusu bekar veya boşanmış ya da dulsanız (kadınsanız bir de) doğru dürüst bir ilişki yaşayabilmek için gereken saygınlığı koruyamıyorsunuz. Bunu hep söylüyorum evlilik kadınlara hak etmedikleri bir saygınlık kazandırıyor. Kısaca evliyseniz toplumda yaşamak daha kolay ve bu kolaylık sebebiyle evlilik insanları suça, ihanete, depresyona itiyor. Çünkü insanlar birbirlerini sevmediklerini anladığında ayrılmaları gerekirken bunu yapacak cesareti bulamıyorlar. Evlenirken, farkında olmalıyız evet ama önce kendimizin farkında olmalıyız ve ne beklediğimizi iyi bilmeliyiz. Çünkü beklentilerin karşılıksız kalması büyük hayal kırıklıklarına sebep oluyor.
Cevap: Evlilikte mutlu olabilmek için evlilikten beklediklerimizin en en en en az seviyede olması gerekir. Ne kadar az seviyede beklentileriniz olursa o kadar mutlu olursunuz.
Cevap: Beklentiler çoğu zaman bizleri mutsuz ediyor. Özellikleri tek taraflı hep olumlu beklentiler üzerinde durduğumuz vakit çoğunlukla hayal kırıklığına uğruyoruz. Sadece evlilikte değil, her başlangıçta durumun artılarını ve bunun yanında eksilerini sıraladığımızda eğer eksiler rahatlıkla göze aldığımız ve artıların yanında çok da önemli olmayacak konumdaysa ancak o zaman farkındalığımız ve tabi bununla birlikte mutluluk ve huzurumuz artıyor diye düşünüyorum.Vazgeçmek zorunda kalmak, insana ciddi bir esaretken, bilerek ve isteyerek vazgeçmek -feragat etmek- tam bir özgürlüktür.
Cevap: Evet katılıyorum. Evliliği insanlar bence, tozpembe görüyorlar. Beklentileri yanlış olduğu için, hep karşılarından bir şeyler bekleyerek evlendikleri için, evliliğe suç bulup evlenmenin kötü olduğu sonucuna varıyorlar. Oysa; evlilik; İki insanın hayatlarını paylaşmaya karar vermeleridir. Ama bu paylaşımı her iki taraf yada bir taraf üstün gelme savaşı haline getirirse o evlilik paylaşım değil, zulüm haline geliyor, her iki taraf için de. Oysa insanlar; evliliği kendinden sevdiğin için vazgeçme yeri olarak görerek isteyerek kendilerindekiler den vazgeçseler ve vermenin güzelliğine varsalar evliliğin aslında çok güzel olduğunun farkına varacaklar. Verme karşılıklı olursa; o paylaşımın güzelliği kalplerden gözlere yansır. İşte bu uyumu bulan ve hayatı birbirine zehir etmeyenler; bence, sözün de anlatmak istediği gibi kendi benliğindeki bazı huylardan, düşüncelerden eylemlerden kendiliğinden uzaklaşıp, diğer benliğe yaklaşanlardır. Ben bir gün bir yakınıma şöyle dedim "Evlilikte biz olmayı insanlar öğrenmeli". Yakınım bana şöyle dedi. "Ben eşime hiç biz demedim hep sen dedim". O da bana sen dedi. Bunun da hiçbir kötü tarafını yaşamadım. Evet biz değil, sen diyebilmek aslında çok şeyden isteyerek vazgeçmeyi kabul etmektir. Evlilik, iki insanın birbirini iyisi ile kötüsü ile kabul etmesidir bence. Sevmenin anlamı aslında budur. Sevdiğine karşılıksız vermektir sevmek.
Cevap: Katılıyorum. Çünkü sorulan sorunun ilk cümlesinde sınırlı bir zaman dilimi değerlendirmesi var. İkinci cümlesinde ise daha geniş bir zaman diliminin geniş bir farkındalıkla değerlendirilmesi söz konusu.
Cevap: bence kimse sevdiği bir şeyden isteyerek vazgeçemez. İsteyerek vazgeçtiğini sanmıştır. Ama eğer bir gün aşk masalından ayılırsa ki bunu pek çok kişi başaramaz özellikle biz kadınlar, evlenirken vazgeçtiklerinden üzüntü duyar. Pişman olur demiyorum. Bence sadece üzüntü duyar. Sonra benim gibi vazgeçtiklerinden alabildiği kadarını geri kazanmaya çalışır. Ama onları geri almaya çalışırken toplumun aslan kesiminden olan erkek, kadın beklentilerinin dışına çıktığından gerçek yüzünü gösterir. Kadın özgüven ve kendine saygısını yitirmiştir bu arada. Onları kazanmaksa gerçekten güç ister. Böylece evlilik gerçek anlamda biter. Gerçekten mutlu bir çift gibi görünmek için bir tarafın bolca taviz vermesi ve bir şeylerden vazgeçmesi mi gerekir? Acaba gerçekten mutlu bir çift var mıdır? Gerçek mutluluğu bulabilmek için bir şeylerden vazgeçmek gerekli midir? O zaman bu gerçek mutluluk olur mu ki? Ben çok taviz verdim. Hiç mutlu olmadım. Ama herkes bizi mükemmel bir çift sandı. Yani kadın rolümü iyi oynadım. Ama bütün gösteriler gibi bu da bir süre tekrarlandıktan sonra bitti. Evlilikte gerçek mutluluk diye bir şey yoktur ki. Mutluluk bağıldır.
Cevap: Hayır katılmıyorum. İnsanlar kazançlarına bakarak mutlu olabilir, kayıplarına bakarak mutlu olmak çok mümkün gözükmüyor. Tabii buradaki isteyerek vazgeçilen şeyler kayıp gözükürse.
Cevap: Her zaman insanı, bir şeylerden vazgeçmek üzer. İşte bu yüzden evlilik gibi önemli bir aşamada da kişi bazı şeylerden isteyerek veya istemeyerek de olsa vazgeçer ve uğruna bir şeylerden vazgeçeceğimiz insanı buluyorsak işte, o en büyük mutluluktur. Bu yazımdan da anlaşılacağı gibi bu fikre katılıyorum.
Cevap: evet katılıyorum çünkü aynı durumu şuan ben yaşıyorum eşimle evlenmem için şehir değişikliği yapmam gerekiyordu yani ya ailemi yada eşimi seçecektim ben eşimden yana kullandım tercihimi yani ailemden bir nevi vazgeçmek zorunda kaldım ama bundan hiç memnun ve mutlu değilim.
Cevap: Evet ikisine de katılıyorum. Her iki şekilde kurulmuş evlilikler ve mutlu olan insanlar var. Ama iki mutluluk arasında önemli farklılıklar var. Birinci mutluluk anlayışı 'çünkü'lerle dolu çünkü evi, arabası veya parası vardır. Evlilik temel niteliklerinden uzaklaştırılıp, eş yarının sigortası olarak görülmüştür. Bu evlilik zayıf binaya benzer. İç ve dış etkilerden kolayca etkilenir. İkincisi mutluluk anlayışında ise 'rağmen' bir duygu hakim. Uğrunda bazı şeylerden vazgeçmeye değen biridir. İyi günde, kötü günde yanında olan, aynı yolda bıkmadan, bıktırmadan yürüyen, iyi bir yol, hayat arkadaşıdır. Bu evlilik, bağlantıları iyi kurulmuş, projesine uygun yapılmış ve yapımında kaliteli malzeme kullanılmış sağlam bina gibidir onu kolay kolay bir şey yıkamaz.
Cevap: Evlilik güvenli bir alandır ya da aslında boşanmak diye bir şey olduğuna göre, evliliğin güvenli yüzüne kanmak, sadece bir zandır. Genellikle bu zanla hareket edildiğinden yani kaybetme korkusu, hele ki birde çocuk olduğunda "nasılsa çocuk yüzünden ayrılamaz" düşüncesiyle yok olabilir. İşte evliliğin bu güvenliğine aldananlar birbirlerine daha hoyrat davranmaya başlıyorlar. Zaten bir yandan da "çocuk varken ayrılamaz" denebilen bir evliliğin manası da yok. Evlenirken, o'na sahip olma duygusu birincil hedeftir ve sahip olduktan sonra o birincilin yerini başka şeyler alır. Mesela dediğiniz gibi o'na feda edilen şeyler ve işler tersine dönmeye başlar. Bana göre bu evliliklerdeki yanlış daha sonra değil daha evlenirken başlıyor çünkü sadece sahip olmak için evlenenler yada benden başka kimseyle evlenmesin düşüncesiyle evlenenler sevdiklerini sanıyorlar oysa sadece kendi egolarını seviyorlar. Egoları üzülmesin diye sahip olmak istiyorlar. O yüzden bu baştan yanlış zaten. Evlilik severek dayanışmak, anlamak, anlaşılmak, bölüşmek demektir. Bunu yaşayacağınız bir insanla evlenirseniz ne mutlu yani evlilik hakiki bir bilinç gerektiriyor. Onu niye istiyorum’un gerçek bir yanıtı olmalı. Heveslere kapılmamalı. Bir de ülkemizin gerçeklerini de göz önüne alırsak özellikle kadınların çok gelişkin ve bilinçli olmaları lazım. İllaki tahsilden bahsetmiyorum. Kişisel gelişimden söz ediyorum. Dolayısıyla söze tabi katılıyorum. "değer mi?"sorusuna taa başta, bu soruya bir daha dönmeyecek kadar sağlam cevap vermek gerekir. Sözün özünde olduğu gibi.
Cevap: Evet katılıyorum çünkü hayatına katılan herkes kendinden vazgeçmektir. Yaptıklarının ve yapabileceklerini hayallerinde yaşatmaktır.
Cevap: evet katılıyorum çünkü ben 1,5 yıllık evliyim ve söylediğiniz gibi nelerden vazgeçtiğimin farkında olarak evlendim ve mutluyum.
Cevap: Katılmıyorum çünkü zamanla evlilik ayrı bir kurum olarak kendi kurallarıyla çiftlerin hayatına hükmetmektedir bu kaideyi bireyler ancak aynı bilinç düzeyinde olabilir ve direniş göstermeye karar verirlerse bu kaideyi bozabilirler ki bugüne kadar da böyle bir çiftle tanışmadım kendimde olamadım ama en azından kendim olacağım hayalimi kaybetmedim..
Cevap: Katılıyorum; Çünkü evlenirken kadında erkekte karşılıklı olarak beklenti içindedir ve bu beklentilerinin karşılanacağını düşünmektedirler ve mutludurlar (tabi gönüllü olan evlilikler için geçerli bu). Evlilikte mutluluğu bulanlar bekarken sahip oldukları birçok lüksü bırakmak zorunda olduklarını bilenler ve bunu göze alanlardır. Bu da ancak bütün bunlara değecek olan kadına yada erkeğe sahip olmakla ilgili bir şey sanırım. Bulanlar çok şanslılar.
Cevap: Katılmamak ne mümkün. Her geçen gün insanlar neyi ne için yaptıklarının farkında olmadan günü birlik mutluluklar için yapıyorlar. Sadece ellerine neyin geçeceğiyle ilgileniyorlar. Bu da huzur ortamlarının uzun sürmemesine neden oluyor. Oysaki bir şeyler için ilk adımı atarken, bu sadece evlilik değil, nelerden gönül rızasıyla vazgeçtiklerini, ne kadar fedakarlık yaptıklarının bilincinde olsalar mutluluk kaynaklarını kaybetmemek için daha da çok fedakarlık yapacaklardır ve her geçen saniyenin ardından daha da mutlu olacaklardır. Tabi ki insan yaptığı fedakarlıkların farkında olmalı derken o fedakarlıkları karşısındakinin yüzüne vurmak aradan zaman geçtikten sonra isyanları oynamak için değil, her dakika karşısındakinin daha fazlasını hakkettiğini, daha fazlasını yaptığında da daha fazla mutlu olacağını düşünerek yapmasından bahsediyorum. Ama bunu yaparken de kimseye hak ettiğinden fazla değer vermemek çok önemli bunu da vurgulamadan geçemedim. Ben böyle düşünüyorum. Her anamızı bir amaç uğrunda harcayabilmek dileğiyle.
Cevap: katılmıyorum çünkü ben hiç bir şeyden vazgeçmem
Cevap: evet katılıyorum çünkü ben evlenirken birçok sosyal etkinliğimden arkadaşlarımdan ve çevremi değiştirmek zorunda olduğumu bilerek ve hala kafamda soru işaretleriyle evlendim. onunla mutlu olacağımı biliyordum ama getirdikleri ile götürdüklerinin nasıl bir denge oluşturacağına emin değildim iyi ki o kararı vermişim ve iyi ki bu ise bilinçli atılmışım çünkü çok mutluyum ve bu her halime yansıyor toplumla ve kendimle pozitif bir ilişki kurmamı sağlıyor onunla ve kendimle barışığım.
Cevap: ben 20 yaşındayım, ayrıca evlilik zor zanaat. Eee tabi ki biraz fedakarlık olacak ama çok büyük mutluluklar da biraz zor bulunuyor olsa gerek.
Cevap: katılıyorum. Evlilikte her iki taraf mı birbirlerinin mutluluğu için nelerden vazgeçebileceklerini açıklayacak yoksa tek taraflı olarak diğerinin mutluluğu için nelerden vazgeçebileceğini mi açıklayacak? Beklentilerde şeffaflık ve güven bence çok önemli.
Cevap: Ülkemizde özgür iradeyle oluşturulmuş birliktelikler de olmakla birlikte hala çok sayıda insan evliliğe adım atarken çevresi tarafından maddi ve manevi yaptırımlarla gölgelenmektedir. Hatta kimi özgür iradeyle seçilmiş gibi görülen birlikteliklerde kişinin gerçek seçimi olmayıp yaşamda aranan toplum içinde yer edinme ve/veya maddi koşullara göre şekillenebilmektedir. Kişinin kendini tüm bu durumlardan soyutlayıp gerçek seçimini yapabilmesi oldukça güç görünmektedir. Tüm bu detaylardan sıyrılıp özgür kararımızı verdiğimizi varsayalım. Bu durumda da tarafların kendilerini evlilik öncesi ne kadar doğru yada yanlış tanıttığı meselesi devreye girer ve bilindik cümle tekrarlanır. “evlenmeden önce öyle söylemiyordun ama” Bu tip olumsuzlukları yaşamamak için öncelikle insanların birey olma süreçlerini tamamlamış olmaları gerekir. Böylelikle çevresine tabi olmayacağı gibi kendi maddi manevi kaygıları da belirsizlik taşımayacak gerçek anlamda özgür bir seçim yapacak ve kendini olduğundan farklı lanse etmediği için evlilik içi şaşkınlıklara yol açmayacak yolunda gitmeyen tüm süreçleri mantık çerçevesinde çözebilecektir. Kimse mutsuz olmak için evlenmez ancak evlilik uzun soluklu bir maraton olduğu için denge unsuru çok büyük önem taşır. Aynı doğanın dengesi gibi her ne kaynaklı olursa olsun denge bir bozuldu mu yeniden dengeyi kurmak çok daha büyük bir çaba ve enerji gerektirir. Mutluluğun temelinde samimiyet yatar bu anahtarın açamayacağı kilit yoktur. saygılar
Cevap: evet katılıyorum. Ben özgürlük zannettiğim yaşam şeklinden vazgeçtim ve doğru kararı verdiğimi şimdi çok iyi anlıyorum. Sevdiğim insan için yaşam dahil her şeyden vazgeçebilirdim. Özgürlüğümden vazgeçmişim çok mu? Çok mutluyum.
Cevap: Katılıyorum. Çünkü, evlilik tavizler manzumesidir. Nelerden fedakarlık edeceğini bilerek yola çıkanlar sonuçlara şaşırmazlar.
Cevap: bu sözünüze katılıyorum çünkü bir şeyi gerçekten istiyorsan onun vereceği artı ve eksileri de katlanmak zorundayım. eğer ki evliliği seçtiysem nelerden vazgeçtiğimin bilincinde olurum ve ona göre davranırım gerçek mutluluğu bulursam gözümü kırpmadan her şeyden vazgeçerdim ailem hariç.
Cevap: evet katılıyorum bir kişi evlenmeye karar verdiğinde o fedakarlıkları yapacak olduğundan göze almıştır sevgi ve hayat paylaşımı olduğundan ve hayati 2 kişi olarak planlayacağından artık tek başına yapabilecek şeylerden vazgeçmesi gerektiğinden diye düşünüyorum
Cevap: Kesinlikle katılıyorum. Çünkü evlilik fedakarlık, çaba ve değer vermeyi gerektiren bir süreçtir. Bu yaşam boyu sürmesi hedeflenen süreçte uyuşmazlıkların olması elbette ki olağandır ve tarafların bazı konularda hemfikir olmamaları gereklidir de. Ancak olası bir uyumsuzluğun çözümünde taraflardan birinin ve bazen ikisinin de ne derece fedakarlık yapabilecekleri, yaşamlarının o dönemine kadar oluşturdukları doğrularından, değer yargılarından ne kadar taviz verebilecekleri ve vermeleri gerektiği önemli bir konudur. Bu nedenle kişilerin evlilik gibi tüm yaşamlarını etkileyecek ciddi bir kararı vermeden önce kendi kişiliklerini, ihtiyaçlarını, davranışlarının altındaki güdüleyici faktörleri çok iyi tanımış olması gerekir. Ancak bu sayede evlilik esnasında yapacakları fedakarlıklar kendilerine yorucu, yıpratıcı ve aşırı gelmeyecektir. Evliliğin uzun soluklu, mutlu ve huzurlu olması buna bağlıdır diye düşünüyorum.
Cevap: Evet katılıyorum. En verimli çağınızda evlilik derdine düşünüyoruz. Yaş 30 denince erkekleri evlendirmeye kalkıyorlar. Toplum olarak bir vazife ama gel gör ki kişinin tercihi. Ben tam işlerimin rayına oturduğu verimin bol olduğu bir çağdayım. Evlilik demek benim için bu verimden vazgeçmek demektir. Ev derdi dert. Offff asıl evlilik her şeyden vazgeçmek değil, güven ve işlerden vazgeçmektir..
Cevap: evet. Çünkü evlilik empati kurmaktır,anlaşılmaktan çok anlamak istemektir, duygusal düşünsel tamamlanmadır. Daha iyiye güzele ulaşmak için bir şeylerden vazgeçeriz, vazgeçmeliyiz. Ödülümüz gerçek mutluluk olur vazgeçtiklerimize de değer.
Cevap: evet hocam katılıyorum. Çünkü evlilik karşılıklı anlayış ve fedakarlık isteyen kutsal bir kurumdur. Bu sorumluluğu bilen ve taşıyan insan hayatı boyunca mutlaka mutlu olacaktır. nelerden isteyerek vazgeçtiklerini düşünecek ama bunun karşılığında neleri kazandığını gördükçe aslında vazgeçtiği şeylerin kazandıklarının yanında çok küçük kaldığını müşahade edecektir.
Cevap: Katılmıyorum. Çünkü evlenirken bir şeylerden vazgeçilmez. Evlilik karşılıklı sevgi, saygı ve anlayıştan olur. Eğer eşler birbirlerine saygı duymuyorlarsa olmaz. Tabii bazı şeyler birlikte olur. Bazen de tek başlarına özel yapacakları şeyler vardır. Evlilikte bir şeylerden vazgeçmek gerekmez. Dengeyi kurmak önemli. Evlilik bir paylaşımdır. Tabii ki iki değişik aileden gelen insanların görüş ve görgü farkları olacaktır. Bunları saygı çerçevesinde ortak noktasını bulmak gerekir.
Cevap: evliliklerini iyi bir şekilde geçiren insanlar evlenirken nelerden vazgeçtiklerini hiç ama hiç düşünmezler çünkü her şey istedikleri gibidir. Ancak evliliklerinde problem yaşıyor olsalar işte o zaman nelerden vazgeçtiklerini hatırlarlar.
Cevap: çok göreceli bir kavram olmakla beraber, bence doğru benim de 1 seneyi geçkin bir ilişkim var ve Allah'a şükürler olsun çok mutluyum. Hatta bazen yasam şartlarımın bile olgunlaşmasını beklemeden evlenmeyi düşünüyorum onunla, bu daha çok özgürlüktür benim için. Gerçekten doğru kişiyi bulduğun zaman tereddüt etmeden kabul etmek lazım bence. Ama günümüzde hayat bizi hep çalışmaya ittiği için (tabi babadan kalma bir zenginliğimiz yoksa) hep iyi yasam kalitesini oluşturmaya çalışıyoruz ve evliliği geri plana atıyoruz 80 kuşağından itibaren bu yüzden evlenme yaş oranı daha daha yukarılara çıktı. Ben televizyoncuyum ve artık yaptığımız haberler insan ömrü nasıl daha fazla uzar ve kadınların doğurganlıkları kaç yaşına kadar devam ediyor ve hep süregelmiş olan kadınların yas belirtilerinin izleri nasıl daha ileriye atılabilir. Tabi erkeklerinde kellik ve göbek sorunları sadece yaşlarını belli etmemek için yaptıkları hazırlıklar bunların hepsi. Ben katılıyorum bu söze ama anlaşılan yaşam bize istemediğimiz şeyleri yaptırıyor bazen. Yani zamanı hiç bir zaman ne geri alabiliyoruz ne de durdurabiliyoruz. Yani ya zamana ayak uydurup gecikmeli aşklar yaşayacağız ya da standartlarımızı biraz düşürüp mutlu olacağız. Sanırım ikisinin de bedeli özgürlük olacak. Secim gene yaşayan insanın tabi...
Cevap: evet katılıyorum evlenirken mutla olmak önemli değil asıl olan evlendikten sonrada mutlu olmayı başarmaktır.
Cevap: kesinlikle katılıyorum. bazen ne kazandığının farkında olmak yerine neler kaybettiğini anlamış olmak insanları mutluluğa götürür.
Cevap: bence insan özgürlüğe alışmış ve evlilik birçok özgürlüğümüzü engelliyor gibimize geliyor, o yüzden genelde erkekler evlilik hayatında evden kaçarlar ama bu sorunu sadece bayanlar çözebilir ve biz toplum olarak daha yeni yeni kendi isteklerimizle evlenmeye başladık o yüzden bence şuan bu söz Türkiye için geçerli değil. bence ve şu bir gerçek ki ünlü insanların magazin programlarında insanları evliliğe değil de tek yaşamak ve kaçamak yaşamaya örnek olması da gençleri evlilikten uzaklaştırıyor. bence evlilik dış güzelliğe göre değil seni şuan mutlu edeceğine ve ilerde mutlu edeceğine inandığın ve her zaman yanında olacak biriyle yapılmalı yani evlenmek için evlenilmemeli.
Cevap: Kesinlikle katılıyorum. Sözünüzden de çıkarılacağı gibi evlilik bir nevi fedakarlık yarışıdır. Tabii bunun farkında olan için, yani fedakarlığını yapacağın şeyden önceden haberin varsa ve bunu haz duyarak yapıyorsan zaten sorun yoktur. Fakat tek kazandığının evleneceğin andaki mutluluk heyecanı ile aldığın kararlar olduğunu düşünüyorsan işin zor demektir. Sizin de söylediğiniz gibi hayatta iki önemli şey var, 1-gayret 2-bu gayreti gösterirken duyduğun haz. Eğer vazgeçtiklerin zorla elinden alınmışsa ne gayretin kamçısını hissedersin ne de şehvetin mutluluğunu.
Cevap: evliliği düşünmediğim için yanıt bana yabancı kalıyor. Hala mutluluk kaldı mı? Sizin sorduğunuz sorudaki mutluluk o kadar hayal geliyor ki bana. Ancak bu mutluluk doğru insanların karşılaşması sonucunda olan bir mutluluk. Bu da zor bir ihtimal. Hala doğru insanlar kaldı mı ki? Özellikle Türkiye gibi bir ülkede. Ailemden örnek vereyim. Annemle babam 40 yıldır evliler onları hiç mutlu görmedim ne benden önce ne de benden sonra. Hep kavga, hep kargaşa. Bu doğal olarak bize de yansıyor. Bilinçli evlilik çok nadir. Onlar da cehaleti yenebilenlerin evliliği. Gerisi kaderine talim. Mutlu evlilikler gerçekten var mı? Benim için evlilik demek dünyayı, hayatımızı kirletmek demek. Düşlerimizde gördüğümüz o evlilikler sadece düşlerde mucize olarak kaldı.
Cevap: oldukça anlamlı bir söz ve ben de içtenliğimle katılıyorum çünkü evlilikle birlikte neyi kaybedeceğinin farkında olmayanlar kaybettiklerinde evlilik giderek korkunçlaşır ve kişiye verdiği tek şey mutsuzluk ve işkencedir.
Cevap: evet katılıyorum çünkü evlilik kutsal bir birlikteliktir insanların bu birlikteliğe başlamadan önce her türlü olumlu olumsuz sonuçları göz önünde bulundurarak bu işe kalkışmışlardır o yüzden bu düşüncenize katılıyorum.
Cevap: tabi ki. sadece evlilik için geçerli değil dostluğun devamı içinde bu vazgeçişe seve seve razı olunur, çünkü gerek evlilikte gerekse dostlukta sevgi saygı hakimdir. Dolayısıyla bu güçlü sevgi bağı beraberinde vazgeçişi yani bana göre fedakarlığı yaptırır insana eza vermeden.
Cevap: kesinlikle katılıyorum. Türk kadını evlendikten sonra erkeğine yapacağı zulüm için bilenmektedir. erkeğine ne kadar acı çektirebileceğinin hesabını yapar. erkek de bunu bilerek evlenir ve acı çekmeye başlar ve de 6 ay sonra karısını aldatır. bu kadar basittir işte.
Cevap: tamamı ile katılıyorum evlenirken hiçbir beklentim olmadı hatta evlenmeyi bile düşünmüyordum. yaşamda elde edilecek olan her şey bir zaman ve emek gerektiriyor zaten sahip olmak istediklerime birden sahip olsaydım asla mutlu olmazdım, hayat bana her istediğimi altın tepside değil ama istediğim şekliyle istediğim kadarıyla sundu. hala da yapacak çok şeyim var ve ben bunları yapabilecek gücü kendim de görüyorum. siz ve sizin gibi insanlar sayesinde kendime olan güvenimi çevremdeki insanlara güvenmeyi onları anlamaya çalışmayı öğrendim ve öğrenebileceğim şeylerin ne kadar çok olduğunu görünce biraz dehşete kapılıyorum ama vazgeçmek niyetinde değilim ömrüm yettiğince aklım erdiğince öğreneceğim ve öğrendiklerimi öğretmeye ve uygulamaya çalışacağım. ben babasız büyüdüm bir erkek modeli önümde yoktu bu nedenle kendimde iki modeli de yoğun yaşıyorum.
Cevap: ben 2. Seçeneğe katılıyorum. Bir insanın severek vazgeçtikleri onun hayatında ki en büyük değişimdir çünkü bu bir devrim niteliğindedir. Sevmek çok güzel bir duygu yaşanması gereken bir hayat, neden vazgeçilmesin ki?
Cevap: ilk cümleye katılmıyorum: aşkın fizyolojisi açık. Yani insan aşıkken neyin ne olduğunun tam anlamıyla farkında olamıyor. Hormonal ya da 3boyut ötesi deyin ne derseniz deyin, mantık aranmıyor aşkta. Sayın prof. Dr. Üstün Dökmen'in de anlattığı gibi-aşk satranç oynarken sırf eşiniz atı seviyor diye o taşı almamaktır. Yani mantık gereği olan bir şeyi reddedebilmektir. Daha yorum yapabilirim ama sanırım yeterli. İkinci cümle için de: evlilikte gerçek mutluluk sanırım ihtiyaçları karşılama doğrultusunda birlikteliğin zorunluluğunu anlayıp bunu kabullenenlerin ödülü.günümüzde ayrılıklar neden artışta? Cevabı maddi özgürlükte sanırım. Eşlere bağımlı olmadan yaşayabilme. Bunun yanında evlilikte mutluluk sizin kafanızda. Her zaman dışarıda bir yerlerde eşinizden daha güzel ya da daha zeki kadınlar ya da adamlar (ya da arası :) ) olacaktır. Sizin huzurunuz sonuçta içinizde olacaktır. Mutluluğunuz da.
Cevap: Gerçek mutluluk yerine, daha mutlu oluyorlar demeyi tercih ediyorum ben. Evlilik de bir tercihtir. Diğer hayat tarzları içinde bir tanesi. Yapılan her tercih diğer tercihlerin dışlanmasıdır, yani diğer olasılıklardan vazgeçilmesidir. Vazgeçilen olasılılıktan kastım birlikte olunabilecek diğer kişiler değil. Evlilik, tek başına iken yapılan bir çok şeyden vazgeçmektir, çok daha fazla sorumluluk demektir. İnsana verdiği mutluluktan burada bahsetmeye gerek görmüyorum. Evlilikle nelerden isteyerek vazgeçtiklerini bilenler, hem kendilerini nelerin beklediği konusunda bir fikre sahip oluyorlar sanırım ve onlara daha gerçekçi bir bakış sağlıyor yeni hayatlarına. Ancak daha da önemlisi, nelerden vazgeçtiklerini bilenler, evliliklerinin vazgeçtikleri şeylere göre çok daha değerli olduğuna kanaat getirmiş, bunu sadece duygusal ya da önceden öğretilmiş bir istekle değil, gerçek anlamıyla istemiş oluyorlar. Böyle söylerken vazgeçilen şeyler ile evlilik arasında bir kabaca değer kıyaslaması yapmıyorum. İkisi arasındaki değer ilişkisi konunun sadece bir yönü ve ikinci derecede önemli. Daha önemli olanı yukarıda da belirttiğim, gerçekten istemek ve sorumluluk bilinci. Bu bilinç ve istekle başlayan bir ilişkide mutlu olma ihtimali de yaşanan mutluluk da daha fazla ve kendini nelerin beklediğini düşünmeden girilen her yolda beklenmeyen olaylar karşısında duyulan kaygının gölgesinden uzak olacaktır.
Cevap: katılıyorum çünkü ülkemizde çoğu insan evlendikten sonra nelerden feragat etmesi gerektiğini bilmiyor. Sonuç olarak da gerçeklerle yüz yüze kalıyor. Tabi sonuç ayrılığa doğru yol alıyor. Hani siz kitabınızda demiştiniz ya insanlar evlenmeden önce partnerinin ütülü yüzü ile karşı karşıyadır. İşte mutlu olmak için gerçek bir yüz ile karşılaşacağını bilmelidir. Bunu kabullenmelidir. Çünkü hayat toz pembe değildir. Ama insanlar gerçekten mutlu olmak isterlerse kara bir hayatta yeter.
Cevap: ben 10 aydır evliyim ve şöyle söyleyebilirim. Ben buna katılıyorum ama şöyle bir etken de var evlenirken yaşanan duygular ve şartlar 10 sene sonra aynı olmayabiliyor. Gerçek hayata ve gerçek sorumluluklara geçiş beklenilenden daha ağır gelebiliyor bazen. Ya da karşınızdaki insan mızıkçılık yapabiliyor. Yani aslında sadece buna bağlayamayız mutluluğu. Ben isteyerek vazgeçtim ve vazgeçtiklerimden pişman değilim ama bazen vazgeçme sebebimin doğruluğunu irdelediğim oluyor.
Cevap: tabii ki katılıyorum. ne bilirsin ki ne kazanırken ne kaybettiğini; ne bilirsin ki ne kaybederken ne kazandığını. işte bence evlilik de dahil olmak üzere hayat bu. Bir Kadın Bir Ses isimli kitabınızdaki saniye çelik gibi.
Cevap: katılıyorum çünkü evlilik insanın dönüm noktalarından biri olduğundan bazı fedakarlıkları yapmalı. Her şeyin bir bedeli var.
Cevap: Kısmen katılıyorum. Çünkü evlilikte bazı fedakarlıklar yapmak gerekiyor ve bu fedakarlıklar isteyerek yapılıyorsa mutluluk kendiliğinden geliyor ama kendini bir şeylerden vazgeçmeye zorlarsan mutluluk ne yazık ki kısa sürüyor. Herkese gerçek mutluluklar bol kazançlar.
Cevap: Bence evlenirken karşılıklı olarak bir takım şeylerden vazgeçilir. Evet bence de bu vazgeçtiklerinin farkında olanlar mutlu olurlar. Belki de buradaki gizli kelime farkındalıktır. Nelerden fedakarlık edeceğini bilmektir. Çünkü bizler evleneceğimiz zaman toplumda karı koca sıfatının yanında gelin damat daha bir çok sıfatlar da yer alacağız. Evini yıllar boyunca sevdiğin mutlu olacağın insanla paylaşacaksın; ama bunun bir takım şeylerden vazgeçmek olduğunun farkında olursan mutluluğu yaşarsın. Eğer bunun farkında olmazsan tabi ki karşılıklı her iki tarafın farkında olması gerekir o zaman sorunlar ortaya çıkmaya başlar. Evlenmeden önce çok rahat arkadaşlarınla gittiğin mekanlardan vazgeçmeyi bilmek gibi.
Cevap: Bu söze katılıyorum çünkü; ben de evlendikten sonra bazı şeylerden vazgeçtim. Eşim uykusuzluğa dayanamaz ve ben de tam aksine akşamları oturmayı seven biriyim. İlk zamanlar bu bana bayağı zor gelmişti ama tesadüf nişanlıyken bir kitap almıştım. Daniel golemanin kitabi ve bu kitapta ''eşinizi değiştirmeye çalışmayın onu öyle kabul edin aksi takdirde onu kaybedersiniz'' diyordu. Ben bundan vazgeçtim ve bunun gibi başka bir kaç şeyden daha. Tabii ki o da. Şunu itiraf etmeliyim ki çok mutluyum. 3 senedir evliyiz daha bir kere kavgamız olmadı. Bizim bir sorunumuz olsa sorunu yaşayan tarafın biraz neşesi gider karşı taraf bunu hemen anlar ve konuşuruz. Bu sorunu asla es geçmeyiz. Konuşuruz hallederiz. Bu yüzden hiç birbirimize bağırmadık hakaret etmedik. Doğrusu az önce anlattığım kitabın evliliğime çok faydası olmuştur.
Cevap: doğru, ben onlardan biriyim çünkü.
Cevap: acaba insanlar evlenirken kazandıklarının tam olarak bilincindeler midir? Bu yaşanmadan nasıl emin olunabilir ki. Bence bilincinde olabilecekleri tek şey kaybedebilecekleridir çünkü onlara sahiptirler o yüzden kesin yargıya varmak kolay olur zaten evlenirken de kaybedeceklerinin farkındalar galiba en zoru da bunu kabullenmek |