Türk insanının yüzünde öfke olup olmadığı konusunda sorduğumuz soruya sizlerden gelen yanıtları paylaşıyoruz.
Soru: Uzun yıllar yurt dışında kalmış bir tanıdığım, “Türkiye’ye her gelişimde çoğunluğun yüzünde ‘öfke’ görüyorum. Türkler neden bu kadar öfkeli?” diye sordu. Tanıdığımın yukarıda ifade ettiğim gözlemine katılıyor musunuz? Katılıyorsanız, yukarıdaki "neden" sorusunu nasıl yanıtlarsınız?
Cevap: öfkeli bir toplumuz bence bastırılmış kişilikler ve ben olma çabası içindeki bireylerin patlamasıdır bu.
Cevap: Yapmaktan haz duyduğu bir islerinin olmaması olabilir. Bu haz hissedilmeyince de "ben ise yarar bir şey ortaya koyamıyorum" düşüncesi oluşabilir. Yani en azından, ben öfkeli olduğum zamanlarda bu tarz bir duygu içinde oluyorum
Cevap: Evet, gerçekten insanlarımız öfkeli, mutsuz. Çünkü öncelikle hayattan ne istediklerini bilmiyorlar. Biraz bilseler, onlardan daha iyi bilen öğretmenleri, büyükleri, patronları, amirleri hemen onlara hadlerini bildiriyorlar. İşyerinde, devlet dairesinde Türkler her zaman kısıtlamalarla karşılaşıyor. Bunun yanına maddi sıkıntıları da ekleyince toplumsal huzursuzluk ortaya çıkıyor. Olaylarla karşılaştığımızda artık, olması gereken değil, en azından olması gerekene yakın bir davranış gösterilmesini bekliyoruz. Ama gerçek hayatta hiç olmaması gereken bir davranışı karşımızda görünce, kafayı da yememek için "Burası Türkiye, burada her şey olur" diyerek boş veriyoruz. Bütün bu belirsizliklerin sonucu öfkeyi doğuruyor.
Cevap: tek cevap şu olabilir burası Türkiye okumak yaşamak ulaşmak her şey burada zor bu şartlar da insanları böle yapıyor
Cevap: çünkü insanlar artık her şeyi her ana kaybedecekler duygusu içerisinde rahat bi gülümsemeyi değil yüzlerine ruhlarına bile yeri yok onun için olabilir..
Cevap: katılıyorum. çünkü Türkiye’deki insanların çoğu kendi istediklerini değil başkalarının isteklerine göre yaşıyorlar. El alem ne der anlayışına göre.
Cevap: çoğunluk öyle olabilir. Bunun yaşam zorluğundan, geçim sıkıntısından olduğu da kaçınılmazdır. Arkadaşınızın gözlemi sadece insanların yüz ifadesinde değil Türkiye de yaşamın zor olmasından kaynaklandığını da düşünmesi gerekirdi. ben 19'a girmek üzereyim üniversiteyi kazandım bu yıl. Çok mutlu olacağımı düşünmüştüm ilk hazırlandığım yıllarda ama öyle olmadı. Kazandım bir mesleğim olacaktı ama hala öss gibi gençliği daha en verimliği çağında yıpratan sınava öfkeliydim. Şimdi öfkem geçti daha rahatım tedavi gördüm ama bitmedi beni gelecekte sıkıntıya sokacak olan kpss endişelendiriyor. Sizce insan bu koşullarda nasıl rahat ve öfkesiz olur? Ben de bunu merak ediyorum...
Cevap: Türkler az şeyle mutlu olmayı bilmediğinden olabilir. sürekli daha fazlasını istiyoruz.
Cevap: Evet katılıyorum. Çünkü Türkiye'de her şeyi hızlı yapayım, ben şu arabayı sollayayım geç kalıyorum, bu yaşlı kadına yol verirsen geç kalırım vs. gibi düşünceler var bu yüzden Türkiye'de hemen hemen herkes ÖFKELİ!!!
Cevap: katılmıyorum
Cevap: Katılıyorum. Evden dışarıya adımımı attığım andan itibaren insanların barut fıçısı üzerindeymiş gibi davrandıklarını görüyorum. Nedenin sadece ekonomik sorunlar olduğunu söyleyemeyeceğim çünkü maddi durumu iyi olanların da çoğu "öfkeli" gibi geliyor bana,en azından benim karşılaştıklarım öyle. Bilmediğim başka bir neden var sanki! Yaşar Kemal'in "Bir Yudum İnsan" isimli programda gelişmiş ülkelerden bahsederken "orada insanlar birbirlerine gülümsüyorlar, buradaki gibi birbirlerini öldürecekmiş gibi bakmıyorlar" dediğini hatırlıyorum. Bahsettiğiniz "öfke" konusunda iyi bir örnek bence.
Cevap: ilk olarak tam olarak katılmıyorum bunun birazda yöresel olduğu kanısındayım biz millet olarak çok hassasız karşı tarafı çok önemsiyoruz birazda arabesk yaşam tarzımızdan kaynaklandığını düşünüyorum biz mutluluğu gülmekte değil ızdırapta arıyoruz geçmişteki elemlerden mutluluk çıkarmaya çalışıyoruz belki de yozlaştık oysa bizim esnafımız komşumuz birbirini her gördüğünde sürekli hal hatır sormak bizde adetti bu noktada da katılmıyorum böyle bir söylemden yozlaştığımız sonucunu çıkarırım çabuk verilmiş bir karar olarak görüyorum.
Cevap: aslında yanıtlaması çok basit. yurt dışında hiç bulunmadım ki oralardakiler gülüyorlar mı ya da gülümsüyorlar mı diye. ancak Türkiye de gerçekten de DEĞERLER konusu (dostluk arkadaşlık vatandaşlık aile yaşantısı günlük hayat.) yani maddi ve manevi değerler çok hızlı ve negatif yönde değişiyor. kısa örnek vereyim. borç almak için babam eskiden arkadaşından isterdi tabii o da hemen verirdi.( güvendiği için.) aynı kişi bugün aynı miktarda parayı cebinde dahi bulunsa vermiyor. güvensizlik nerden geliyor bilmiyorum. çünkü kırk yılı aşkın komşumuz olurlar kendileri. maalesef bankaya uğramak zorunda kalıyor babam. bir diğeri Türkiye her yönden diğer dünya ülkelerine göre kültürel ve ekonomik yönden transit bir bölgede. her şey çok hızlı değişiyor. göçler hat boyutlarda artan nüfusa binaen. böylece kırk yıllık komşularımız olamıyor artık. herkes yabancı herkes başka biri. bu hızlı değişim insanları yoruyor bıkkınlık veriyor. değişime ayak uyduramayan geride kalıyor. bence bu öfkenin altında yatan esas öğe güvensizlik. gelecek korkusu. nasıl mı ? genç nüfusumuz çok fazla ve fazla olduğu içinde gelecek korkusu daha çok oluyor. ben ikinci üniversiteyi bitiriyorum. ömrüm okumakla geçti ama hep zevk aldım okumaktan. ama evlenmek para kazanmak iş sahibi olmak çocuğunu kucağına alıp yurt dışına tatile gidebilmek..... Allah aşkına bunları yapabilen bir ülke neden ve neyden öfke duysun ki efendim.
Cevap: insanı insan yapan temel duygularıdır temel duygularımız hiç önemsenmez göz ardı edilir alaya alınır. bunlar birikir ve öfkeye dönüşür. katılıyorum
Cevap: öncelikle katılıyorum öfkeliler. nedenini bilmiyorum. Türk erkeği olduklarından olabilir
Cevap: öfkeliler çünkü hiç kimse çevresiyle beraber yaşamıyor. yani kendilerine hayatın akışına bırakmışlar. kafalarında her şey var. ama bence kendileri yok. yansıyan öfkeli yüz kendilerinin değil yaşam akışına kendini bırakmış olanların bence
Cevap: Şu öfkeli Türkler ha! Bana göre 4 mevsimi yaşıyoruz. Uyum sağlayamıyoruz değişikliklere ve yalancı mevsimlere .......
Cevap: evet katılıyorum nedeniyse bana göre aile ve yaşam şartları
Cevap: Öfkeden çok mutsuzluk ve korkunun verdiği gerginlik diyebiliriz bence yaşanan her olumsuzlukta dışımızdaki insanları suçlamanın ve hiç bir zaman varlığımızın onaylanıp kabul edilmemesine olan alışkanlıktan olsa gerek. Toplumsal bir durum,incelenmesi ve sebeplerinin ortaya konulması gerek diye düşünüyorum.Bununla birlikte bunun kırsalda böyle olmadığını da biliyorum.
Cevap: mutlu olmanın ne olduğunu bilmiyorlar da o yüzden.bakmayı bilmek lazım.insanı üzme lüksü kendisinden başkasına verilmemeli. insan mutlu olmak isterse olur, bahaneyi kendi yaratıyor insanların.tek sorun kendimizi tanımamamız.
Cevap: öfke, zehirli bir duygu. Bir günde de oluşup insana yerleşmez. Yıllar alır, o öfkenin oluşumu ve surat ifadesinde yansıması. Yani bunu açıklamak için, kişilerin yetiştiği aile ve çevrenin incelenmesi gerekiyor diye düşünüyorum.
Cevap: ilk bakışta tanıdığınızın (kişinin) YABANCILASMA sorunu var sanırım. O yabancılaşmaya devam etsin umduğunu bulamamışlığın öfkesini karşısındaki insanlarda görüyordur -kişi kişinin aynasıdır-. Kendisini davul zurna ile karşılayacaklarını, saygınlık duyacağını mi (yaşadığı ülkede bulamadığı...) sanıyordu acaba ? Kesin olmamakla beraber tanıdığınız bir yanılgı içerisinde ve de bocalıyor. Zira biz Tükler öfkemizi de dışa vurmasını bilen bir millet olarak o tanıdığınız çevresindekileri öfkelendirecek bir şeyler yapmış ise ki öyledir çoğunluğu öfkelendirmiştir de o ektiğini biçmektedir. Zira ben de uzun yıllar yurt dışında yaşıyorum ama her Türkiye ye gidişimde öfke falan görmüyorum insanların yüzünde.... "neden" sorusunu vatandaşımız kendinde aramalı bana kalırsa, insanları öfkelendirmemeye özen göstersin.
Cevap: çünkü duygusal anlamda tatminsiziz. Anadolu’da aileler çocuklarına nasıl sevildiklerini hissettireceklerini bilmez. Daha doğrusu bu akıllarına bile gelmez. Hatta duygusallık saklanacak bir şey gibidir. Bazı ailelerde çocuklarını, büyüklerinin yanında sevememek gibi bir şey hatırlıyorum. Bu ayıp karşılanıyordu. Duygusal anlamda öldürülmüş insanlar tatminsiz oluyor ya da içlerindeki güzelim duygular tersi duyguya dönüşüyor. Sevgi nefrete, övgü öfkeye vs. Neredeyse her Türk erkeğinin içinde, güçlü hissedebilmek için korkulma arzusu var ve neticesinde maçoluğa hayranlık doğuyor. Oysa kadının istediği de bu değildi. Evlenmeden önce bir türlü doya doya yaşayamadığı aşkı evlenince yaşamak hayali içindeydi. Bu döngü çocuklara yansıyor ve aile gibi, ilişki olgusunda yakınlık kelimesinin bile yetersiz kalması gereken bir oluşumda anlaşılmak hayal haline geliyor. Yani, hiç ayrılamam derken kavuşmak hayal oluyor. Öfkeli olmamızın nedeni tatminsizliğimiz. Duygularımızın artık yaşayabileceklerine ümitlerinin kalmaması sonucu yerini olumsuz duygulara terk etmesi. Daha pek çok etken var tabi ki. Çevre şartları, maddi olanaklar, yaşadığın ülkenin şartları vs.. Ancak en temel olanı kişisel yaşamdaki tatmin. Hani her iş yerinde ya da sınıfta dönen laflar vardır. Hocanız yada patronunuz işe sinirli gelirse, "karısıyla kavga etmiş, benden çıkardı." Dersiniz .özel ilişkilerdeki mutluluk her türlü zor koşulla mücadele etme motivasyonu sağlar inancındayım. Hasılı kelam kişisel gelişimin hayati önemi olduğunu düşünüyorum. Kişisel gelişimden oldum olası uzak duranlar nedeniyle öfkeli bir toplumuz.
Cevap: Katılmıyorum. İnsanlarımız öfkeli değiller. Aksine öfkelenecek halimiz yok.Öfkeli değiliz de mutlu değiliz.Yüzümüzde yapmacık bir gülücükle dolaşmadığımız için belki dışarıdan öfkeliymiş gibi duruyoruz. Aslında belki de bizim yerimizde başka bir toplum olsaydı çoktan ipler kopmuştu. Basın yayının toplum üzerinde bu kadar ayrımcı bir politika izliyor olmasına rağmen bizler hala güçlü bir toplum olarak devam edebiliyorsak eğer bunun sebebi şimdiye kadar birbirine düşman edilmeye çalışılan o uç kesimlerin aslında çoktan birbirimizin içine kaynaştığından dolayıdır. Bu yüzdendir ki insanlarımız mutsuz.Yukarı tükürsen bıyık aşağı tükürsen sakal hikayesine döndü. Bir de üstüne zaten var olan geçim sıkıntısını eklersek kimse bizden zil takıp oynamamızı beklemesin. Eğer oynarsak da niye oynadığımızı herkes takdir edecektir sanırım.
Cevap: Türklerin öfkeli olduğuna katılıyorum. Çünkü gelecek kaygısı, çıkar üzerine kurulan ilişkiler, hayat pahalılığı, yoğun trafik, adaletsizlik, insanları öfkeli hale getirdi. Haksız da sayılmazlar. Gülerek başlayıp gülerek bitirebildiğin bir gün olmuyor. İnsan düzgün davransa dahi karşısındakiler davranmıyor.
Cevap: Evet katılıyorum. bunun nedeninin çok fazla haksızlığa uğramaktan kaynaklandığını düşünüyorum. Ben yöre olarak Adana'da yaşıyorum, bunu bölgesel olarak da biraz beslenmeye bağlıyorum, insanların çok fazla et yiyerek saldırganlaştığını düşünüyorum.
Cevap: göreceli. yurtdışında yaşayan bir arkadaşım tatile geldiğinde, yurdum insanı gibi yok doğrusu demişti ve bir sürü gözlemini anlatmıştı yaşadığı ülkeden. insan ilişkilerinden serzenişlerde bulunmuştu. kesin dönüş planlarını bile yaptığını ve nefes alabildiği tek yer olan ülkesinin olduğunu söylemişti. Öfke bir duygu her insanda ve toplumda farklı nedenlerden dolayı oluşabilir ve yansıyabilir.
Cevap: kendilerini değil sürekli başkalarını değiştirmek istediklerinden ve bunun da çok zor olduğunu bilmediklerinden.
Cevap: katılıyorum; sanırım bu içimizdeki korkuları, güvensizliğimizi, bağımlı kişiliklerimizi gizlemek için kullandığımız bir maske, aslında öfkeli bir millet değiliz öyle olmamız gerektiğine inanıyoruz ve inancımızı sergiliyoruz
Cevap: Türkiye’de yaşanan bu kadar karmaşadan sonra zaten insanlarının yüzlerinin gülmesinin beklenmesi hata olur. Kendi ülkemizde ikinci sınıf insan muamelesi görüyoruz. Nasrettin hocanın da dediği gibi artık parayı veren düdüğü çalıyor. Bu kadar hayat gailesinin ardından insanlar artık yaşamaktan zevk almayı unuttu. Ama ben 20 yaşında bir genç olarak her şeye rağmen hayata umutla bakmayı istiyorum. Bunda da ısrar edeceğim..
Cevap: bence öfkeli değiller. ben de yurt dışında bulundum hiç öyle gelmedi Türk çocukları bana evet şiddete eğilimli olabilirler bu da biraz medya özendirmesi diye düşünüyorum
Cevap: evet katılıyorum çünkü genelde kendi düşüncemizden çok başkalarınınkini uygulamaya çalışıyoruz başkalarını memnun etmek adına utanç duygusuyla beslendiğimiz için doğduğumuzdan beri;sürekli korkuyoruz kendimiz olmaktan. kendimizi ifade etmiyoruz edemiyoruz. değer kelimesi sakız olmuş dillerde.hiçbir anlam ifade etmiyor kimseye. içimizdeki meleği öldürmüşüz belki de bilmeden. bunları görmeden başka bir dünya arıyoruz. maalesef kendimizi, benliğimizi yitiriyoruz. içimizde bitmek bilmez bir öfke büyüyor o yüzden.
Cevap: bence Türkler güler yüzlü. türküm diye söylemiyorum. yurtdışından tanıdıklarım var onlar daha asık suratlılar. öfkeliler bence.
Cevap: doğru, evet çünkü Türkiye de insanlar aslında yaşamayı bilmiyorlar diyemem, çünkü yaşamanın ne demek olduğunu bile bilmiyorlar, başarı için koşmuş, hayat hedefleri olan biri ve buna ulaşmak için çabalayan insanlar var mıdır ki? insanlar başarılarından, hayatlarının doluluğundan mutlu olsunlar....
Cevap: Türklerin neden bu kadar öfkeli olduğunu yurt dışındaki şartları tanıyıp kıyaslama olanağı olanlar daha iyi tanımlaya bilirler sanırım. Burada yaşayanlara göre bizler gayet normaliz. Hatta çok bile güler yüzlüyüz. Her gün izlediğimiz haberlerin, gündemdeki konuların tekdüzeliği hatta bayağılaşması, açtığımız gazete sayfalarının üzerimizde bıraktığı etkiler, konu komşu ziyaretlerinin kısırlaşmış kısırlı muhabbetleri, alışverişe çıkanların kılı kırk yaran cebimizi filemize denk düşüre bilme becerileri, sosyal tehditler, global tehditler, çaresizliği çaresizliklerle sınırlandırmış genel bakışlar, oh be bunaldım iş çıkışı eve gidip kafamı dinleyeceğim umuduyla gelip dinlenirken töre cinayetleri içerikli filmlerle kendini yarına hazır hisseden dingin beyinler, Yok yok ben töreli möreli film izlemiyorum, en iyilerin sms le elendiği yarışmaları izlemek en azından daha eğlenceli ne de olsa kan gövdeyi götürmüyor. Ama hakkını yemeyelim her gün izlediğim hacivatla karagöz, okuduğum tilkiyle horoz hikayelerine ve haberlerine inanılmaz gülüyorum. Kim demiş Türk halkının yüzü asıktır diye. Buyursunlar buradan yaksınlar efendim görelim kimin yüzü daha çok gülüyormuş.
Cevap: Bu gözleme kesinlikle katılıyorum. Her anlamda az gelişmiş bir toplum olmaktan gelişmeye doğru yelken açmışken bu hareketliliğin içerisindeki bazı hukuksuz kuralsız gelişmeler insanlarda doğal olarak gelecek kaygısı yaratıyor. Bu kaygı insanları mutsuz ve huzursuz yapıyor.
Cevap: Bence biz tatmin olmayı bilmiyoruz. Azla yetinen,sahip olduklarıyla mutlu olan insanlar değiliz.
Cevap: yaşam koşulları karşısında yaşanılan çaresizlik olabilir mi? Her şey gittikçe kötüye gidiyor duygusu?
Cevap: katılıyorum. Nedenini de çok kısa açıklamak istiyorum. Türkiye de bir kısım insanlar kendilerini çoban olarak görüyorlar ve gütmeye sürü arıyorlar. Türk halkı güdülmekten hoşlanmayan bir halktır. ne yazık ki yavaş yavaş buna da alıştırıyorlar insanları. Millet artık enayi yerine konulmaktan son derece rahatsız ve bu rahatsızlıkları gündelik yaşantılarında ister istemez yüzlerine yansıyor...
Cevap: Türkler mutlu,sevecen insanlardır. Ama hayat mücadelesi çok zor, ondan bence böyle hemen öfkeleniyoruz. Buna bende dahilim hemen öfkelenir, kızarım sonra üzülürüm ama ne çare
Cevap: gülmeyi bilmiyoruz. Duygular açık yaşanmadığı için duygusal zeka ve ironi yeteneği gelişmiyor. Bu nedenle sadece öfkeleniyoruz. Çünkü çok kolay
Cevap: aslında bunun nedeni mış gibi yaşamlar kitabınız da zaten çok açık bir şekilde belirlenmiş.bence mış gibi yaşayan bir insanın huzuru yeterince bulup yüzünün gülmesi pek beklenemez.neticede bir takım şeylerdeki yetersizliğinin bilincinde olup iç çatışması yaşıyordur.
Cevap: tanıdığınızın yorumuna yüzde yüz katılmıyorum; ama kendisi bir genelleme yapmış olabilir. ya da o öyle anlamış olabilir. ama tabi ki insanlarımızın öyle olması ihtimali de vardır. nedenlerine gelince; Türk insanının çoğunun yaşam şekli bellidir, burada şartlar o kadar da iyi durumda değildir, en basitinden çalışan birisinin ücretinin düşük olması, işe gitmek için çektiği onca çile, belki işyerinde yaşadığı olumsuzluklar olmasına rağmen geçim derdinin baş gösteriyor olması ve kişinin mecburen çalışması durumu, onu öfkeli gösterebilir. Her gün aynı şeyleri yapan, ama bazı ihtiyaçlarını karşılayamayan bir çalışan, genelde asabi, duyarsız ve öfkeli olabiliyor. tabi bunların yanında insanların kişisel problemleri de olabilir. Maddi, manevi bir çok konuyu ihtiva eder bu problemlerde. yani kısaca demek istediğim, insanlar maddi-manevi-sosyal bir takım ihtiyacını karşılayamıyorsa, bu durum o insanların yüzlerine de yansır, işine de, ailesine de. Bu durumda önemli olan bence -kişinin kendisini kaybetmemesi, ve sorunlar ne olursa olsun ayakta durmasını bilmesidir.
Cevap: Aile sevgisinin yokluğu, güvensizlik, işsizlik, adaletsizlik işte bu bizim Türkiye’miz iyi bakın ve söyleyin nasıl olsun insanlar?
Cevap: Ben şahsen ona hiç katılmıyorum, Batıya nazaran Türklerin durumuna iyi bakmamış, eğer yakından bakarsa aslında Türklerin adeta öfke sinirlerini aldırmış bir toplum olduğunu görebilirdi. Tabi ben sosyoloji-psikoloji yi bilemem ama en azından batılı medeniyetlere göre bir rekabet, bir azim, bir ilerleme isteğinin gelişim diyalektiği gibi şeyler bizde pek yok maalesef her şeyden önce bizim doğal toplum reflekslerimiz yok, ya kaldı ki yapay görüntüler vs şeylere öfke demek belki bu toplumun göstermek istediği bir öfkesi de vardır ama bu durum Türklerin öfkesiz bir toplum olduğu gerçeğini değiştirmez ....
Cevap: Evet katılıyorum. Bizler öfkeli bir toplumuz. Sorunlarımızı konuşmak yerine tepkilerimizi gösteririz. Neden öfkeliyiz? Çünkü yeterince demokratik ilişkiler içinde değiliz. Ailemizden başlarsak çocukken yeterince söz hakkımız olmaz, yetişkin bireyken aslında çok azımız sizin kitabınızda bahsettiğiniz gibi yetişkin birey... Çoğumuz yetişkin çocuklarız maalesef... O yüzden çocuklar gibi küser, çocuklar gibi kızar çocuklar gibi öfkelenir çocuklar gibi döveriz. İş yerlerimizde de düzeni sürdürürüz yeniden oluşturmak yerine... Ülkemizin yönetiminde de söz sahibi değilizdir zaten mahallemizde de sitemizde de... onun için ona buna öfkelenir ona buna çatar ona buna söylenir dururuz. Bir türlü rahat insan olamayız. o yüzden de çok öfkeli çok kızgın görünürüz. Bırakın insanlarla barışık olmayı kendimizle barışık değilizdir.
Cevap: evet bizi bize anlatan doğru bir tahlil bence ve altındaki neden bastırılmışlık biz rollerle büyüyoruz kendimizi yaşayamıyor ve yaşatamıyoruz ve dolayısıyla da kendimizi tanımıyoruz kim, ne ve niçinleri sorgulamayı ne kadar geç yaşarsak yaralarımız o kadar derin oluyor bunlar bize gerekmeyen herhangi bir zamanda öfke, hırs ve hırçınlık olarak geri dönüyor biz kendimizi yaşatmayı beceremiyoruz iç huzursuzluklarımızı bir öfke, mutsuzluk olarak yansıtıyoruz diğer kültür insanları daha mı şanslı diye düşünmeye başladım kendilerine ve dolayısıyla da yaşamı paylaştıkları sevdiklerine,çevrelerine karşı olması gerektiği kadar dürüstler ne istediklerini ve istemediklerini bize göre daha iyi biliyorlar. Rollere bürünmüyorlar.
Cevap: sanırım katılacağım. Hepimizin bildiği gibi Türkiye çok sorunlu bir toplumdan oluşuyor. Sınıf farklılıklarının olduğunu düşünüyorum. Yani bir bakıma modernleşmiş kölelik soyluluk ilişkisi. Yani şimdiki işçi işveren gibi ilişkisi gibi. Bunun dışında çok kötü yaşam koşulları. Cinayetler, kapkaç olayları, tacizler, adalet sistemindeki korkunç ve bir türlü kapatılamayan boşluklar ve dolayısıyla insanların birbiriyle iletişiminin çok kopuk olması, güvensizlik, sokakta yürürken her an başınıza bir şey gelecekmiş korkusuyla yürümek, bir türlü yıkılmak bilmeyen korkunç tabular ve söylenecek bir çok şey. Hemen her gün gazete okuyan birisiyim. İnanın ülkemizde değişen bir şeyler göremiyorum. Olaylar hep aynı sadece isimler değişik. Ben öfkeliyim. Annem, kardeşim, komşum, akrabam öfkeli. Nasıl olmayalım söyler misiniz. Öfke; gösterebileceğimiz en basit ve normal tepki bence. Sanırım Türklerin neden öfkeli olduğunu anlamak o kadarda zor değil. Arkadaşınızın İstanbul’un işlek caddelerinden birinde birkaç saat durup etrafını izlemesi sorusuna cevap bulmasını sağlayacaktır. Bunun için üzgünüm.
Cevap: Türkiye'de neden sosyal patlama yaşanmıyor sorusuna bir hocamız: "Biz padişahlıktan geliyoruz ve o dönemde hak her şeye boyun eğiyordu. Bunun izleri halen devam ediyor." demişti. Belki de buna benzer bir nedendir. Dış ülkelerce küçük görülmek, ülkeyle ilgili kendimizle, yaşamımızla ilgili sorunlarımız birikiyordur ve biz bunu anlamadan yüzümüzle yansıtıyoruzdur. Belki de haksızlıklara karşı beraber uğraşalım çabasının yerini sadece kendimizi korumak, ailemizi korumak alıyordur ve biz bunun yükü altında böyle bir savunmaya bürünüyoruzdur.
Cevap: Evet her yüzde öfke, korku, dert, nefret ve şüphe var. Türkiye bence sadece tarihiyle yaşamış. Şuan ise karşıdan görülen bir Türkiye. Ben küçük bir yerleşim yerinde yaşıyorum. İzmir`liyim ben, burada insanlar sadece ekmek kavgasına düşmüş. Neden niçin yaşadıklarını bilmiyorlar daha doğrusu bunu bilmek için bir hayat standartları verilmiyor. Kimi iş bulmak için (ki bu kasabada çoğu genç hiçbir şeyin farkında değil) kimi evlenmek, kimi ev geçindirmek, kimi çocuğunu büyütmek, okutmak. Yani herkesin bir derdi var. ben 16 yaşında lise öğrencisiyim ve bir şans kasabada okul var. Bu kasabada yaşayıp yüzünde öfke okunmayan hiç kimse yok gibi. Ve ben bu yüzlere bakmak istemiyorum; hayatın sadece bunlar olmadığını bilmek değil; yaşayıp görmek istiyorum ve bunun için tek çarem-iz okuyup gitmek.
Cevap: Tanıdığınızın teşhisi kesinlikle doğru.İşim gereği çok sık yurt dışına, Avrupa, Orta Doğu (İran - S. Arabistan - B.A.E) ve Uzak Doğu (Malezya - Singapur - Endonezya) ülkelerine gidiyorum. Bu ziyaretlerim ortalık bir haftalık ziyaretler şeklinde oluyor. Dönüşümü takip eden ilk hafta aklınıza gelecek her konuda insanlara karşı sevecen ve hoşgörülü davranıyorum. Ancak sonra yavaş yavaş davranışlarım değişiyor, öfkeli bir insan oluyorum. Bunun nedenini çok kere düşündüm ve bulduğum nedenleri aşağıdaki şekilde sıralayabilirim. 1. Toplumun tamamı ortak yaşama kurallarını kabul etmiş. Aksi davrananlar anında ve ağır bir şekilde mevcut otorite tarafından cezalandırılıyorlar. Böylece kimse başkasının hakkına tecavüz edecek davranışlar sergilemiyor. Söylediklerime basit bir örnek vermem gerekirse, trafikte emniyet şeridini ihlal edip kendinize bir çıkar sağlamaya kalktığınızda çok ağır cezalandırılıyorsunuz. Bu da otoriteye güven duymanızı sağlıyor 2.Yazılı ve sözlü medya günlük politika ve ekonomi ile bizdeki kadar içli - dışlı değil, dolayısıyla sokaktaki insanlar gereksiz politik, ekonomik tartışmalar ile kamplaşmaların içinde değiller. Onlar ile İran da bile Ahmadinejad'ı değil yaşamı konuşabiliyorum 3. Yine mevcut medya kurumları mazoşist bir yayın anlayışından uzaklar. Yapamadıklarından ve yaptıklarının yetersizliklerinden değil neleri iyi yaptıklarından bahsediyor. Kendilerini önemsiyorlar. Bazılarının propaganda amaçlı olduğunu bilsem bile hiç değilse insanların moralini bozmuyorlar diye düşünüyorum. 4. Yönetimler ülkelerinin temel kavramlarını değiştirmek konusunda gereksiz kamplaşmaya yol açan kararlar üzerinde tartışmıyorlar. 5. Para tabi ki herkes için çok önemli ama sanki her değil gibi hareket ediyorlar. Ticari ilişkilerde verilen sözlerin dışına çıkılmıyor. Ortak bir güven mutabakatı var
Cevap: evet katılıyorum bence Türkiye’deki hayat şartları insanlara verilen değer medeni gelişmiş ülkelerdeki gibi değil hayat standartlarının yetersizliği ve bizim toplumumuzdaki insanların okuma ve öğrenme konusunda azlığı bunun sonucunca insanlarımızın bilinçsiz oluşu.
Cevap: Eğitim ailede başlar. Aileden iyi eğitim alınmayıp yetersiz eğitim sistemimiz de buna eklenince, yüzlerinde öfke olan insanlar yetişiyor.
Cevap: insanların yüzündeki öfkenin nedenini Türkiye’de yasayanlar anlar zaten. Türkiye’nin içinde bulunduğu durum, insanların yasam standartları doğal olarak yüzlerine yansımış olabilir. stres denilen gerçeğin göstergesi diyebiliriz demek ki bu kadar belli oluyormuş dışarıdan. arkadaşına hak vermek gerek.ancak gelecekte daha neşeli olabileceğimizi düşünüp mutlu olmak istiyorum sizler ve sizin gibi insanların peşinden giden insanların bunu başaracağına eminim.
Cevap: evet katılıyorum çünkü Turkiye’deki yasamdan sıyrılıp dısarıdakı rahat oldugunu dusundugumuz bır hata suruyor turkıyede ıse ınsanlar hayat sartları geregı ve ınsanlar kendı ayakları uzerınde durabılmek ıcın bırıbırını kırarak zarar vererek bıseyler elde ettıklerını dusunduklerınden kendını kurtardıgı takdırde hıc bır sorun olmadıgını dusundugu ıcın BİREYSELCİLİK yaygın oldugundan
Cevap: bence öfke değil bir zırh,dışarıya karşı kötülüklere karşı...
Cevap: üzerimizdeki dış programlamalar o kadar fazla ki, kendi benliğimizi bastırıp istemediğimiz şekilde yaşıyoruz. bu da bizi yeterince hırçın yapıyor. gerek ekonomik baskılar gerek sosyal baskılar olsun insanlar çileden çıkıyor. aslında kimse olmak istediği yerde ve olmak istediği gibi değil.özellikle gençler tamamen bir boşlukta. biz gençlerin hayatı her şekilde karartılıyor. eh erken yaşta bu sorunlarla karşılaşan gençler ileride davranış bozuklukları olan bireyler oluyor. 26 yaşında olmama rağmen hala benim yerime ailem karar veriyor. hala kendime bir yol çizemedim ve herkes neden bu kadar hırçın olduğumu soruyor. Söyler misiniz nasıl öfkeli olmayalım.Yarının anne adayı olan ben daha hayatıma bile hükmedemezken nasıl sağlıklı nesiller yetiştirebilirim. Tüm ebeveynler çocuklarını sahip oldukları bir mal olarak görmekten vazgeçsinler artık. Birlikte değiştirelim bu köhne düzeni, birileri şu dış programlamalara dur desin artık, birlikte mücadele edeli. daha huzurlu, dingin, aydın bir Türk milleti modeli çizelim.
Cevap: sosyo-kültürel-ekonomik yoksunluk!!!!! yoksulluk kelimesini kullanmıyorum çünkü ülkemiz insanı sosyal kültürel ve ekonomik bir yoksunluğa doğru azimle ilerliyorlar. Gayri safi milli hasılası ve kişi başına düşen milli geliri gayet düşük olan köklü olmayıp yakın bir geçmiş tarihe sahip olan ve aile bağları 18 dediğinde biten nice ülke fertleri mutlu olabiliyorlar çünkü doyum noktasından en başta bireysel olarak yoksun değiller.
Cevap: ülkemizdeki insanlarda çok yaygın olarak yüz simalarında öfke ve mutsuzluğun işaretlerini görmekteyiz ben bunu turistik bölgelerimizde fark ettim yabancı turistlerin yüzünde gülücükler açarken bizim insanımız tatile değil de sıkıntı çekmeye gelmiş gibi endişeli ve öfkeliler bence sebebi düşüncelerinde saklı ortamı değiştirmişler tatile gelmişler ancak bakış açılarını ve düşünce biçimlerini değiştirememişler evindeki işindeki sıkıntı ve takıntılarını beraberinde tatile getirmişler ve ne yazık ki bunu farkında bile değiller, insanların mutlu veya mutsuz olmaları küçük bir şeye bağlı değil mi, düşünce biçimine, güzel düşünen güzel bakar güzel bakan güzel görür güzel gören yaşamdan tat alır
Cevap: evet maalesef öfkeliyiz. nedeni sadece ''öfkenin bize örnek olması''. çocuğu yemek yemiyor diye kızıp bağıran annenin, gel dediğimde gelmiyor diye evi sakinlerine(?) dar eden bir babanın çocuğu neden agresif olmasın? ya huyundan ya suyundan demişler. Ya da tam tersi; el bebek gül bebek yetiştirilen çocukların sonuna ne demeli istediği olmayınca -ki hayat istenilen her şeyin olmaması demektir- yapmadıkları yok. ama yavaş yavaş beynimize birtakım doğrular monte edilmeye çalışılıyor da toparlanmak ümidindeyiz.. yalnız çok zor , müthiş bir sabır gerekli.. yurttaşlarının hepsinin kör olduğu bir memlekette gören tek kişi hasta sayılırmış.. sabır dostlar bir süre daha belki beş belki on yıl hasta olmaya mahkumuz... sonra. sonra mı; tahammül ve güler yüz gün ışığıyla doğacak, ay ışığıyla sürecek, gecenin karanlığı bile şaşırıp sinirden gülecek.
Cevap: Katılıyorum çünkü bizim insanımız kendisini ifade edebilme özgürlüğünü hiç bulamamış, ya sen bilmezsin diye susturulmuş yada ne yapacağı başkaları tarafından söylenmiş. Kendisini gerçekleştirmek isteyen insan engellenirse,saygı duyulmazsa, güvenilmezse ve koşulsuz sevilmezse öfkeli bir yaşam sürer diye düşünüyorum.
Cevap: Öfkeliyiz çünkü kendimize olan öfkemizi dışarıya yöneltiyoruz. Öfkeliyiz çünkü engelleniyoruz: Yaşam hedeflerimizden ve kişisel isteklerimizden. Bunları gerçekleştirmek bizim sorumluluğumuz ama kolaycılıkla başkasından bekliyor veya onları suçluyoruz. Öfkeliyiz çünkü başkalarına (aile, arkadaş, eş, çocuk vs.) hep evet, kendimize ise sıkça hayır diyoruz. Öfkemiz aslında kendimize. Kendi sahip olamadığımız kendi öz değerimize!!!! Bunu fark etmek bile öfkelendiriyor beni.
Cevap: Evet katılıyorum. Tüketim toplumu olduğumuz için. Saygıya, sevgiye, hoşgörüye yatırım yapmak gereksiz geliyor insanlara. Tükete tükete tükeniyoruz.
Cevap: kesinlikle katılıyorum, yaşam şartlarının zorluğumu yoksa yetiştirilme tarzımı acaba diye düşünüyorum. ayrıca aile ve öğretmenlerde daha çocukken öfke tohumları ekiyorlar diye düşünüyorum.
Cevap: gerçekten yasamadıklarından, sadece günün gereklerini yerine getirdiklerinden... Yasamın tadına varamadıklarından.. Kendileri ıcın yasamadıklarından.. Yarınlarını güvence altında görmediklerinden... Yaşanan haksızlık ve eşitsizliklerden... Hayat şartları altında bunalmaktan... Tüm bunlara karsın kendilerini gelıstıremedıklerınden.. Dogru dusunemeyı bılmedıklerınden...
Cevap: Bu gözlemi o'nun gözüyle yapabilmiş olmak gerekirdi. Ama genel bir mutsuzluktan bahsedebilirim. Nedenine gelince Türkiye çelişkilerle iç içe yaşamaya mahkûm edilmiş gibi görünüyor. Kültürel değerlerini güncelleyememiş, modern normları yerleştirememiş... "Ne İsa'ya ne Musa'ya" yaranabiliyor. Bu da toplumsal dokuyu zedeliyor. Sosyal sağlığı bozuyor. Anlayış gidiyor, öfke ve gerginlik onun yerini alıyor. “Bu ülkenin milli eğitiminden sorumlu üst düzey kimseler, “önemli bir şey söylüyorsunuz, ne demek istiyorsunuz, bize anlatın,” demedi henüz.” Siteminiz aslında çok acı bir gerçeğimize işaret ediyor. Eğitim ve sosyal sağlık adına yapılabilecek çok şey var…
Cevap: hayata yeniden sarılmak ve kendimi tamamen değiştirmek istiyorum daha çalışkan daha zeki olmak
Cevap: ülkemizde yaşayan Türklerin her zaman gelecek ve yaşam kaygısı var. tarihten bu yana tükler hep belli bir otoriteye sahip ve bu kuralları yıkamayan Türkler bazen çağın getirdiği yenilikleri sevse de kabullenemiyor. bir çoğu hayatı kendi tercihleriyle yaşamıyor yapmak istedikleri yapamıyor hep kendi isteklerinden çok el alemi önemsiyor ve bu da onları mutsuz yapıyor.bu mutsuzluk zamanla kalıcılık kazanarak öfkeye dönüşüyor. çoğu istediği hayatı yaşamıyor.
Cevap: inanç eksikliği bu dini inanç anlamında değil herhangi bir şeye inanarak coşku duymak
Cevap: katılıyorum.yaşam standartlarımız ve eğitim düzeyimizden kaynaklandığını düşünüyorum
Cevap: katılıyorum. sosyo-ekonomik sorunlar çok fazla ayrıca güler yüzlü ve mütevazı olmanın bir erdemlilik olduğu düşünülmüyor.
Cevap: katılıyorum gençlik hayata negatif bakıyor bir çoğu da bunları ailesinden alıyor, her gelen yeni nesil yeni kuşak daha sinirli olacak gibi geliyor... ben de hani bunları yazıyorum çok bilgin yaşı kemale ermiş biri sanmayın 19 yaşındayım... söylediklerimin bir çoğunu kendimden pay biçiyorum. hayatımda bir çok şeyi kafama haddinden fazla taktığımı düşünüyorum. bir çare bulmak lazım bana aslında ne yapmalıyım
Cevap: Türkler neden bu kadar öfkeli ? Sevgi ve anlayıştan uzak, ceza ve anane yöntemi ile büyütülen insanlar, doğup büyüdükleri kendilerini ait hissettikleri yerlerden ait olmadıkları şehir hayatında yaşatılmakta, yaşatılmak denirse sosyal güvencesi olmayan temel ihtiyaçlarını karşılayamayacak kadar az kazanan bir toplum karşısında bazı nedenlerle çoook kazanç elde eden insanlar aynı fanusta yaşıyor. isyan ve öfke kaçınılmaz hale geliyor böylelikle.. Eh zaten genetik olarak ta savaşmayı seviyoruz. 20.yüzyılda tek güvendiğimiz kurum Silahlı Kuvvetler, neden diye sorulur mu daha fazla
Cevap: Ben de arkadaşınızla aynı görüşteyim. İnsanların çok dolu olduklarını ve başlarına gelen her olayı bardağı taşıran son damla olarak gördüklerini düşünüyorum. Sabır yok, anlayış yok, umursamazlık, öfke ve saldırganlık çok. Nedeni sanırım toplumdaki her bireyin kendini değersiz hissetmesi.
(30.09.2007) |