Heykel Oburu

Yayladağ'ın tek ilkokuluna kaydolur Mehmet Aksoy; elinde tahtadan yapılma çantası, çantasının içinde ömründe ilk kez gördüğü ve kokusunu hala hatırladığı kurşunkalem ve çizgili defteriyle okula gider. Nazmiye Öğretmen bahçeye çıkarır onları ve "haydi çizin" der, "ne isterseniz, neyi isterseniz çizin." Bir kuş yapar kağıda küçük Mehmet, ama öyle bir kuş ki, tıpkı elinde sapan kovaladıkları gibi; tüyleri, gagası, kanatları... sanki kağıttan fırlayıp uçup gidecek. Nazmiye Öğretmen bir kuşa, bir Mehmet'e bakar, kucaklar onu, kollarında öğrencisi, dönerler bahçenin orta yerinde... "Ya Nazmiye Öğretmen olmasaydı" diye soruyor Aydın Engin, "Ya Mehmet Aksoy onun sınıfına düşmeseydi..." Büyük heykel ustasının içindeki sanatçı işte böyle, öğretmeninin sevgi dolu desteğiyle yüzünü gösteriyor. Sonra da hep o sanatçı yan egemen oluyor Mehmet Aksoy'a. Soğuk taşlardan, sıcacık heykeller yontuyor o gün bu gündür Aksoy; yaşayan, ışık taşıyan, konuşan, anlatan, acıtan, kanatan heykeller...
Heykeliyle konuşan Mehmet Aksoy, bu kez "söz"le konuştu. İnsanı, kendini, sanatı, sanatını anlattı gazeteci ve yazar Aydın Engin'e. Bu uzun Nehir Söyleşi'de safkan bir sanatçıdan aynaya yansıyanlar; onun sıcak, samimi itiraflarını, bir insan olarak portresini bulacaksınız.

Ben okurken çok zevk aldım; sizin de zevk alacağınızı umuyorum.

Söyleşi: Aydın Engin
Türkiye İş Bankası, Kültür Yayınları

Doğan Cüceloğlu (Ocak 2006)

Heykel Oburu
Doğan Cüceloğlu Resmi Web Sitesi © 2005-2016
YASAL UYARI: Bu site 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na uygun olarak yayın yapmaktadır. Sitemizde yayınlanan her türlü içerik, ilgili sayfamıza link vermek koşulu ile yayınlanabilir. Aksi durumlarda yasal hakkımız saklıdır.