Doğan Cüceloğlu Doğan Cüceloğlu Doğan Cüceloğlu
Hayatınızı Etkileyen Kim Oldu?
Anadolu İnsanının Bilgeliği
Amerikalılar Hiç Pratik Değiller
En Doğrusunu Ben Bilirim
Hocam Bizi Yaktınız!!
Akıllı Adam Bunu Yapar mı?
E-posta listemize katılın
Yazılar
"Siz Öfkeliyken..." Sorusu

Öfkeli olduğunuz anlarla ilgili gözlemlerinizi isteyen sorumuza sizlerden gelen yanıtları paylaşıyoruz.

Soru: Kendi yaşamınızdan bazı gözlemlerinizi benimle paylaşmanızı istiyorum. Kendinizi ‘öfkeli,’ ‘kızgın,’ ‘gergin,’ ‘sinirli’ ve ‘rahatsız’ bulduğunuz zamanları hatırlayın.
• Nasıl bir ortamdaydınız?
• Kim(ler)le etkileşim halindeydiniz?
• Sizin beklentileriniz neydi?
• Onların beklentileri neydi?
• Sonunda öfkeli olmanızla ilgili neyin farkına vardınız?
Daha sonra bu öfkeyle ne yaptığınızı sormuyorum; şimdilik yalnız, sizin öfkeli olmanızın altında nelerin yattığını deşmeye, anlamaya çalışıyorum.

Cevap: Benim hayatımda en çok öfke duyduğum zamanlar annemle iletişim kurduğum zamanlardı, çünkü beni hep kontrol etmeye ve yönlendirmeye çalışmıştır ve ben bunu binlerce kere yapmaması gerektiğini söylemişimdir ama yine yapmıştır. Beni bilerek (bilinçli olarak) bağımlı ve kontrolünde tutmaya çalışmıştır. Bu işin bilinçli olduğunu kavradıktan sonra stratejik davranmaya başlayıp, mesela askerde hiç para istemedim, evlenirken hiç ekonomik ilişki kurmadım, çok bağımlı yetiştiğim için ve kendine güveni çok az olan biri olduğum için çok acı çekiyordum, aramadan duramıyordum, aramamam gerektiğini düşündüğümde veya evliliğime karıştırmamam gerektiğinde karıştırmıyordum ama ne kavgalar oluyordu, eşime bunları evlenmeden anlattım, şimdi konuştuğumuzda Allah allah ne iyi annesi var biraz abartıyor diye düşünüyormuş. Ben kendimden önce üç kardeşim evlendi, hiç biri de kavgasız olmadı, bunlardan ders aldım. şu an annemi çok seviyorum, iki, üç haftada bir görüşüyoruz, ama ne bana, ne çocuklarıma, ne de eşime karışamıyor. Eşimle iletişimimde çok öfkelenmişimdir, eşimle ilk on yıl çok tartışmalarla geçmiştir, o zamanlar içki, sigara kullanırdım. İş arkadaşlarımla ilişkimde çok öfkelenirdim, çünkü hiç biri konuştuğu gibi davranmazdı, bazen ben deli miyim diye çok düşündüm ama iyi ki pes etmemişim. Şimdi herkesi çok seviyorum.

Cevap: Yalnız. Sevgilimle. Üzerimdeki yükü atmak. Üzerime yük yüklemek. İnsanlarla etkileşimden kurtulamayacağımın farkına vardım.

Cevap: evde. kayınvalidemle . daha dikkatli davranılması. yapmamı istediği ev işleri. olumlu olumsuz hiç bir sözüne tahammül edemediğimi.

Cevap: kendimi en son rahatsız hissettiğim ortam, bir apartman toplantısı ortamı idi. Beklentimiz apartman sorunlarını tespit edip sorunu ortadan kaldırmaktı, olay tartışmalarla geçmişe yönelik tartışmaya dönüştü, sorun halledildi belki ama gürültü ve boş laflar çok can sıkıcıydı. Neden öfkelendiğime gelince süregelen hataları herkesin fark etmesine karşın bu hataları yada aksilikleri ortadan kaldırmak yerine insanların birbirlerini ezme ve üzme çabaları ve kişilerin her durumda çıkarları kişiselleştirme çabaları, farkındalığı artırma çabasındaki insanların sözlerinin değersizleşmesi için kişisel konuların itibarlı insanların ağzını kullanarak itibarsız cümlelerle insanların insanlara ithafları ve sonunda on dakikada varılabilecek neticeye dört saatte varabilmiş olmanın gerginliği, yorgunluğu.

Cevap: huzursuz bir ortamdayım genel olarak bu durum benim ve kardeşim için hep geçerli sinirlerim zayıfladı artık kimseyi idare etmek istemiyorum. ben kendimi idare ettirmiyorum herkes kendi ağırlığını kaldırabilmeli ama biz genç ve çocuk olduğumuz için ağırlığı üstlenmek zorunda oluyoruz. babamla yaşıyorum annemden ayrıyım annemin de psikolojik sorunları var. genel olarak mutsuzum sürekli bastırılan öfkem şimdi çok rahat açığa çıkıyor.

Cevap: bugüne kadar sorulan soruların en can alıcısı bu oldu. kolay deşemedim kendimi doğrusu. Öfke uzak durmaya çalıştığım duyguların en başında çünkü. Beynime tuzruhu dökülmüş gibi hissederdim 'O' beni ele geçirince. Neyse. aile ortamı, iş ortamı veya BEN ortamı her an her şeye gebe. Beklentiler, beklentiler. Merkezi hangisi işgal ederse artık. Anlaşılmayı, anlamayı istemek, beklemek. Köprüleri kurmak, kaldırmak, onarmak. Tek bir amaç için: değerli, anlamlı ve faydalı bir yaşam kurmak. Değer verdiklerinle paylaşmak. Niyet birliğini oluşturup korumak. Sekteye uğruyorsa vay halime hallerine. karışmadan düzen kurulamıyor bazen. Düzen yenilenmiyor. tıpkı fırtına sonrasında doğan güneş gibi öfke nöbetlerimin sonunda tazelenmiş bir iç huzuru kaplıyor içimi. Kalan, gelen sağlar bizimdir deyip yola devam etmeye çalışıyorum.

Cevap: Aile ortamındayım. Esimle. Karşılıklı anlayış. Onun beklentisi, rabbena hep bana, tek yönlü beklenti. Galeyana geldiğimi, onunla bir kefede olduğumu, olayları kendi tarafımdan değil onun tarafından bakıp, sinirlenmemem gerektiğini, yani çözümden yana olmam gerektiğinin farkındayım. Okuduğum zamanlar kolay kolay galeyana gelmiyorum, okumadığımda galeyana gelip kendimi eşimden daha zavallı hissediyorum

Cevap: Genelde öfkeli olmamın altında yatan neden öfkeli olduğum insanla açık açık konuşamamışsam, içimdekileri dökememişsem ondan kaynaklanır ve bunun neticesinde en yakınlarımı ailemi kırarım ve bu beni daha sinirli yapar. Çünkü onları kırmak beni çok üzer.

Cevap: ortam olarak aslında normal olan ama benim ortamı algılama biçimimin bozuk olduğu bir zamandı. beklentilerim gerçekleşmediği zaman epey sinirlenmiştim ağlamıştım çok gergin olmuştum. beni rahatsız edecek derecede kişiler yoktu. bütün problem karşımdaki kişilere olan algı ve beklentilerimdi. onların beklentileri benden belki de gerçekleri algılamam ve kendi beklentilerimi abartmamam olabilir. öfkeli olduktan sonraki süreç içinde hala olayın etkisindeydim. bu etkiden kurtulmak çok zor oldu. ama sonra gerçek algıma kavuştum. ve zamanında öfkelendiğim şeyler aslında gayet normal ve yaşanması gereken en doğal tepkiler diye düşünüyorum. sonuçta da hayata bakış açım bir boyut daha kazanıyor. olgunlaşıyorum.

Cevap: sinir bozucu bir ortamda. bana yakın insanlarla.hakkımın savunulması.beni alt etmek. kesinlikle ben halıydım

Cevap: hakkımın gasp edildiği andı. karşımdakinin benim haklı olduğumu görmesini umuyordum ama maalesef insanların çıkarları çatışınca tırnaklarını çıkartıp gerçek yüzlerini gösteriyorlar.

Cevap: Şan ve Şöhret peşinde yaptıkları etik olmayan şeylere aileme öfkelenerek geçen yıllarımda sağlığımı ve projelerimi kaybettim. Fakat çocuklarıma tam tersi bir programla sevgi ve saygı üzerine bir yaşam tarzı inşa ettim. Bilginin güç olduğunu değerlerini para karşılığı asla satmamalarını öğrettim. Sonuçta üniversiteye giden çocuklarımın okuduğu kitaplar sizin tüm kitaplarınız yanında insanı insan yapan kitaplar. Seyrettikleri kanallar discovery ve n. geographic .Öfkemi yenmeseydim çocuklarım değerlerini başkalarından alırlardı.

Cevap: tipik bir vaka; nasıl bir ortamdaydım? günlerdir devam eden gerginliğin ardından uyandığımız herhangi bir sabahtı. kiminle etkileşim halindeydim? 6 yıl önce beraber yasamaya başladığımız, benim ona karşı sinirlenme hakkim olmadığını düşünen (belki de kendinde beni hakli cikaricak bir özellik görmeyen) öz annemle. benim beklentilerim neydi? ona söyleyemediğim şeyleri söylemek. yeri zamanı uygun olmasa bile. başka zaman konuşamadığımız için. onun evladı, ondan küçük dahi olsam benimle saygılı bir şekilde, bazı sözlerin beni de incitebileceğini de düşünerek konuşması. onun beklentisi neydi? konuşamadığımız için, konuşulması gereken durumlarda çekip gittiği günlerce benimle konuşmadığı için beklentilerinin benim farkında olmam (beklentisidir sanıyorum). bu olayda benim susup onu dinlemem, yüksek sesli konuşmamam, onu hakli görüp özür dilemem vs. olabilir. mecburiyetten değil de onun için beraber yaşadığımızı ikna etmem de olabilir. yani ben onun yerinde olsam bunu isterdim kendimden. öfkeli olmamla ilgili neyin farkına vardım? annem dolayısıyla (+ başka sebepler) insan ilişkilerinde ne kadar geri kaldığım ve bunu değiştirmek zorunda olduğum ancak bunu ancak annemle böyle zıt giderek olduğu ve bu durumdan çok üzüldüğüm. annemin de üzüldüğünü tahmin edebiliyorum. kendi sorunlarımı üstü kapalı dışa vurduğum için bu sorunların olduğu, onun hayatini da aksattığım, annemi üzmekten başka bir ise yaramadığım, ne yapacağımı bilemediğim vs. vs...

Cevap: dört gündür evde sürekli ortalık toplayıp yemek yapıp misafir ağırlama oğluma ders çalıştırma küçük oğlumla arabacılık oynama ve iş iş iş ... oğullarım ve arada eşim ile etkileşim halindeydim. biraz yardım yalnızlık onların işleri görüldüğü için bir beklentileri olduğunu sanmıyorum... kendimi yıprattığımı mutsuz olduğumu yorgunluğumu fark ettim ama ben galiba yetişkin çocuğum

Cevap: genellikle ben bilinç dışımda beni rahatsız eden şeyler açığa çıktığında sinirli oluyorum. ya da herhangi bir sosyal ortam içerisinde bireyler üzerine düşen görevleri yerine getirmediklerinde. bu kişiler okulda çalışma grubu arkadaşlarım ya da yurt arkadaşlarım olabiliyor. bunun yanında kişilerin sadece hayatlarını sürdürebilecek şeylere önem vermesi ve bunun dışında hiçbir şeyi önemsememesi de beni öfkelendiren şeyler arasında. insanların beklentileri oluyor. ancak bunları önce kendilerinin yapmaları gerekiyor. tabi öfkelenmeyi sadece kendi merkezimden görmem yanlış olacaktır. sosyo-kültürel birikim, kazanılmış yaşantılar vb. insanın bakış çerçevesini de şekillendiriyor. dolayısıyla herkesin aynı tepkiyi vermesi ya da aynı şeyleri beklemesi söz konusu olmayacaktır. olayın geçtiği ortam gerginliğin arttığı ya da insanı fizyolojik yönden olumsuz olarak etkileyen faktörlerin yoğun olduğu yerler olabiliyor. örneğin sevmediğim bir müzik, ışığın yetersiz olması, dağınıklık ya da havasızlık. genellikle gergin olduğum durumlarda insanların beklentileri sadece kendi gereksinimlerinin karşılanmış olması. halbuki insan sosyal bir varlık olarak sadece kendini düşünmemeli.bu okudukları bölümlerden tutun ,gelecek planlarına değin yansımakta. amaç sadece KENDİ hayatlarını sürdürebilecek imkanlara kavuşmak.

Cevap: Ben cahil laf anlamaz dinlemez insanlarla, insanların gözünün içine bakarak yalan söyleyen, iftiracı, aksi çok geveze adil olmayan insanlarla iletişimde gerilebiliyorum. Benim istediğim doğru iletişim yalansız direkt. Diğerini ise anlamaya çalışırken kendimden ödün veriyorum onun için anlamak zorunda hissetmiyorum başkalarını.

Cevap: 1evde ailemle birlikteydim 2 babamla ve ardından annemle 3 babamın pc basında olmaması biraz olsun sevgisini göstermesi 4 babamın pc basında olmasına karışmamam kendi haline bırakmam 5 boşuna öfkeleniyorum çünkü ne olursa olsun babam yine boş boş pc basında takılıyor.

Cevap: Öfkeli, kızgın, sinirli ve rahatsız olduğum durumlarda genelde işverenlerle etkileşim halinde oluyorum. Çünkü birkaç aydır iş bulamıyorum. Bunun için çok üzülüyorum ve ister istemez çevremdekilere yansıtıyorum.

Cevap: evde ailemle beraberdim. kardeşlerimle konuşuyordum. abimle tartışmaya başladık.anlamasını istiyordum bazı şeyleri. o ise bunun yerine kendi yapamadıklarının acısını yansıtma yaparak üste çıkmaya çalışıyordu. sonuç ikimizde gerildik.sinirlendiğim ve böyle bir insanla tartıştığım için kendime kızdım. değiştiremeyeceğim şeylerle uğraşmanın boş bir çaba olduğunu tekrar anladım.

Cevap: Farklı şehirlerde yaşadığımız nişanlımın yanıma gelmesini beklerken, o benim bulunduğum şehre gelip yanında getirdiği abisi ve abisinin hanımı ile alış-veriş merkezine gitti. Benimse yanımda bayram dolayısı ile çok fazla akrabam vardı. Nişanlımı soranlara nerede olduğunu söylediğimde herkes "Belki de sana bir hediye alıp gelirler." diyordu. Öyle ki, şimdiye kadar nişanlımdan ne hediye beklemiştim, ne de o almıştı! Fakat bu yorumlar aklıma bir kere hediyeyi de yerleştirmiş bulunuyordu. Nişanlım tam üç buçuk saat sonra geldi! Ne hediye vardı, ne çiçek. Üstelik kötü bir üslupla kendisine bir çay bile getirmediğimi söyledi. Ya da artık her üslubu bana kötü geliyordu da ben anlamayacak kadar öfkeliydim! Onlar yoldan geldikleri için benden ikram, bense yanıma gelmeden önce alış-veriş merkezinde vakit kaybettikleri için özür, telafi için hediye ya da çiçek, iki haftadır görüşmediğimiz içinse özlem dolu güzel sözler bekliyordum. Açıkçası öfkelenmemek için hayatta hiçbir beklentiye girmemek gerekiyor! Beklentiler fazla olmasa bile, hatta gerçekten beklenmesi normal şeyler olsa bile, yerine getirilmediğinde öfkeleniyorsunuz.

Cevap: Ben yorgun olduğumda ya da haksızlığa uğradığım da kızgın, gergin oluyorum. Öfkeli olabilmem için çok daha ağır bir olayın olması, bir iftiraya uğramış olmam gibi bir durum gerekiyor. Bir başka olay gergin ve öfkeli olmama sebep; yorgun olmamdır, ya da kaybettiğim bir şeyi aramamdır. Yorgun isem çabuk kızar ve sabrımı kontrol edemem.Ya da işte aradığım bir şeyi bulamazsam gerginleşirim. (biraz dağınık çalıştığım için) Eve geldiğimde işte yorulmuş olmama rağmen, beni yeni işlerin beklediğini bildiğim için gerginleşirim. Kızım ben sinirli isem, beni anlar ve anne sen yorulmuşsun biraz dinlen der. Ben yine dinlenemem ama onun beni anladığını söylemesi benim için yeterli olur. Son bir gayretle kızgınlığımı yenmeye çalışarak, sakinleş diye kendimi teskin ederim. Büroda ise aradığım şey bulunmaya çalışılır. Ben zaten biraz sonra o şey bulunmasa da çevreden aldığım iletişimin sakinliği sebebiyle, sakinleşirim. Kızgınlığım geçer ve başka bir şekilde olayı çözmeye çalışırım.

Cevap: en gergin olduğum saatler, müdürlerle toplantıda olduğum saatler. Çünkü en ufak hata bile senin işine son verilmesine neden olabiliyor. her kesin beklentisi aynı bence, sadece biraz daha saygı ve güven. Bizim müdürlerimizin bir prensibi vardır: 'takdir beklemeyeceksin çünkü bu senin işin mecbursun en iyi şekilde yapmaya ama hataların her zaman yüzüne vurulacaktır hem de ağır bir üslupla. Karşıdakinin bir birey olduğunu kabullenmeksizin çalışanını ezmek daha çok güç verecek onlara. Benim öfkelendiğim tek nokta şu; İnsanların arasında hiç bir fark yoktur aslında, her kesin iki gözü, iki bacağı, iki kolu var böyle düşündüğünde onun senden hiç bir üstünlüğü yok ve her kes eşit işte neden bu kadar özgüvensizlik yani çalışanına iyi davrandığında tepeme çıkar düşüncesi asıl nokta insanın kendine saygısı ve güveni yoksa hiç bir şeyi yoktur işte. Benim öfkeli anımda beni telkin eden tek düşünce kendime olan saygım ve özgüvenim. Onların bana olan davranışları benim için bir şeyleri değiştirmeyecek. Çünkü ben kim olduğumu ve hedeflerimi biliyorum

Cevap: arkadaş ortamında birisi beni küçük düşürmeye çalıştı.kendime yediremedim. bu yüzden çok sinirlendiğimi hatırlıyorum.bence küçük düşürülmekten olabilir.

Cevap: Hayatımın en önemli kararlarından birini almak üzereydim bir evlilik sürecini sonuçlandırmanın ağırlığı ile bana sorulan soruları yanıtlarken öfkeliydim çünkü hayatımı şekillendirdiğim hiç bir fikrim görüşüm ve önerim dikkate alınmamıştı. Sonra ne oldu biliyor musunuz sorumlular yani etkileşimde bulunan insanlar benim öz be öz ailemdi ve hiç istemediğim bir karara imza atarak kendi hayatımı mahvettim. Şu an ise her gün kendi hayatımın figüranı olmanın ağırlığını taşıyorum. İçimde büyüyen bir kin var ve bunun sorumlusu maalesef ki beni sevdiğini iddia edenlerdi. Beklentilerim ise ideallerimi şekillendirecek bir hayat tarzıydı hayalimdeki mesleği icra ederken beni anlayan duygularıma ortak olan biriyle yaşamımı birleştirip bir gün sizin gibi insanların kendi içlerinde göremedikleri sırlara ayna tutmayı amaçlıyordum. Oysa öfkemin sebebi olan insanlar benden sadece kendi çizdikleri sınırlar içinde yaşamamı istiyor ve mazbut bir hayatın isimsiz kahramanı olmayı talep ediyordu oysa ben sizin Savaşçı isimli manifesto niteliğindeki eserinizdeki o küçük ama anlamı büyük cümleyi şiar edinerek yaşam mücadelesine girişmiştim.. Arif öğretmene söylediğiniz bir cümle; “Sizi diğerlerinden farksız kılmak için bütün gücüyle çabalayan bir dünyada kendiniz olarak kalabilmek dünyanın en zor savaşını vermek demektir.. Bu savaş bir başladı mı artık hiç bitmez”. Ama zamanla anladım ki benim öfkemin gerçek nedeni anlık değil yılların birikimiydi. Elimden alınan hayatımın kader kılıfına geçirilmiş ihanetlerin ve duygularımın hiçe sayılmasının yılların birikimiyle örselenmiş ifadesiydi...

Cevap: Bulunduğum ortamda agresif, asık suratlı, havalı insanlar bulunuyorsa çok gergin oluyorum. Tavırları bana olmasa bile, sinirleri bana yönelik olmasa bile geriliyorum.Bu tarz insanlarla genelde iş yaşantımda karşılaşıyorum ve konum olarak genelde patron oluyorlar ama benimle aynı statüde bir çalışanda benzer özelliklere sahipse yine geriliyorum. Etrafımda sinirli insana tahammülüm yok. Ben daha çok herkesin mutlu huzurlu olduğu bir ortamda çalışmayı isterim kimse kimseden üstün olma çabasına girmesin, herkes işini iyi yapmak için çalısın yeter. Ama herkes aynı düşünmüyor sanırım, kendi işini başkasına yıkmak isteyenler, işini sevmeden yaptığı için etrafına da mutsuzluk saçanlar vb gibi kişilerde oluyor. Özet olarak bulunduğum ortamda 1 tane bile sinirli insan olsun benim günümü mahvetmeye yeter, işi bırakmayı bile düşünürüm. Karşımdakine "HAYIR" denem gereken durumlarda da çok gerilirim, çoğu zaman diyemem diyemediğim için daha çok gerilirim . Bir kuyrukta otobüs vs kuyruğunda beklerken sırayı ihlal edenler olunca çok öfkelenirim. Yayalar için yeşil yanarken geçen arabalara da çok sinirlenirim içimden kaba konuştuğum bile olur. bunun gibi durumlar işte beni öfkelendiren geren durumlar...

Cevap: ben iş hayatın da çok fazla gersin ve sonradan fark etsem de sinirli ve öfkeli olduğumu fark ediyorum galiba hala alışamadım iş hayatına. insanların birilerinin omuzlarına basarak bir yerlere gelmek istemelerine sinirleniyorum kim sinirlenmez ki? ve bunu insanın gözünün içine bakarak yapması söylenecek çok da fazla bir şey kalmıyor aslında ben susmayı tercih ediyorum. sanırım bu cevap yetiyor belki de yanlış yapıyorum ama benim doğrum bu.

Cevap: kendimi kızgın öfkeli gergin sinirli olduğum zaman hayatın tam orta noktasındaki herhangi bir ortamdaydım. ailem ve çok yakın bir dostum la etkileşim içindeydim. benim beklentilerim: özgür olmak, hayatın her anından zevk alıp (ki bu benim yapım) yeni şeyler keşfetmek. onların beklentileri hep paraydı. sonunda öfkeli olmamla ilgili farkına vardığım şey depresyona girmem ve hayat sıradanlaştı gözümde.sanki bir hapishanedeyim. çok monoton ev_iş iş_ev. ben bunu istemiyorum.

Cevap: öfkeli olduğum zaman insanların neden bu kadar kötü yaşamayı tercih ettiklerini düşündüğüm zaman ve zalimler neden çok? para nasıl ve neden değiştirir insanları?

Cevap: Altı ay önce anneannemi kaybetmek bana tarifsiz bir acı verdi, hala kendime gelebilmiş değilim. Vefatından önce 1,5 sene boyunca onun yanında kaldım, gece-gündüz, aralıksız beraberdik. Artık kendi işlerini yapamıyordu, yardıma ihtiyacı vardı. Hiçbir sosyal ortama katılmadan,kendime özel zaman ayırmaksızın, ev-hastane arasında mekik dokuyarak, tüm işleri yüklenerek, sürekli sağlığı konusunda endişe duyarak yaşamak beni bu bir buçuk sene sonunda depresyona soktu. Üzerimdeki baskının farkında değildim, bunu hastane-acil çıkışı anneannemi ve beni almaya gelen teyzeme, arabada iken, bağırarak cevap verdiğimde anladım: '' O senin annen ve sen annene bakmak zorundasın teyze! '' dedim ve büyük bir hızla arabanın kapısını çarptım ve ayrıldım oradan. Anneannem için çok üzüldüm ama sabrım öylesine taşmıştı ki, şu an bile pişman değilim. Beni bu derece kızdıran teyzemin tek bir cümlesiydi aslında. Ben onlarla teyzemin evine gidemeyeceğimi, dinlenmeye ihtiyacım olduğunu söyledim. O zaman ben de giderim, bakmam anneme dedi. Beni bakıcı yerine koyması delirtti beni. Anneanneme bakacak maddi durumu çok iyi 3 çocuğu olduğu halde tüm sorumluluğu benim üstüme bırakmaları çok öfkelendirmiş olmalı beni, bu bastırılmış öfkeyi işte o gün fark edebildim ancak. Bastırmamı sağlayan ise anneanneme olan derin sevgimdi elbette. Onların benden beklentisi, anneanneme sonuna kadar, kendi hayatımdan vazgeçme pahasına, maddi-manevi yardım etmeden, hatta bir arayıp, sormadan, bakmamdı. Benim beklentim ise, anneanneme kıyamadığım için, severek yüklendiğim bu sorumluluğu biraz olsun onlarla paylaşmaktı. Maalesef olmadı. Her şeye rağmen biraz daha içimde bulunduğum şartlara dayanma gücüm olmasını isterdim. Anneannem aramızdaki tartışmalara üzüldü çünkü, onu üzmek istemezdim. Fakat bir de bu yaşananların bana bir getirisi oldu, teyzemin, annemin ve dayımın gerçek yüzlerini görebildim, maskeler düştü. Tabii bu da ayrıca bir acı kaynağı benim için, biliyorum, ama gerçekleri, yarattığı tüm acılara rağmen, tercih ederim. Mış gibi yaşayan, maskeli insanlardan oluşan bir aile bana sadece üzüntü,acı,öfke duymama neden olacaktır. Şimdi hiçbiriyle görüşmüyorum, çok huzurluyum.

Cevap: ailemle oturuyordum. annemle. biraz anlayış. daha fazla çalışmamı. haklı olduğu farkına vardım

Cevap: geçmiş anılarımı (ablamın bana yaptığı bazı şeyler) hatırladığımda bende yarattığı derin aşağılık kompleksinden dolayı hayatımın nasıl da sönük olduğunu fark ettiğimde kendimi üzgün, sinirli, yalnız hissediyorum, bir şeyleri kırmak bağırmak delirmek istiyorum tek yapabildiğim ise sessiz kalmak hiç konuşmamak ve odamda saatlerce uyumak oluyor. çözüm bulamıyorum

Cevap: ben öğrenciyim ve bugün öfkelendiğimi ama öfkeyi kendime yedirdiğimi hissettim. fizik dersinde kafamı sıraya koymuş dersi dinliyordum arkadaşlarla toplandığımızda arkadaşım "suratın aynı köpek gibiydi" dedi ve ben sadece güldüm ama birkaç saniye sonra kendime çok kızdığımı fark ettim o anda kızla tartışabilirdim kendimi ezdirmeyebilirdim ama yapmadım bu olay da böyle kapandı

Cevap: Çok çabuk sinirleniyorum. Yüksek lisans yapıyorum, onun için bile kendime kızıyorum. Sanki boğazımda bir el varmış gibi,midemde de kirpiler dolaşıyormuş gibi geliyor. Yaşadıklarım koca bir yalanmış gibi insanlar doğuştan mı ben merkezli oluyor anlayamıyorum ki.

Cevap: *Öğretmendim(hala öğretmenim) ve okul ortamındaydım. *Öğretmenlerle etkileşim içindeydim.* Beklentim; işimi gerçekten yapabilmek ya da işini gerçekten yapmak isteyen öğretmenlerle beraber çalışmak, işimin tadına varmaktı.*Onların beklentileri; görüntüyü kurtarmak, her şeyi kağıt üzerinde yapmak, salla başı al maaşı oynamaktı.* Ben öğretmendim ve büyük ihtimalle bu mesleği yapmaya devam edecektim. Her şey ve herkes benim istediğim gibi olmak zorunda değil. Bunu düşünerek yine mesleğimle ilgili elimden geleni yapmam gerekir. Ortamla ve kişilerle ilgili beklentilerimi en aza indirirsem öfkem işimi yapmama az da olsa engel olmaktan çıkar, diye düşündüm.saygılarımla

Cevap: evdeyken ve yalnızken fark ediyorum bunu daha çok. gün içinde sıradan gelen bir konuşma yada bir davranışı ayrıntılı olarak düşündüğümde üstünden zaman geçtikten sonra çok daha farklı şekilde yorumlayabiliyorum ve işte o zaman çok sinirli olabiliyorum.

Cevap: Nerdeyse her zaman sinirliyim.Çünkü bizim evde devamlı surette birileri benim işime burnunu sokuyor. Özellikle bu işi kadınlar daha sık yapıyor. Zaten yapacağım veya yapmakta olduğum bir şey hakkında, ben yardım istemeye ihtiyaç duymazken sürekli bir yönlendirme, karışma halindeler. En sonunda bende patlayan öfke sonucu mağdurken suçlu, hatalı konuma düşüyorum. Ne gelene gidene rahat veriyoruz ne ev halkına! Ne milletiz yahu!

Cevap: daha çok anlaşılmadığım zaman öfkeleniyorum ya da anlayıp dinlenmeden yargılandığım zaman. sanırım insanları kızdırmanın en etkili yollarından biri dinlemeden yargılamak ve beni çıldırtan tek şey sinirlenmemi sağlayan kızgın olmamı bazen kendimden bile nefret etmemi sağlıyor. bu da kendimi tabi ki kızgın olarak görmeme neden oluyor. ben 19 yaşındayım. ama 19 yaşında olmama rağmen bu tür şeylerle [öfkeli olmak ya da sinirli olmak gibi] başa çıkmayı öğrendim galiba. mesela beni kızdıran insanlarla elimden geldiğince aynı ortamda bulunmamaya çalışıyorum ortak bir şeyler paylaşmamaya çalışıyorum vs... böyle yapmazsam eğer kalp kırıyorum kötü sözler sarf edebiliyorum karşımdakini incitebiliyorum ve bu beni çok üzüyor bazen günlerce uyuyamıyorum. benim bu insanlardan tek beklentim çok basit ama bence çok önemli beni her ne durumda olursa olsun dinlemeleri. sadece dinlenmek istiyorum. onların benden isteği ise kukla olmak. canları istedikçe bağırıp çağırmak istediklerinde ellerinin altında bir kuklalarının olması.dediğim gibi ben 19 yaşındayım ve kendimi bildim bileli sinirliyim ve çevremdeki bazı insanlarda beni sürekli sinirli olmakla suçluyorlar ama hiçbiri nedenini merak edip araştırmıyor bile. bence bunu yapmamalarının nedeni bu durumdan onlarında sorumlu olması

Cevap: arkadaşlarımla evimizde oturuyordum benim beklentilerim beni anlamaya çalışmaları onların beklentileri daha anlayışlı olmam onlar hatalıydılar ben üniversite öğrencisiyim ve arkadaşlarımın koyduğu bir kuralı tekrar kendileri bozunca bende haksızlık olduğunu düşündüğüm için reddettim ve sonuçta düşüncesiz olan bendim ben haklı olduğumu düşünüyorum rahatsız oldum bu durumdan.

Cevap: anlaşılmadığımı düşündüğüm zamanlar gergin ve öfkeli oluyorum . Özellikle kendimi ifade etmeme izin vermediklerinde çok sinirlenirim.

Cevap: 3 kişiydik. bu 3 kişiden birinin ofisindeydik. ofisin sahibine bir proje hazırlamıştım. 6 aydır paramı alamıyordum. verilen sözlerin hiçbiri tutulmadı. benim beklentim paramı ne zaman vereceğine dair tarih vermesiydi. onun beklentisi bana hiçbir tarih vermeyişini anlayışla karşılamamdı. 3. kişi yanımızda hakem konumundaydı. öfkelenmem bana hakkım olan parayı almamda herhangi bir fayda sağlamadı ama borcu olan kişide soğuk duş etkisi yaptı. ne kadar ciddi olduğumu görmesine rağmen laf ebeliğine devam etti maalesef. bunun üzerinden 1 ay geçti ama sonuç sıfır. evlilik ve iş hayatıyla ilgili planlarımı 1 yıl daha erteledi. bu adama 1 değil 11 tane proje yaptım. bu sırada alabileceğim diğer işleri meşgul olduğum için geri çevirmiştim ve zararım katmerleniyor maalesef

Cevap: öfkenin temeli kayıplardır diyebiliriz, kazanan bir insanın öfkeli olduğunu görmedim. Bazen imaj bazense maddi kayıplar kontrol dışı noktalara kilitleyebilir. Çünkü her insan kaybettiğinde haksızlığa uğradığını düşünür. Ben de böyle düşünüyorum doğal olarak, biyolojik varlıkların kaderi bu sanırım. Üstün olma düşüncemizin sekteye uğramasına katlanamıyoruz.

04.11.2007

©2005 Doğan Cüceloğlu - Her Hakkı Saklıdır. Şu an 10 kişi online, toplam 966436 kişi ziyaret etti künye