'mühendis Yönetici Olunca' Sorusu | Doğan Cüceloğlu

'mühendis Yönetici Olunca' Sorusu

Geçen hafta sorduğumuz "Mühendis Yöneticiler" konulu sorumuzun yanıtlarını yayınlıyoruz. İlginiz için teşekkürler.

Soru: Sosyolojiden mezun bir eğitimci arkadaşım, "Türk şirketlerinin ve genel olarak Türk toplumunun yaşadığı kötü yönetimin temelinde, yöneticilerin çoğunun mühendis olması yatıyor," demişti.

"Niçin?" sorusunun yanıtı olarak da, "Mühendisin insana bakış tarzı çok mekanik; makineye bakar gibi insana bakıyor. İnsanın davranışını temelde duygular yönetir ve mühendis bunu bilmez; o nedenle insanın duygularını hesaba almadan projeler geliştirir ve insanı yönetmeye çalışır," demişti.

Bu yaklaşımda şu düşünceleri görüyoruz: (1) Türkiye genel olarak kötü yönetilmiştir; (2) Kötü yönetimin temelinde çoğu yöneticilerin mühendis kökenli olması yatar; (3) Mühendis yöneticilerin insana bakış tarzı mekanik olduğu ve insan duygularını dışladığı için gerçekçi değildir.

Siz eğitimci arkadaşımın gözlemlerine ve varsayımlarına katılıyor musunuz?

Cevap: Bence yöneticilerimizin mühendis kökenli olması değil,toplum olarak her şeyi bir mekanik anlayış içinde yapmamızdan ve yaşamamızdan kaynaklanıyor. Mesela, ben bir sağlık kuruluşunda çalışıyorum ve yöneticim doğal olarak insan ruhundan çok iyi anlaması gereken bir doktor. En iyi ben sorunlarımı anlatabilmeliyim değil mi?Ama hayır, ben daha ağzımı açarken susturuluyorum.Yöneticilik bu doktora öğretilmemiş olabilir; ama en azından, alanı icabı insanı dinlemesini bilmesi gerekirdi.Yani mühendis veya değil, insanlıktan uzak bir yaklaşımla yetiştirdiğinizde öğretmen, doktor,mühendis hiç fark etmiyor.Cevap: aslında Türkiye'nin yönetim sorununun altında yatan sebepler çok çeşitli ve karmaşık olduğu kanısındayım. Öncelikle henüz Türkiye'nin kuruluşunu tamamlayamadığı düşüncesindeyim çünkü; henüz Türkiye toplumunun ihtiyaçlarına cevap verebilecek kanuni, sosyal, siyasi ve düşünsel yapının oluşturulamadığı aşikardır. İnsanlar bir başına bırakılmış ve dolayısıyla insanlar toplumsal olmayan yani şahsi fikirlerini hayat tarzı olarak benimsemişlerdir. Dolayısıyla bu yaklaşım hem yönetim hem de sosyal yapı anlamında karışıklığa ve çözümsüzlüklere sebep olmuştur. Çözüm ise çözümsüzlük içerisinde değildir. Yapılması gerekenler çok basit olmakla birlikte çok da acildir. SADECE DÜŞÜNMEK.....Cevap: Ben de eğitimciyim ama bu görüşe tamamen katılamıyorum. Evet ülkemiz kötü yönetilmiştir bu doğru, mühendisler sosyoloji ve insana daha mekanik ve maddi bakar bu da doğru ama bunlarla kötü yönetilmemizin paralel olduğuna inanmıyorum. Aynı yazıyla birlikte sizin terzi yazınızı da okudum.Bence sorun olgunlaşabilmekte. Yaptığın iş aldığın eğitim her ne olursa olsun hayata bakış açın zamanla ve çekilen acılarla olgunlaşmanı, insanlaşmanı sağlayamadıysa hangi meslekten olursan ol insani değerleri ön plana çıkaran bir yaşam tarzı veya iş çıkaramazsın.Tüm insanların olgunlaşarak manevi duyguları hissedebileceği olgunluğa gelmesi gerektiğini düşünüyorum.Tüm meslekleri inceleyince en sevecen ve insancıl mesleğin öğretmenlik ve doktorluk olduğunu düşünürsek, ve bunların gençken olaylara ve işlerine nasıl baktıklarını da hatırlamaya çalışırsak bunun eğitimini aldıkları halde hala insana insanca davranamayan çocukları dövebilen öğretmenler, veya mesleğini gerektiği gibi yapamayan ve geleceğin sorumlusu olan öğretmenler daha mı insancıl,yada hastanelerde hastasına maddi durumu düşük olduğundan insanlık dışı laflar edebilen itip kakan tersleyen insani eğitim almış ve bunun için Hipokrat yemini etmiş doktorlar fırsat verilse bizi daha mı iyi yönetir. Sanmıyorum bu işin meslekle ilgisi olmadığını düşünüyorum bence bu insani değerleri kazanamamakla ilgili her insan keşke sizin gibi kendini eleştirebilse ve geriye bakabilse hatalarını fark edip bunları itiraf edebilme cesaretini ve onurunu gösterebilse o zaman hangi meslekten olursa olsun ülkemizi iyi yönetebilir. Mühendis bile olsa. Yeter ki bu vatanı sevebilsin Atatürk ilkelerini benimseyip sürdürebilsin Ama gerçekten yapabilsin bunları. Her yaptığı işe sevgiyi de katabilirse ki, her şeyin başı sevebilme başarısıdır. Yapılamayacak iş, yenilemeyecek zorluk yoktur benim düşünceme göre. Cevap: tamamen katılıyorum, arkadaşımızın da dile getirdiği gibi bu tarz eğitim almış insanlar, hemcinslerinin davranışlarını birer makine gibi programlamaya çalışırlar, acı ama gerçek! fakat buna bu kişilerin duygusal ihtiyaçlarının karşılanmamış olmasının büyük etkisinin olduğunu düşünüyorum, yani doyumlu bir çocukluk yaşamamış , toplum ne der bilinci ile yetişmiş bir insandan zaten bir şey beklemek doğru olmaz birde üstüne mühendislik eğitimi alınca kişinin bakış açısı kendini geliştirmediği sürece iyice körelir diye düşünüyorum, doğruyu ve nedenleri aramaktan vazgeçmeyenlere, sevgi ve saygılarımla...Cevap: evet katılıyorum bazen hazırlanan büyük projeler umulduğu gibi sonuçlar veremiyor. bu mekanik bakış acısı gayet mantıklı görünüyor.insanlar için yapılan her şeyde insan gibi düşünülmeli...Cevap: katılıyorum. İnsanın mesleği gerçekten topluma ve diğer insana bakış açısını etkiliyor.Eğitimcinin bakışıyla bir başkasının insana bakışı tabi ki farklı olacaktır. Ben öğretmenim, eşim emn.mensubu. İkimizin hayata bakışı bile o denli farlı ki, zaman zaman iletişim kopukluğu yaşıyoruz. Kolu kopan bir hastaya annesinin ve doktorun bakışı da farklıdır...Cevap: Türkiye Atatürk'ten bu yana kötü yönetiliyor. Her geçen gün daha da kötüye gidiyor. İsmet İnönü başbakan iken Atatürk sık sık İstanbul'da bakanlar kurulunu toplar yaptıklarınızda bir yanlışlık var beyler der eleştirirmiş. Halkın arasına normal vatandaş gibi girip hükümetin icraatlarını kontrol edermiş. Hemen hesabını sorarmış. O zamanlar. Bir gün İstanbul yakınlarında bir köylünün bir öküzünün vergiye gittiğini öğrenince çok üzülmüş. Hemen köylüyü ve başbakan dahil bütün bakanları toplantıya çağırmış. Köylünün üretim aracını elinden alırsanız üretim yapamaz demiş. Bilgi beceri ve kültüre sahip yöneticiler yokmuş o zamanlar. Atatürk o zamanlar kendi değerinde birikimi yüksek kendini anlayacak yöneticilerden yoksunmuş. Şimdi var ama şahsiyet bozuk. Profesör başbakan oldu. Babamdan kaldı dedi. Bu işin mühendislikle ne kadar alakası var bilemiyorum ama kişinin mesleğinden çok yetiştiği çevre etkilendiği insan kendine koyduğu hedef bunlar daha önemli.iyi yönetici olmak ta yetmiyor biraz yürekli de olması lazım bir şeyleri değiştirmek için. Mühendis olmayıp da başkalarını yönetmeye kalkanlar da var. Bütün insanların davranışlarını duyguları yönetir. Mühendislerde dahil. Profesyonel eğitilmiş insanlar da bu köreltilmiştir. Hırslı ve bencil insanlar bu yönetimleri ele geçiriyorlar.koltuk hırsı ve para hırsı. Koltuğa yapıştılar vedalaşamıyorlar yerlerini dolduracak insan yetiştirmiyorlar. Kısa vadeli mutluluğu tercih ediyorlar. Atatürk uzun vadeli mutluluğu tercih etmişti. Hala onu çok özlüyoruz. Cevap: Saygı duyuyor ancak bu görüşün tamamına katılmıyorum. Son elli yılda ülkemizin iyi yönetilmediği bilinen bir gerçek ancak bunda sorumluluk mühendislerde değil kaliteli özgüveni yüksek kendiyle barışık çalışanlarına değer veren yönetici daha doğrusu insan yetiştiremeyen ailelerimiz ve eğitim sistemimiz sorumludur. Cevap: Ben bir mühendisim ve aktif olarak psikoloji ile ilgili araştırmalar yapmaktayım kısaca 13 yıldır hipnoz çalışmalarım var... Bu deneyimlerden yola çıkarken; Yorumcu eğitmenimizin düşünceleri kısmen doğru ama neye göre doğru? Doğrunun tanımı sadece matematiksel ifade edilebilir işte bu sebepten dolayı yönetimde başarılı yada başarısız olmak matematiksel ifadelerle açıklanabilir, Eğer elinizde bir şey yoksa ve sadece temel çıkabildiyseniz bunu da kendi kişisel katkılarınızla sağladıysanız, halk maalesef bunu görmemekte yani binanın tümünü gördüğünde ve en son tuğlayı koyan kişiyi başarılı kabul etme psikolojisindedir... gelişim bir süreçtir ve bu süreçte herkes kendi kapasitesi doğrultusunda bir şeyler yapacaktır... her dönemde yanlışlıklar ve yanlış kişiler olabilir bu kişilerin karakterleriyle alakalı bir sorundur asla meslekleriyle alakalı olmadığı kanısındayım... Yöneticilikte Hızlı karar verebilme yetisi en önemli ayrıntıdır... İşte bu özellikler mühendislik formasyonunda olduğu gerçeği kaçınılmaz. Mevcudu herkes değerlendirir, peki bu değerlendirmede bulunanları siz bir şeyler getirinde onu konuşalım denildiğinde hiçbir şey getiremeyecekleri bir çok hikayede işlenmiştir. Fakat değerlendirme ve eleştiriler, mevcudun daha da gelişmesi açısından son derece önemli ve yapılası gereken bir bölüm olduğunu da hemen belirteyim.... kısaca her iki tarafta biri birini tamamlayan önemli kısımlardır... Bir sistemde minimum hata yapmanın yolu hazırlanan projeleri her branştan kişilerin eleştiri ve önerilerine sunmakla geçer... kısaca bir mimari projede çay ocağının tasarımı ve dizaynı konusunda en iyi bilgi Çaycıdan alınır... Bireysel çalışmalarla bir yere varılamayacağı dünyada kabul görmüştür ama halen ülkemizde bireysel konulardan uzaklaştıkça başarı yakınımızda olduğu kanısındayım hepimiz bir zincirin halkalarıysak işte bu zincirin mukavemeti en zayıf halkanın gücü kadardır bir toplum eğitmensiz ve mühendissiz, psikologsuz doktorsuz... v.s olamaz. Bir toplulukta hatalar söz konusuysa bu kişilere münhasır olarak değerlendirilebilir ama mesleki gruplara değerlendirmeler oldukça anlamsız olacağı kanısındayım... ilk öğretimde yaşadığım sorunu burada kısaca özetlersek öğretmenimiz kız çocuklarını kucağına oturtup fantezi yapıyordu... ve bu eğitmen ülkenin geleceğinin çocuklarını yetiştiriyorsa!!! Şimdi eğitmenler sapık mı demeliyiz? Sorun kişilere münhasırdır asla değerler sorunlu kişilerle kıyaslanmamalı kanısındayım... HİÇ KİMSE TOPLUMA MAL OLMUŞ DEĞERLERİN SAHİBİ OLAMAZ... Sonuç olarak Ülkenin Yönetiminde Genel olarak bakıldığında Enerji bakanlığını Eğitimci yönetemez ve eğitim Müdürlüğünü de Mühendislerin Yönetmesi doğru olmaz kanısındayım.... Zaten son zamanlarda ilgili kısımlara ilgili kişiler getirilmektedir... Bu sorunun sahibini bilmediğim için Son bir değerlendirmede bulunup konuyu kapatmak isterim. 2000 yılından önce eğitime başlayanların bir çoğu puanına göre eğitim tercihi yapıyordu Kısaca Eğitim bölümünü seçenlerin Çoğunluğu yeterli puan alabilselerdi yine bulundukları eğitim mesleğini mi seçeceklerdi? Kendi açımdan Baktığımda PSİKOLOG Olmalıydım bunu üniversite okuyarak elde etmem imkanlarım dahilinde zor kısmet olursa emeklilikte bunu başaracağım... yani hedeflerim bitmedi... Başarılı gelişmenin ve sağlıklı olmanın yolu psikolojik desteklere bağlıdır maalesef Türkiye'mizde bu konu anlaşılamamıştır... Kaybettiğimiz zaman kesemizden gitmektedir... Cevap: Bence doğru bir gözlem kesinlikle katılıyorum..Cevap: evet çünkü benim bu zamana kadar çalıştığım firmalarda patronlar mühendisti ve duygusallıktan uzak oluyorlar. Sizin gibi düşünmelerini bekliyorsunuz ama hayal kırıklığı. Çünkü onlarda mantık ön planda ve kopukluklar kırgınlıklar kendini gösteriyor.Cevap: Katılıyorum. Toplum, insanlardan ve dolayısı ile duygulardan oluşur. Ben daha önce dünyada ilk üçe giren bir gıda şirketinde çalışıyordum. Satışın başına lojistikçi bir mühendisi getirdiler ve şirket 2 yıl içersinde büyük oranda yukarıda savunulan görüşler sonucunda küçüldü. Bu kişi derhal gönderildi ama iş işten geçmişti. Özellikle biz Türkler Akdenizli ve doğulu olmamızın neticesinde son derece duygusal insanlarız. Bu topraklarda mekanik ilişkiler hiç işlemez. Eğer duygusallık ve inançlarımız olmasaydı, bir avuç şehitle bu memleket kurtulmamış olup,(gerçi pek kurtulduğu da söylenemez ya) hala başkalarının çizmesi altında yaşardık. SaygılarımlaCevap: Ben, şu an bilgisayar mühendisliği okumaktayım; yaklaşık bir ay kadar önce okulumuzun Mühendislik Topluluğu "Mühendisler için Yöneticilik ve Liderlik" semineri düzenledi. Konuşmacılar arasında kendileri de birer mühendis olan konuşmacılar vardı; bunlardan biri Avea Genel Müdür Yardımcısı idi. Bu beyefendinin ve diğerlerinin de altını çizdiği nokta bilgili olmaktan önce, ahlaklı olmak, insana değer vermek gerektiği idi. Demem o ki, kötü yönetim sadece mühendislerden kaynaklanmaz. Yöneticiliği ve liderliği bilen mühendisler de vardır. Sorun ise yöneticiliği ve liderliği bilenlerin -mühendis olsun, olmasın- az olmasıdır; çoğu yöneticinin kendi çıkarlarını düşünmeleridir.Cevap: Açıkçası şimdiye kadar böyle düşünmemiştim.Ancak düşüncelere katılıyorum. Mühendis olan bir kişinin olaylara ve kişilere bakış açısı tamamen sayılara ve mantığa dayanıyor.....Duygusallığı zayıflık olarak düşünebiliyorlar.Eğer burada kalmak istiyorsan ÇALIŞACAKSIN. Nasıl mı?Onu da sen bul... Sosyolog eğitimciye tüm kalbimle katılıyorumCevap: bence çok doğru bir düşünce. Yönetim işleriyle psikoloji ya da sosyoloji eğitimi almış kişiler veya onlar la ilgili bölümlerden mezun kişiler yer almalıdır.mühendis yönetimde yer alacaksa bile psikoloji ve insan davranışlarıyla ilgili eğitim almış olmalıdır.üniversitelerin işletme bölümlerinde de psikoloji dersi verilmeli ve sosyoloji dersine ağırlık verilmelidir.Cevap: Hayır katılmıyorum. Ben de bir mühendisim. Mesleki veya hayata dair hiç bir konuya duygusuz yaklaşmadım.Tanıyıp paylaşımda bulunduğum mühendis arkadaşlarım da herhangi bir konuya duygusuz, makinaya yaklaşırcasına yaklaşımda bulunduğuna hiç rastlamadım. Söz konusu sonucun, başka sebepleri olması daha olasıdır.Cevap: Ben buna katılmıyorum. Kötü yönetim irdelendiğinde bunu tek bir sebebe bağlamak, çeşitli sebepleri irdelememek kötü yönetimin sebeplerini tam olarak ortaya çıkarmamaya neden olur. Sadece mühendislikle veya mesleki bakış açısıyla anlatamazsınız bunu.Ben de sebeplerden birine değineyim kendimce. İnsanı tanımamak, anlamamak insana yönelik yatırımların, yönetimlerin kalitesini düşüren bir etkendir.İnsanı tanımayan yönetici veya herhangi bir hizmet sektörü çalışanı hangi meslek grubundan olursa olsun verdiği hizmette beklentileri karşılayamaz. Örneğin hastaneye gitmişsiniz canınızın bir parçası olan evladınızı kaybetmek üzeresiniz; ne kadar acı çekebileceğinizi bir düşün. Ama karsınızdaki hekim de size bahsi geçen mühendis gibi sadece bir hasta veya hasta yakını ama ruhu olmayan ama kendisine kazanç sağlayan bir müşteri, bir nesne gibi davranıyor. Siz acılar içinde kıvranıyorsunuz ama sizin acınızdan karşınızdaki insan bihaber. Bu insandan aldığınız hizmette bir eksiklik olmaz mı ? Beden sağlığı ile ruh sağlığı aslında bir bütün değil mi, bedene iyileşirken ruhen sağlığınızı kaybediyorsunuz değil mi? Tıpkı buna benzetebiliriz diye düşünüyorum yöneticilik olayını da. İyi yönetici önce iyi insan olmalı, toplumun beklentilerini iyi anlayıp özümsemeli yani toplumun istekleri zaten onun da istekleri olmalı; bunlar sağlandıktan sonra, bunun yanında profesyonel anlamda yöneticilik bilgi ve becerisine de sahip olmalı. Yani bir insan her işte en iyi olamaz. Ama iyi yönetici çevresini işini en iyi yapan insanlarla doldurmalı. Böyle profesyonel anlayışa sahip, aynı zamanda insan olan biri hangi mesleki eğitimi alırsa alsın başarının diğer gereklerini yerine getirdikten sonra neden yönetimde de başarılı olmasın.Cevap: İstisnalar olabileceğini düşündüğüm gibi genel olarak haklı buluyorum. Eğer insan ilişkileri konusunda başarılı biri değilse genel olarak böyle olacaktır. Çünkü gerçekten insan iletişimi çok farklı bir alandır ve onlar bu konuda ne eğitim aldılar yada hayatları boyunca ne kadar ilgi duydular buna en azından benim çevremde gözlemlediğim bu.bende bir sosyoloji öğrencisiyim ve kendi alanımla ilgili konulara meslektaşım insanlarla sayısal zekaya sahip birinin yaklaşımı çok farklı oluyor. Herkes yetenekli olduğu konuda eğitimi boşa mı alıyor yada mesleki eğitim boşa mı var??? Herkes uzman olduğu konuyla ilgili işi yaparsa hem herkes işini daha çok sever, hem işler daha kolay ve herkes için daha zevkli yürür hem de bu zincirleme bir etkilenme olduğu için toplumun geneli bundan etkilenip olumlu yönde değişme gösterecektir.Cevap: bizim üniversitelerimizde gençler istediği bölüme giremiyor o nedenle her sosyologun eğitim görmesine rağmen olumlu olmayabilir . Ayrıca insanı ve kendini sorgulama biçimi henüz toplumumuzda gelişmedi sanırım . Bir mühendiste kesin kurallara rağmen kendini yetiştirmiş olabilir . Bu görüşe bu nedenle tamamen katılamıyorum ve kötü yönetimin tek müsebbibi olamazlar. İyi bir mühendis ayrıca iyi bir zekadır. Ayrıca nice müzisyenler ve filozoflar mühendislerden çıkmıştır . Kısa bir master programı ile hak eden iyi bir yönetici olabilirCevap: Söylediklerini doğru kabul ediyorum ama tamamen bu şekilde olduğuna katılmıyorum. Türkiye'de insanların, düşünceden uzak, sadece ezber sistemiyle yetiştirilip, bir formüle göre olayları uygulamasını öğreten eğitim sistemimizin de bunda büyük payı var. Yani mühendis olsun olmasın, gençler zaten mekanik düşünce sistemine doğru itiliyor. Düşüncelerine kısmen katılıyor ama tek nedeninin mühendis kökenli insanlar olduğunu düşünmüyorum. Saygılar...Cevap: Bu gözlem ve varsayımlara katılıyorum .Ayrıca bir eğitimci olarak, bir çok eğitimci arkadaşımın da mekanik bir bakış açısına sahip olduğunu düşünüyorum.Cevap: 1.Zaman zaman iyi yönetilmişse de, kötü yönetildiğine katılıyorum. 2. Türkiye'yi yönetenlerin tamamı mühendis değildi. Mühendis olmayanların bu kötü yönetimde hiç sorumlulukları yok diyemeyiz. 3. Mühendislik, uygarlığın gelişimini biçimlendirme sanatıdır. Mühendislik statik bir meslek değil, dinamik bir meslek; durmadan değişiyor. Mühendislik, insanlığın yararlanması için doğadaki büyük güç kaynaklarını yönetme sanatıdır. Mühendisler; yeni davranışlar yaratıyor, hayatlarımızı değiştirecek yeni alışkanlıkları ortaya çıkarıyorlar. Yaratıcılık derin duyguları olmayan insanlarda olmaz. Ben mühendislerinde duygu yanlarının diğer mesleklerden çok farklı olmadığını ve belki de daha gelişmiş olması gerektiğini sanıyorum. Yani her insan kadar onlarında gerçekçi olduklarını sanıyorum.Cevap: Bence insan insandır. Yaptığı görevden etkilenebilir ama bu onun her şeyi görevine göre yorumlamasını gerektirmez. Eğer bu yöneticiler mesleklerinden bu kadar etkilenen kişiler olsaydılar o zaman da bir makine gibi görmeyi başardıkları insanları yönetici gözüyle insan olarak da görebilmeleri kaçınılmaz olurdu. Cevap: O zaman mühendis olmayanlar nerde diye adama sorarlar. Ülkede yetişmiş bu kadar insan ve bir o kadarda mühendis olmayan mezunlar neden ortada değiller. Sorunlara vakıflarsa ellerini taşın altına koymalılar ve sorumluluk almaları gerekirdi. Kötü yönetimin altında çok faktör vardır: bunların bana göre en önemlisi milletin durumu ne ise yönetilme durumu da öyle olması. Kendini aşmak için uğraşmayan,yarınlarına ne verebilirim sancısı taşımayan millet fertleri olursa iyi sonuç beklenemez.Cevap: Hayır. Bu görüşler bana fazlasıyla kalıpçı geliyor.Cevap: Mühendisler için bir sorunun tek çözümü, tek doğru sunucu vardır. Sadece sonuç odaklı çalışacakları için, yaşam boyunca ara dilimlerdeki başarıları göremeyecekler, bunun sonucunda, kişilerin adım adım ödüllendirilmesi ve duygusal tatmini önemsenmemiş olacaktır. İdareciler ile halk arasında, ruhsuz, tatminsiz ve samimiyetsiz iletişim kurulmuş olacaktır. Eğitimci arkadaşınızın görüşlerine katılıyorum.Cevap: Ben otogaz pazarlaması yapan bir şirketin genel Müdürüyüm. Bünyemizde mühendis , muhasebeci ve pazarlama grubu elemanları çalıştırıyoruz. Mühendisler olaya mekanik bakmaktalar. Yani işlemeyen bir parça varsa değiştirelim diye düşünüyorlar , o parçanın tamir ihtimalini pek fazla düşünmezler zira yenisi daima eskisinden daha verimli olacaktır. Mantıkları da bu yönde geliştiği içinde yönetimde de hemen hemen aynı mantığı kullanırlar. Muhasebeciler daha ziyade rakamlarla ilgilidirler. Bayiinin ödemeleri düzgünse iyi değilse kötüdür. Bayiinin problemleri olabileceği veya olduğu onları çok fazla ilgilendirmez. Bayiinin borcu varsa bayiyi arar borcunu bildirir ödemediyse yasal işlem başlatacağını pek fazla nezaket göstermeden bayiye bildirirler. Pazarlama elemanları çok hassas bir dengenin parçasıdırlar. Hem bayi ile samimidirler hem de şirketin menfaatlerini korumakla sorumludurlar. Bu hassas konumda bayiden yana olduklarında şirket menfaatleri zarar görür , tümüyle şirketten yana olduklarında bayi zarar görür bunun neticesi bayi kaybedilir ve şirket zarar görür. Yine de bu elemanlar bayi ile ilgili olumsuz bir işlem yapacaklarsa bile bayiyi küstürmeden yapmaya çalışırlar. Bu elemanların bazıları bayi formasını fazla giyer bazıları ise şirket formasını dengeyi kurmak oldukça zordur. Bu anlatmış olduğum üç meslek dalının meziyetlerini tek bir potada eritmeyi başaranlara biz başarılı yöneticiler diyoruz.Cevap: aslında biz Türkler çok duygusal insanlarız oysa Avrupalılar böyle değildir ... Örneğin Avrupalı bir sigara tiryakisi parası olmadığı zaman veya herhangi bir sebepten sigarası olmadığında bir başkasından sigara istemez ama biz Türkler bugün Ahmet'ten otlanırım yarında Mehmet'ten otlanırım düşüncesi ile günü kurtarmaya çalışırız ... Aslında bizim mühendislerimiz Avrupa standartlarına ulaşmak için çabalıyorlar fakat yanlış uygulamalar sonucunda sizin de bahsettiğiniz gibi durumlar ortaya çıkıyor bunun sonucunda özellikle işçi kesimi üzerinde yanlış anlaşılmalara sebep oluyor.... Bence bir mühendis yanında çalışan işçilerin kapasitesini gayet iyi biliyordur sadece yönetim anlayışında yanlışlıklar yapıldığı düşüncesindeyim....Cevap: insan her şeyde kendini karşısındaki insanın yerine koyarsa her şey çok daha kolay anlaşılır ve güzel olur.bizi yönetenler yönetime geçince halk olmayı vatandaş olmayı unuttukları için yönetimleri iyi olmuyor.bence tamamen sorun vatandaş olmayı unuttukları için olmakta.Cevap: Tüm mühendisler için aynı şeyi söylemek haksızlık olur. Ama insanın mesleğinin kişiliğini de etkilediğini unutmamak gerekir. Genelde sayısal zekası iyi olan insanlar biraz a-sosyal olabiliyor. İnsanlarla iyi bir iletişim kuramayabiliyorlar.Cevap: üniversitede mühendislik öğrencisiyim. Yazıdaki arkadaşınızın fikrine katılıyorum. Mühendislerin insanlara mekanik biçimde baktığı doğru. Çevremizde gördüğümüz her şey insanla güzel insanla anlamlı. Bazı meslekler çok farklı. İnsana bakış açısının diğer mesleklerden daha önemli olduğu meslekler var mesela öğretmenlik doktorluk tak parçayı gönder gitsin olayı değil.Cevap: Türkiye'deki şirket yöneticileri her şeyi bildiklerini düşünerek eğitim almıyorlar. Çalışanlarına gerçekten robotlarmış gibi davranıyorlar. Hep daha fazlasını istiyorlar. Ben bu görüşteyim. Halbuki karşılarındakinin insan olduğu fark edip öyle davransalar daha çok verim alabilecekler diye düşünüyorum.Cevap: KatılıyorumCevap: Konuyu sadece mühendislik bazında almak hata olur. Ama insani duygu ve değerlere önem veren, anı iyi değerlendirip maziden aldığı güçle gelece projeksiyon yapabilen yönetimlere ihtiyaç duyulduğu kesin.Cevap: Arkadaşınızın görüşü bana göre doğru değil neden: Çünkü bu memlekette şirketlerin başına genel müdür mühendis değil işletme, iktisat mezunu insanlar genel de yönetiyor. Mühendislere atılan çamur ne yapışır nede izi kalır çünkü bir işin en kısa ne zaman biteceğini stoklama maliyetini üretim sürecini mühendis hesap eder. Fakat şunu da belirteyim şu an gerçekte mezun olan mühendisler içi ne kadar dolu diye sorarlarsa cevap veremem bence ülkenin çok mühendise ihtiyacı var. Diğer soru da insanlara alan bakış tarzı bu onun görevi değil insan kaynaklarının görevidir.Cevap: ben o kadar çabuk analiz yapıp bir sonuca varmanın sağlıklı olmadığını düşünüyorum. önemli olan kişilerin hangi mesleklere sahip oldukları değil bu mesleğe çok uygun biri olup olmadıklarıdır. Mühendis olan yöneticiler eğer mühendisliği yapmayı çok isteselerdi siz ne kadar zorlasanız da o mesleği bırakmazlardı. Ancak onlar o kadar kişi arasından sıyrılıp bir siyasi örgün tepesine çıkabilecek kadar toplumu analiz edip sonuçlarını gören bireyler. Esas yönetimin kötü olmasının nedeni kişilerin hayatlarında karşılaştıkları olaylar ve bu olayların onların ahlak yapılarını etkilemelerinden kaynaklanmaktadır. Örneğin Türkiye'de bir dönemi herkesin çok takdir ettiği bir siyasetçi şunu söyleyebiliyor. -çiftçiyi kandırmak kolaydır isteklerini bir kağıda yaz köyün çıkışında atarsın- eğer bunu yıllarca çiftçinin önünde giden ve onları kendine inandıran biri söylüyorsa işte mesele oradadır. İşin en temelinde de Türk toplumunda en basitinden iki kardeşten birisi diğerinin hakkını hilelerle aldığında hile yapanın uyanıklıkla, diğerinin af edersiniz tam söylenişiyle salaklıkla markalanmasıdır. Temelde insanlar diğerlerini kandırmak üzerine bir strateji kuruyor ve kandıran kandırana. Eee bir ülkede bu anlayış yerleştiyse işte o zaman zeminden tavana herkes bir hile ve entrika ustası olur. O zamanda sorunların temel nedenlerini görse daha aaa ben hiç görmedim deme aymazlığını da gösterir. Bizde yaa bunlar mühendis bak göremiyorlar sorunların sosyal boyutunu deriz. Cevap: Peki bu kötü yöneten ya da yönetmeyi bilmeyen mühendisler bu ülkede yönetimleri ele geçirinceye kadar siz nerede idiniz. Demek ki siz veya sizin gibi düşünenler bu ülke ve toplum adına hiç harekete geçmediniz. Toplumumuzu mühendislerin eline bıraktınız. Öncelikle siz bir şeylerin mücadelesini vermeden , doğrudan mühendisleri suçluyorsunuz. Ben de bir mühendislik öğrencisiyim. Benim önerim , bizim toplumumuzda mühendisler yönetici oluyorsa ya da olabiliyorsa onlara da toplum bilimleri dersleri verilmesidir.Cevap: Türk şirketleri ve Türk toplumunun kötü yönetiminde etken güç, Mühendislerin Çoğunlukla merkeziyeti güç olarak ağırlıkta olduklarını vurguladı. Mühendis ağırlıklı yönetimin Görsel, SOMUT GÜCÜN İNSANLARA UYGULAMASI ENDİŞESİNİ DİLE GETİRDİ GİBİ ... Bu güç yerine SOYUT Yani duygusal gücün yine insanlara duygusal yolla Türk toplumunun ve Türk şirketlerini daha iyi yönetileceğinden söz etti. Sosyal mezun bu arkadaş, Kendi niyetini,bilgi alanını bilgi birikimi , sosyal nicelik ve niteliklerini açıkça her alanda görülecek şekilde ortaya koymadı. Nasıl bir şirket ve nasıl bir toplum istiyor belirsiz. ÇOK YÖNLÜ MIŞ zeminden duyulan bir insan inilti sesine benzettim. BU SOSYOLOJİ MEZUNU ARKADAŞIN Çıkardığı ses, bir duygu sestir, Ama sesin niyeti anlaşılamıyor. Yoksa bizim toplumumuzda İnşaat Mühendisleri Doktor olarak görevlendirildi mi? Makine mühendisi yargıda mı görevlendirildi? Bir sosyolog hastane baş hekimi mi oldu? Ruhçu meslek eğitimi almış olanları Makine mühendisimi yapalım ? Öğretmen bahçıvan mı oldu? Bunları yapıyor isek , Bu uygulamaları yapanlar bu toplumu ve şirketleri yönetme gerekçelerini nasıl anlatabilirler . Yoksa mış bir gücün sihirbazlığını mı kullanıyorlar. Anlamak çok zor hatta imkansız. anlatamazlarsa niyetleri (gizemli, gizli ,negatif ) niyettir ki. BUNUN ADINI DOĞANBEY KOYDU (MIŞ ZEMİNİN KARANLIK DÜNYASI) "SOMUT DÜŞÜNCENİN SOYUT İLE YAPTIĞI EYLEM" Niyetler, bilgi birikimi beceri ve uygulama sorumluluğu negatif (soyut) bir dünya yaşamından bahsediyor gibi..... Ağlayan bir ses ile uyanır oldum. Niyeti uyandırmak ise teşekkür ederim.Cevap: evet kötü yönetilmiş, mühendis kökenli olmalarının rolü büyüktür.Cevap: Canı yürekten katılıyorum.Cevap: Mühendislik öğrenimi görmüş biri olarak bu görüşe tamamen katılıyorum. Mezun olduktan yedi sonra yine Boğaziçi Üniversitesi'nde ikinci yüksek lisansımı tamamladım. Programın başlığı "Mühendislik ve Teknoloji Yönetimi" olmasına rağmen sosyal bilimler ve psikoloji bölümlerinden de ders alma olanağım oldu. O zaman eksiklerimi gördüm ve iş yaşamımda karşılaşmış olduğum vakaları tanımlama şansını yakaladım. İnsan ve insan davranışları, matematiksel formüllere dayanmıyor. Şirketler de bunu görmüş olmalılar ki, elemanlarına "kendini ve çevresini tanıma, insan yönetimi, organizasyonel davranışlar" konulu eğitim programları uyguluyorlar.Cevap: ben , bu görüşlere katılmıyorum, çünkü bir meslek seçme aşamasına gelinceye kadar insan kişilik olarak birçok kazanımlar elde etmiş durumdadır. bizim erken yaşantılarımız , sosyo kültürel deneyimlerimiz,kazanımlarımız yaşama dair bakışımızı , görümüzü belirler diyemeyiz fakat hayattan ne istediğimizi ve onu nasıl elde edeceğimizi, elde ediş biçimimizi belirler niteliktedir.bu nedenle bir meslek grubuna ait bu türden bir düşünce , o mesleği icra eden insanlara birazcık haksızlık olur diye düşünüyorum. o halde biz sosyal bilimciler için de şöyle bir savı kabul etmiş olmaz mıyız? ''bizi sadece ,sizin duygularınız ve birbirinize, kendinize nasıl davrandığınız ilgilendirir , karnınızı nasıl doyuracağınız umurumuzda bile değil''Cevap: bence yöneticilerin mühendis olmasından değil, eğitimsiz olmasından, dar görüşlü olmasından, globalleşememesinden kaynaklanan bir sorun bu. bu arada bir açıklama yapayım, mühendis değilim...Cevap: Katılmıyorum. Yöneticilerin büyük bir çoğunluğunun mühendis olması ihtimali üzerinden genelleme yapmayı doğru bulmuyorum. kötü yönetildiğimize katılıyorum. fakat bunun sebebi sadece mühendisler değil. Bununla birlikte bun da kaderci inanışımızın etkisi olduğunu düşünüyorum.Cevap: İnsan duygusal bir varlıktır her işin temelinde duygu yatar o insanlar duygusuz olamaz tek sorun bencilliktir diyebilirim başkalarının duygu dünyasına girememektir arkadaşınızın dediği gibi insanı makina olarak görmelerindendir ben bir öğretmen adayıyım ve şöyle düşünüyorum öğrencilerim benim için ne erkek ne bayan onlar duygusal bir varlık ve bunları göz önünde bulundurarak görevimi yapmak istiyorum her şeyden önce benim için onlar bir insan makina değil duygusuz beslenen bir ortamdan başarı kesinlikle beklenemez Cevap: evet (istisnalar hariç) katılmak istiyorum.çünkü sosyolog arkadaşımız bunu bir tezle destekliyor ve bu bana da mantıklı geldi işin doğrusu. Ben şuna inanıyorum ki sevgi üzerine kurulan her yerde başarı ve özveri vardır.Cevap: evetCevap: Bu fikre katılıyorum. İnsanların yönetilmesinde başarılı olunabilmesi için insanın tanınması, onun psikolojisinin göz ardı edilmemesi gerekir.Cevap: Evet katılıyorum.Bugün Türkiye'nin büyük kurumsal şirketleri, büyük sanayicilerin şirketlerindeki yöneticilerin çoğu yukarıda yazıldığı gibi. Böyle yöneticiler kendilerince kurdukları mekanik sistemlerin çok iyi ve hatasız olduklarını savunuyorlar insana ve emeğe gerekli önemi ve saygıyı göstermiyorlar, fakat unuttukları nokta: bu sistemleri yaşatacak, uygulayacak ve geliştirecek olanların şirket çalışanları olduğudur. Bende Türkiye'nin önde gelen sanayicilerinden bir holdinge bağlı bir şirkette çalışıyordum fakat yukarıdaki eğitimci arkadaşınızın anlattığı gibi yöneticiler yüzünden yedi yıl çalıştığım şirketimden ayrılmak zorunda kaldım. Yöneticiler insana mekanik olarak bakmaya devam ettikleri sürece şirketlerin devamlılığı olmayacağı inancındayım. Cevap: hayırCevap: Eğer bir çocuk; Sürekli eleştirilmişse Kınamayı, ayıplamayı, Kin ortamında büyümüşse Kavga etmeyi, Alay edilip aşağılanmışsa Sıkılıp utanmayı, Devamlı utandırılarak terbiye edilmişse Kendini suçlamayı Manevi değerleri unutarak yönlendirildiyse Maddiyatın hayatın amacı olduğunu Gereksiz hırs rekabet ve kıyas duygusu aşılanarak büyüdüyse Bir adım yukarı çıkarken geride bıraktığı her şeyi hiçe sayıp Ne pahasına olursa olsun ezmeyi öğrenir. Eğer bir çocuk; Hoşgörü ile yetiştirilmişse Sabırlı olmayı, Desteklenip yüreklendirilmişse Kendine güven duymayı, Övülmüş ve beğenilmişse Takdir etmeyi, Hakkına saygı gösterilerek büyütülmüşse, İnançlı olmayı Kabul ve onay görmüşse Kendini sevmeyi, Aile içinde dostluk ve arkadaşlık paylaşım görmüşse, bu dünyada mutlu olmayı , mutlu etmeyi adil olmayı öğrenir..... Onun içindir ki kanaatimce ; toplumun barındırdığı yetiştirdiği yöneticilerin yönetim anlayışlarının sığlığı ve bencilliği , liderlik vasıflarından uzak vericilikten uzak yıpratıcı alıcılık ezicilik duygusunun topu topu dört yıllık mesleki bir eğitimin etkilediği görüşüne katılmıyorum.Cevap: Adı geçenin insanları makine gibi gördüğü, yöneticilerin mühendis oldukları ve ülkenin kötü yönetildiği varsayımları üzerinde duruluyor. Bu güne kadar bu arkadaşımız hangi eylemiyle bu insanlara yol göstermeye çalışmış, ayrıca ülke kötü yönetilmiş olabilir ama biz bunlara karşı sürekli sessiz kaldıysak ayrıca insanlara insanca, bir yaratılmışların en şereflisi olarak görmeye çalıştık mı? hep eleştiriyoruz hem de olumsuzlukları. Bu ülkede hiç mi güzel şeyler yapılmıyor; biraz böyle düşünelim lütfen. Bir insan ne diyor biliyor musunuz bilemem ama "GÜZEL BAKAN GÜZEL GÖRÜR. Teşekkür ederim.Cevap: Her şeyden önce mühendis olmadığımı söyleyeyim ve mühendis de bir insan ve ben bu genellemeye katılamayacağım insanları meslekler değil doğduklarından itibaren edindikleri tüm bilgi ve tecrübeler şekillendirir diye düşünüyorum ... Cevap: Mühendis değilim ama bu görüşe katılamıyorum. Çünkü mühendisleri böyle nitelendirmekle onları duyguları olmayan ruhsuz insanlar gibi göstermek olur. Kaldı ki ülkeyi yöneten insanların duygusal kararlarla değil, mantığın, aklın ve şartların gerektirildiği durumda hareket etmesi gerekir. Türkiye'nin iyi ya da kötü yönetilmesinin bir meslek dalından kaynaklanıyor olması belki bu işin binde bir parçası olabilir.Cevap: Ben de bir mühendisim ve sorduğunuz soruya bir mühendis olarak katılmıyorum, mekanik bir eğitimden geçiyoruz biz mühendisler ama bunun iletişimle bir ilgisini göremiyorum. Mekanik eğitimle bakış açımıza sadece bir yön daha ilave ediyoruz ama yaşamımızdaki tek yön bu değil tabi ki.Her şeyden önce bir anne, çalışan bir bayanım evde çocuğumu yetiştirmek için uğraşıyorum iş yerinde duruma göre yöneticiyim ve gördüğüm kadarıyla da ikisinde de fena değilim bu durum diğer arkadaşlarım içinde aynı.Bir anne ,bir eş olarak insanlara makinaya bakar gibi bakmak mümkün değil çünkü yaşamın içindeyiz en önemlisi bizimde duygularımız var insanız.Türkiye genel olarak kötü yönetilmiş olabilir ama sadece mühendisler yönetmedi bu ülkeyi, demek ki aile yapımızda bizim sorun var tam sorumluluğu alarak büyümemişiz ki biz bu ülkeyi kötü yönetmişiz.Cevap: Mühendis yöneticiliği ile ilgili bu cins yorumlar kısmen geçerli olsa dahi bu şekilde bir genelleme gerçekçi değil.Siyasi Bilimler fakültesi mezunu olup insanı anlamayanlara ne demeli ?Cevap: ben katılmıyorum çünkü iş hayatında ki birçok şey sosyal yaşamımızda bağlantısı olmayan şeyler. ayrıca bizi yönetenler mühendisler değil politikacılar onlarında bizi pek düşündüğünü sanmıyorum. sizin deyiminizle mış gibi politikacılar idareciler gelişimi engeller. birçoğu bence cahil bilinçsiz birçoğunun aklı insanları ezerek zirveye çıkma çabasında. bir çoğu çobanından talimat bekleyen ve sorgulamadan yerine getiren itaatkar birer koyun. kimisi sadece para için kendinden başlayarak her şeyi satabilecek kapasitede insanlar. mühendislerin bilgisi ve kültürü de tartışılır tabi.Cevap: Türkiye'de 9 yıllık çalışma hayatımın ardından Hollanda'ya gidip Amsterdam Belediyesine bağlı bir kurumda 7 yıl çalıştım. Tekrar Türkiye'ye döndüğümde çalışma hayatına ancak 3 ay dayanabildim. Her iki durumu da yaşamış biri olarak bu gözleme sonuna kadar katılıyorum.Cevap: Düşüncelerinize yüzde yüz katılıyorum. Biz eğitimciler toplumda sevgi olmasının önemine inanırız. Sevgi toplumunun her zorluğu yeneceğini düşünürüz Sizin " Can bakışınız gibi" belki bizler gibi sevgi toplumu oluşturmaya çalışan kişiler zaman içinde ezilebilirler ama sonuç bölümünde insanı seven ona değer veren anlayan isteklerini bilen kişiler oluşturabilirsek başarı verim ve yüksek kalite yakalanabilir. İlk cümlelerime dönersem ömenli olan sevgi toplumu oluşturabilmek. Cevap: Bence Dini kör inanç haline getirip ve bu inancı siyasi çıkarı için kullanan DİN BEZİRGANI siyasetçiden kaynaklıdır.Cevap: Ben Uludağ üniversitesi çevre mühendisliği öğrencisiyim şu anda bir mühendis adayı olarak eğitimci arkadaşınızın düşüncelerine katılmıyorum, çünkü bir bireyin mühendislik eğitimi alması iş yaşamında üreteceği birtakım proje ve düşüncelerinin duygudan noksan olduğunu göstermez. Duygu kesinlikle başta kişinin karakteriyle ilgili olup,hattaki kendi doğruları doğrultusunda devam eden bir süreçtir. Aldığımız eğitim doğrultusunda mekanik bakış açımızın geliştiği doğrudur ancak bu bakış açısı bizim ileride mesleğimizi başarıyla yapabilmemiz için gereken bir olgudur.Ancak yaşadığımız Türk toplumunda her bireyin aldığı eğitim, sektöründe becerisini gösterme olanağı bulunamadığından maalesef bazı meslek alanlarındaki kişilerin görevlerini mühendisler üstleniyor. Cevap: yöneticilerimiz kendi duygu düşünce akıl ve yönetim bilimsel özelliklerini geliştirmekten çok çıkara ve güncel, halk gerçekliğinden uzak yapay politik siyasi kavramlarla ilgilenerek kişi ve grupların çıkarlarını gözetiyorlar.Cevap: hayır. bizim yöneticilerimiz kendi ideolojisine göre yönettiği için ve başka düşünceleri kabul etmediği için yönetim kötü asıl sorun buCevap: bence yönetimde duygunun yeri yoktur. gerçekçi ve yaratıcı olmak gerekir. iyi bir yönetimde salt çıkarları gözetmek söz konusu olmalıdır.Cevap: evet katılıyorum güzel bir farkına varış. Cevap: Ben Maltepe üniversitesi psikoloji bölümü 1.sınıf öğrencisiyim.. Ben mühendis arkadaşınızın düşüncesiyle hem fikirim. Bence toplumuzu yönetenlerin temelinde insan davranışlarından anlayan, çözebilen kişiler yer almalı.. Sistematik olarak bazı şeyleri bilen kişiler yer almamalı.. Misal psikologlar yer alabilir yada psikoloji eğitimi almış kişiler yer alabilir..

Doğan Cüceloğlu Resmi Web Sitesi © 2005-2016
YASAL UYARI: Bu site 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na uygun olarak yayın yapmaktadır. Sitemizde yayınlanan her türlü içerik, ilgili sayfamıza link vermek koşulu ile yayınlanabilir. Aksi durumlarda yasal hakkımız saklıdır.