Doğan Cüceloğlu Doğan Cüceloğlu Doğan Cüceloğlu
Hayatınızı Etkileyen Kim Oldu?
Anadolu İnsanının Bilgeliği
Amerikalılar Hiç Pratik Değiller
En Doğrusunu Ben Bilirim
Hocam Bizi Yaktınız!!
Akıllı Adam Bunu Yapar mı?
E-posta listemize katılın
Yazılar
Korku ve Mutluluk Sorusu

Korku ve mutluluk ilişkisini sorgulayan sorumuza sizlerden gelen yanıtları paylaşıyoruz.

Soru: Korku içinde yaşayan insan mutlu olabilir mi? Niçin?

Cevap: Hayır olamazlar, çünkü bu kişiler nereye giderlerse gitsinler yaparlarsa yapsınlar o korkuyu asla yenemezler, kısa bir örnek yakın zamanda dedem ameliyat oldu, doktor ona kanser olduğunu söyledi başka bir şey değil, ama dedem kısa zamanda öleceğini biliyordu ama tarihini kestiremiyordu hiç mutlu olamadı ne yaptıysak güldüremedik, acaba ne zaman öleceğim diye düşünürken en fazla 3 ay yaşadı. Hiç bir şeyden korkmayan kişilerin hep uzun yaşadıklarına çok şahit oldum ve insanlar korku içinde mutlu olduklarında adeta ömürlerine ömür kattıklarını çok iyi anladım.

Cevap: hayır kesinlikle mutlu olamaz. insan yaşadığı sürece rahat olmalı huzurlu olmalı. korku aynı zamanda insanın ömründen çalar. tabi neden nasıl korktuğumuzda önemli. korkunun büyüklüğü bize vereceği zarar. daha çok ömrümüzden bir şeyler kaybetmemize neden olur. korkusuz yaşanır mı? tabi yaşanmaz. her insanın içinde gizlediği açığa vuramadığı korkuları vardır. hayatından endişe edenler sevdiklerini kaybetmekten, işini, ailesini kaybetmekten korkanlar vs. birçok korku vardır etrafımızda. önemli olan bunlara ne kadar değer verdiğimiz. beynimizde bunları nasıl çözümlemeye çalıştığımız. her insan aslında biraz korkaktır. ama belli etmez. zayıflığını göstermemek için de biraz. önemli olan hayatı bütün çirkinliklerine, çirkefliğine, acımasızlığına, çaldıklarına rağmen umudunu kaybetmeden nefes almaktır. eğer bunu başarabiliyorsa bir insan korkuları zaten cesaretinin yanında kaybolup gider. Yeter ki içinizi karartmayın. yaşamaktan vazgeçmeyin hiç.

Cevap: Olabilir. Korkusunun varlığını fark etmeli ve çözüme giden en kısa yoldan kaynağı kurutmalı.

Cevap: mutluluk korkunun en kolay yenen yemidir. dolayısıyla iki aksi tanımdan bahsediyoruz. korkulan ne? ve kişinin içinde bulunduğu ortam ve yaşı da çok önemli bence. korku psikolojisi hiçbir şeye benzemez. gerçekleri söyler insanın dili, korkunca yüreği. burada korkuya sebep olan tanımda çok önemli belki de o kalksa ortadan mutlu olunacak. sonuç olarak şunu demek mümkün.korkusuz insan da mutlu olmayabilir o her yerde kendince korku yaratır. kendisinden korkulmasını ister ve korku içinde yaşayan insan kendini kendinde bulamaz. kendi olamadan başkası olur. korku kişiliğin oluşmasında büyük önem taşır. sorunuzun cevabına gelince korku içinde yaşayan insan mutlu olamaz. niçin'i ise yukarıda yazdığım sebepten ötürü diye düşünüyorum.

Cevap: Korku içinde yaşayan insan bence mutlu olamaz çünkü korku içinde yaşayan birey, bireyliğinin tadına varamamış ve sindirilmiş bir kişidir. Bireyliğinin farkına varma eylemi içine girdiğinde bile korkuları bu eylemin önüne geçebilir.

Cevap: Korku içinde yaşayan insan korku içindeyken mutlu olamaz çünkü korku duygusunu yaşadığı anda mutluluk duygusunu yaşayamaz ama korku kültüründe veya korku içinde yaşayan insan kendisini donanımlandırır, yalnızlığı ile yüzleşir, içine kin, nefret duygularının girmesine, içindeki sevgi duygusunun kaybolmasına müsaade etmezse, herkesin kendi doğasını yaşadığını fark edip, hiçbir şeyi kişisel algılamaz, kendisini gerçekleştirme yolculuğuna hızla devam eder ve müthiş mutlu olabilir.

Cevap: Korku içinde yaşayan bir insan asla mutlu olamaz! Çünkü her an tetikte yaşar ve gergin olur, rahatlayamaz! Korkunun esiri olarak yaşar.

Cevap: Elbette mutlu olmaz. Korkan kişinin gülüşü yarım, huzuru yarım, başarısı yarımdır. Kısaca bütünleşemez. İş sahibi olmaz demiyorum. Bazen korku insanı hırslandırabilir. Başarısız insanı kamçılayarak, iş sahibi yapabilir. Ama asla ve asla mutlu etmez. Belki korkmasak kocaman çınarlar olacağız. dallarımız uzayacak başka çınarların dallarıyla birleşecek. Ama dallarımız yontularak yaşıyoruz. Damdazlak, aba altından sopa gösterilerek. kendi adıma belediyeye binemiyorum, belim ağrır diye. kalabalık yerde yürüyemiyorum kapkaça uğrarım diye. yine kalabalığa giremiyorum patlama olacak diye. Az da olsa ihtiyacı olana yardım edemiyorum. beni takip edip kötülük edecek diye. kapım çaldığında gönül rahatlığıyla açamıyorum. çünkü katiller komşu, akraba, tanıdık çıkıyor. kısaca korkuyorum. yaşamak için yukarıdaki eylemlerin hepsini yapıyorum. O yüzden dalsız budaksız yaşıyorum. Evin içinde sizi takip ediyor ve hiç kaçırmıyorum. okumayı seviyorum. yazmayı seviyorum. öğrenmeyi seviyorum. öğrendikçe öğrenmekten korkuyorum. öğrenmeyenlerle yaşıyorsan eğer. mutsuz değilim, yarım da olsa mutluyum. Keşke tüm dünya insanları korkutulmadan, saygı çerçevesinde, eşit şartlarda yaşasa idi. hepimiz hür ve tüm olsaydık. korkutulmadan sindirilmeden.

Cevap: olamaz. çünkü insanın korktuğu şeyler hayatının akışını bozar. her yerde karşısına çıkabilir bu korkular.

Cevap: Korku kültürü, sevgi kültürü deyip duruyoruz. Sadece korku kültürünü onaylamadığım gibi, sadece sevgi kültürünü de onaylamıyorum. Her ikisinden de bir miktar olması gerektiğine inanıyorum. Ben rahmetli babamdan çok korkardım. Bir kaş hareketiyle davranışıma çeki düzen verirdim. Diğer taraftan ailemde en çok sevdiğim insan yine babamdı. Çocukluk yıllarımda sevgi de vardı, korku da, yokluk da (zaman zaman ekonomik sıkıntılar çekerdik.) Ama yine de çok mutlu, sevgi dolu anlarımız vardı. Belki birçok aileye göre çok daha mutlu bir aileydik. Evren zıtlıklar üzerine kurulmuş. Yaradan evreni sevgiyle, aşkla yaratmış. Diğer taraftan tüm canlıların içine şiddeti de korkuyu da koymuş. Korku olmasa, bir tavşan can güvenliğini nasıl sağlayacak, nasıl yaşama direnecekti. Biraz korku, onun önlem alması için yeterli bir duygu değil midir? Diğer taraftan insanın içinde ve dışında korku olmasa kendini nasıl frenleyecek, her yanlışı belki korkusuzca yapacaktı. Suç oranları belki çok daha fazla artacak tüm davranışlarını hesaplarını kendi çıkarları üzerine yapacaktı. Daha da bencil bir insanlık oluşacaktı. Yaratıcımız evreni sevgiyle, aşkla yaratırken bu dünyayı sınav yerimiz olarak belirlemiş; dünyada yaptığımız davranışlarımız sonucu cennet ya da cehenneme gideceğimiz duyurulmuştur. Cehennem korkusu, cennete gitme arzusu olmasa acaba durum nasıl olurdu? İnançlı insanlar için, bu Cehennem korkusunun, davranışları kontrol etmede fren olduğunu düşünüyorum.

Cevap: Hayır mutlu olamaz. Bizim insanlarımızın korkusu gelecek kaygısıdır. Bu aynen yürürken attığın adımında ayağını koyacağın yeri görememek gibidir. Her bireyin korkusu kişiye göre farklılık gösterebilir. Bazen korkularımızla kendimiz baş edebiliriz ama bazen de edemeyiz. İşte kendimizin gücünün yetmediği yer de profesyonel yardım almak doğru olacaktır. Benim en büyük korkum Gölcük depremini yaşadığımdan ve bu bölgede görev yaptığımdan dolayı ciddi travma aldım ve senelerce beynimin içindeki korkuları psikolojik danışmanlarımla yenmeye çalıştım ama şu bir gerçek ki en büyük tedavi kendinizde güçlü olmalı ve çabalamalısınız. Gerçekçi olmalı ve yine çabalamalısınız, gerçekçi olmalı ve yine çabalamalısınız asla kaderci olmamalı ve bu korkumu yenmede ben ne yapabilirimi araştırmalı aynı zamanda yapmalısınız. Yaşadığımız sürece mücadele etmeli ve kazanmalıyız. Çünkü başka seçenek yok kazanmalı ve mutlu olmalıyız. Peki kim için en başta kendimiz, ailemiz, çocuklarımız, sevenlerimiz kısaca herkes için. Hiç kimse korku içinde yaşamayı hak etmiyor herkes mutlu olmayı hak ediyor. Şifre insanın kendinde hadi çözelim ve mutlu olalım.

Cevap: olamaz çünkü kendisi değil korktuğu kişi gibi davranır. Bu da kişiyi mutlu etmez.

Cevap: Korku öyle amansız bir duygudur ki bizi hissedebileceğimiz tüm güzel duygulardan mahrum eder.

Cevap: Hayır çünkü korku her zaman insan için hayatında bir engeldir. Bir işe başlarken acaba? derse o işten hayır gelmez fakat acaba deyim bu doğrultuda karşına çıkabilecek korkuları için çözüm önerileri üretip bunu nasıl çözerim yada nasıl atlatırım deyip çözüm yolunu da kendisi bulur ve başarırsa o zaman mutlu olur..

Cevap: Hiç korku ve endişe taşımayan insan var mı? Ben onunla tanışmak istiyorum. Sevgiler...

Cevap: Korku içinde yaşayan insan hiç mi hiç mutlu olmaz ürpertinin verdiği ve hayal dünyasının etkisiyle sürekli korku halindedir bu yüzdende korku içinde yaşayan insan hayatını ne yaşayabilir ne de mutlu olabilir korkular fobi haline gelmişse kişi mutsuzdur korku fobisini yenmek insanın elinde olan bir şeydir.

Cevap: Bana göre mutluluk anlık olaylar sonucu ve daha kısa süreli bir şey. Dolayısıyla korku içinde olanlar mutluluk yaşabilirler fakat bu mutluluklarını daha kısa yaşar ve mutluluklarına gölge düşürecek endişeler yaratırlar. Yani mutlu olmak için garanti isterler. Garanti bulamadıklarında ise içlerinde yaşadıkları o küçücük mutluluğu bile kendilerine çok görüp ört pas etmeye çalışlar. Oysa korku içinde yaşamayanlar mutluluklarını utanmadan suçluluk hissetmenden yaşayabilirler. O anın keyfini çıkarmaya çalışırlar ve dolayısıyla içlerinde bir ukde kalmadığı için huzurlu hisseder böylece mutluluklarını sağlam ve daim kılarlar. Kısaca, korku içindekiler mutlu olabilirler fakat onu yaşama biçimleriyle kaybederler...

Cevap: Korku içinde yaşayan insan mutlu olamaz. Güvensizdir. Kişisel bütünlüğünü sergileyemez. Pozitif düşünemez. Gergindir.

Cevap: İnsanlar sosyal yapıya sahiptirler. Bir insan tek başına, izole olmuş yaşaması bence normal değildir. Bir sosyal ortamda insanın çeşitli korkuları vardır, aralarından en güçlüleri kaybetme ve belirsizlik korkularıdır. Bu iki korku duygusu ile baş edemeyen insan mutlu olamaz.

Cevap: korku içinde yaşayan insan mutlu olamaz korku karamsarlıktır, korku belirsizliktir.

Cevap: ne mutlu ne de huzurlu olamaz. zira korku kişiye negatif duygu verir ve korunma güdüsünü harekete geçirir ve yaşamdaki pozitiflikleri göremez.

Cevap: olamazlar nedenleri insana göre değişir

Cevap: Korku özgürlüğün kısıtlanmasıdır. Çocuk aile içindeki bireylerden herhangi birisinden korkuyorsa kendi kişiliğini tam oluşturamaz. Bir yanı hep eksik kalır. Kendini ifade edemez kendine güvenmez. Güvensiz bir toplum konuşamayan düşünemeyen bir toplum demektir. Sevgi yerine korku üzerine kurulmuş bir düzen yaşıyoruz. Ben öğrenciyken bizi koyun gibi dizer saç tırnak kıyafet kontrolü yapılırdı. O kuyruk yarım saat bitmezdi. Arada bazı öğretmenlerin bağrışları duyulurdu. O gömlek ne öyle buruşmuş. O saç ne öyle toplanacak. Bir kişi çıkıp da çocuklar dersi anladınız mı? anlamadığınız yeri varsa anlatayım. Öyle ya biz okula ders öğrenmeye değil robotlaşmaya gidiyorduk. Sonra öss korkusu. Lisede konular uzun anlatılır matematik problemleri uzun yoldan çözülür. Dershaneye gidince öğrendik ki kısa yolu varmış. Peki öğrenci öss den korkmasın da ne yapsın o zaman. Kendine güveni yok çünkü etrafında ki kişiler beyniyle zekasıyla değil görüntüsüyle ilgilenmiş. Düşünen bir birey yerine konuşmayan korkan güvensiz bir birey yaratmış. Korku konuşmamaktan bilgisizlikten iletişimsizlikten doğar. Korku nefreti doğurur. Nefret kişiyi bağımlı hale getirir. Kişilik değiştirir ölü hayatlar yaratır. Hayat bize bir kere armağan edildi. Hiç kimse bana verilen bu armağana bu bedene ruha saygısızlık etme hakkına sahip değildir. Ben, ben olacaksam eğer sevgi içinde bir aile ortamında yetişmeliyim. Ben, ben olacaksam okumalıyım, okumalıyım, okumalıyım. Bilgi her şeyden üstündür.

Cevap: Eğer ki korktuğu şey onun iyiliği için korkutuyorsa. Ve korkan kişi bunu düşünerek hareket ediyorsa mutlu olabilir bence.

Cevap: hayır olamaz. çünkü ne zaman bir şey yapmaya kalkışsa içindeki o korku onu mutsuz eder. ben kendi yaşamımdan biliyorum. çok fazla konuda korkum var ve ben bundan oldukça rahatsızım.

Cevap: yarınımız olan çocuklarımıza 6,7 ve 8. sınıflarda SBS korkusu yaşatıyoruz. iyi bir lisede okuyabilecek miyim korkusunu onların tazecik yüreklerine acımadan koyuyoruz. daha sonra öss yi kazanabilecek miyim korkusu başlıyor sonra da ya istediğim bölüm gelmezse korkusu baş gösteriyor. bir üniversiteye başlayan çocuk artık geleceğinin güvence altında olduğu duygusuna kapılıyor ve geçici bir mutluluk yaşıyor ama üniversitenin son sınıfına gelince korkular yine başlıyor. bu kez de okulu bitirdikten sonra ya iş bulamazsam aileme ve çevreme ne derim korkusu sarıyor kişinin tüm benliğini. hadi iş de tamam diyelim. tüm korkuların burada bittiğini sanıyorsanız yanılıyorsunuz kabus yeni başlıyor. işini kaybetme korkusu insanların uykularını kaçırıyor. 12 yaşında başlayan gelecek korkusu bu dünyaya rest çekip ben artık gidiyorum diyene kadar sürüyor. korkunç bir durum. mutluluk kelimesi ise içinde korku kelimesinin bulunduğu hiç bir cümlede barınamıyor.

Cevap: hayır olamaz çünkü hayatı korkularına tutsak olmuş durumdadır. hayatını kendisi yönetmesi gerekirken korkuları yönetir

Cevap: Bence mutlu olamayız diyordum ki karşı masa da olan iş arkadaşım Nurettin bey ''neye korku'' diye sordu. ona göre; ki bende katıldım,i birini kırmaktan korkmak, hata yapmaktan korkmak gibi korkular sonuçta mutlu eder saygılar.

Cevap: Korku insanı karanlıkta bırakır, ardında ne olduğunu göremez insan ve bilemediğinden de korkar ve kısaca korku mutsuz eder. Mutluluk karanlıkta var olacak bir şey değil bence.

Cevap: korku en olumlu şeyleri bile baltalayabilecek bir zehirdir. iyi ve kötü bütün düşünceler de kişinin kendi yarattığı negatif bir düşüncedir. yapamam diye başlayacak tüm eylemlerin sonucu mutsuzluğu da ardında getirir.olması gereken her şeye dönüp bakıldığında hep bir eksik yan yakır korkunun yaratmış olduğu duvar yüzünden yapılamayan ama aslında yapılması hiç de güç olmayan. kişinin korku için kendi iç dünyasında çeşitli sebepleri vardır. kendini yeterli görmeme, güvensizlik, önceden yaşanılan kötü bir tecrübe gibi. fakat her ne olursa olsun pozitif inançlarla yaklaşılan her şeyin sonucunu olumlu olarak etkileyebiliriz. korku içinde yaşayan bireylerin her anında bastırılmış dahi olsa mutlaka bir huzursuzluk hakimdir. o anın tadını çıkarmak odaklanmak yerine kendi koydukları tel örgüleri batırırlar kendilerine. her yeni mutsuzlukları korkuyu büyütür. korku bireyin içini kaplar artık kendini tanıyamaz

Cevap: korku insanı kemiren sürekli tedirgin bırakan hayatı zehir eden bir duygu. tabi sadece bununla yetinmeyip insanı başarısızlığa, sosyal çevreden, doğadan soğutup insanı izole etmektedir. Bu da kişiyi ruhsal sorunlara ve mutsuzluğa sürükler. önemli olan korkulardan kurtulup hayatın tadını çıkarmak. bunu yapmayanlar varsa şimdiden başlasın derim!

Cevap: hayır. aslında bunun kişi ile ilgili olduğunu, farklı tepkiler verilebileceğini düşünüyorum. Bu yüzden kendim de bu soruyu düşünürsem hayır cevabını veririm; çünkü ben bunu bir engel olarak görür ve görmezden gelemem.

Cevap: korku, özgürlüğü kısıtlar. irade dışı yapılan davranışlar çıkar ortaya. belki mutlu olduğunuzu sanırsınız ama bu durumda bir insanın "gerçekten" mutlu olması imkansızdır.

Cevap: korku içinde olan bir insan mutlu olamaz olsa bile çok kısa bir süre için çünkü mutlu olduğu anda bile o korku beynini kemirmeye başlar .

Cevap: korku içinde yaşayan insan mutluluktan da korkar...

Cevap: Bir örnek vermek gerekirse, ailesini zemin, korkuyu ise şekil olarak gören bir insanın mutlu olması mümkün değildir, çünkü ya ailesinin beklentilerini yerine getirerek onların istediği gibi bir birey olacağını ya da onların gözünde kötü birey durumuna düşerek dışlanacağını düşünecektir. Aynı durum din olgusu için de geçerlidir. inançlarını zemin, korkularını ise şekil olarak gören insan, cehennemden korktuğu için etrafına iyilik yapacak, bu da onu mutsuz edecektir. diğer taraftan, korkularını zemin inançlarını şekil olarak gören, paradigması bu yönde gelişmiş insan ise yaptığı iyiliklerden haz alacak ve mutlu olacaktır.

21.06.2009

©2005 Doğan Cüceloğlu - Her Hakkı Saklıdır. Şu an 8 kişi online, toplam 966434 kişi ziyaret etti künye