Güven Davranışı Sorusu / Yazılar - Doğan Cüceloğlu Resmi Web Sitesi

Güven Davranışı Sorusu


"Güven Davranışı Sergilemek" üzerine, gözlem ve duygularınızı soran sorumuzun yanıtlarını yayınlıyoruz.

Soru: Bu hafta üç kişiye, parasal meblağlar içermeyen bir güven davranışı yapın. Bu kişiler çocuğunuz, eşiniz, iş yerindeki arkadaşınız olabilir. Örneğin, arkadaşınıza, onun doğruyu söylediğine inanarak davranabilirsiniz.
Güven davranışında bulunmak kolay mı oldu, zor mu? Aklınıza gelenler neler oldu?
Sizin yaşamınızda güvendiğiniz insanlar mı çoğunlukta, güvenmediğiniz insanlar mı?
Niçin?

Cevap: Önce Allah'a sonra da kendime güvenirim sırasıyla devamı anneme eşime en son da çocuklarıma. Zaten oğluma ona güvendiğimi söylüyorum her ne kadar karlar yağsa da. Ön yargılı olmayı sevmesem de, güvenilmez denilen insanın bile iyi yönleriyle idare ediyorum. Hayat bu, ne yapalım....

Cevap: bu tür güven davranışlarını daha önceleri bir çok defa yaptım ve inanmadığım halde inanmış gibi bir çok defa yaptım evet kolay oldu çünkü insanlar devamlı bir çok konuda yalan söylediği için artık onlara inanmış gibi yapmak pek zor olmuyor ve içimden onun için kişiliğinin oturmadığını ve çok basit bir insan olduğunu düşünüyorum ve benim için 1 kuruşluk bile değeri olmayan bir insan. Tabi ki hayatta güvendiğimiz insanlar azınlıkla çünkü düzen öyle bir hale gelmişki herkes kendi gemisini kurtarmaya bakıyor ve sıkıntılı olduğumuz dönemde dertlerimize çok az insan merhem oluyor onlarda bir elin parmakları kadar az olan yıllardır dost bildiğimiz insanlar

Cevap: bugün internette konuşma sayfalarına girdim. Milyonlarca insan konuşuyor. Kendimi bayan olarak tanıttım, insanların halini anlatamam. Aklınıza gelebilecek her türlü cinsel taciz vardı. Şimdi bu insanlar kendilerine mi güvenmiyor yoksa karşıdakine mi? Bilinmez ama bir bayanın mantıklı konuşmasıyla bu insanların kendilerinden ne kadar uzak olduklarını ve acizlikle durumu kurtarmaya çalıştıklarını gördüm bunların arasında iyi eğitim almış insanlar da var ve çoğunlukta. Niçin kendimize güvenmiyoruz? Niçin kendimizi, doğamızı kabul etmiyoruz?

Cevap: Çevremdeki insanlara bir nevi güveniyorum. Tabi bunu şöyle anlatayım. Önce o kişiye güven duyduğumu hissettiriyorum. Bu çok önemli bir husus.İnsanlar onlara güvendiğinizi bilmeliler. Böylelikle ilişkiler daha sıcak daha ılımlı daha dostça oluyor. Eğer ilişkilerde güven kaybolduysa yada karşınızdaki insan size güven duygusu vermiyorsa o kişiden soğumaya başlıyorsunuz. Dostluğu kazanmak istiyorsanız öncelikle güven duymayı ve güvenmeyi bilmelisiniz. Yok eğer güvenilecek insan değilse bile ona bir fırsat verip güven duygusunu geliştirmesinde yardımcı olmak bizim insan olarak görevlerimizden biridir. Güven verirsen güven kazanırsın. Güven bir insanın kalbinin kazanmasında önemli etkendir. Ne yazık ki günümüzde zor kazanılıyor ama çabuk kaybediliyor.

Cevap: Güvendiğim ve de güvenmediğim insanlar eşit sayıda denebilir. İnsanların birbirine güven duymaması bence yetiştirilme biçiminden ve daha sonra içinde bulunduğu toplumun genel biçiminden kaynaklanmaktadır. Benim yakın çevremdeki insanlara güven davranışında bulunmak kolay olur. Güvenmediğim insanlarla yakın ilişkide pek bulunmam. Ama mecbur olduğumda da bu tür ilişkilerim yapaydır.

Cevap: Benim yaşamımda güvenmediğim insanlar çoğunlukta. Neden derseniz önce güveniyorum sonra bakıyorum ki güvendiğim konuda yalanları çıkıyor ve maalesef o kişi artık benim için güvenilmez damgasını yiyor. Aslında insanları çok severim ilk etapta da güvenirim ta ki yalanları ortaya çıkana kadar. Başta kardeşim her zaman ona güveniriz ama her zaman bizi hayal kırıklığına uğratır. Neyse ki sizin kitaplarınızı okuyarak yavaş yavaş düzelmeye başladı.

Cevap: Güvenerek inanarak korkmadan yardımlaşarak sevgi ve saygı içinde huzurlu bir yaşam hep özlem olarak mı kalacak? Elbet bir gün bizler görmesek de bizden sonraki nesil görecektir. Çünkü bunları başarmış insanların yaşadığı ülkeleri görüyoruz.Her ne kadar eşime çocuğuma arkadaşlarıma karşı güven dolu yaklaşım içinde olmaya çalışsam da, kıyıda köşede beni de huzursuz eden güvensizlik, kuşkulanma, işkillenme, davranışlarını terk edemiyorum. Bunun bana annemden babamdan çevremden ve yetiştirilme yanlışlarından geldiğini bildiğim halde bunları söküp atamıyorum. Ben de çocuğumun yetişmesinde titizlensem de zaman zaman yanlışlar yapıyorum. Fakat bana ana babamın yaptığı yanlış tutum ve davranışları, ben çocuğuma daha az yaptığımı düşünerek teselli buluyorum. Ben ne kadar güvenli sevgi ve saygı dolu olmaya çalışsam da mahallemde yolda işimde çevremde kuşku dolu ikircikli güvensiz acaba diyen gözleri bakışları ve yüzleri hissediyorum. Elbette güven davranışında bulunmak çok kolay ve insana mutluluk veriyor. Benim hayatımda güvendiğim insanların çok olmasını istesem de maalesef az sayıda, açık sözlü samimi içten ve doğal olmama rağmen çok yakınlarından insan güvensizlik davranışları görünce insanın üzülmekten başka yapacağı bir şey kalmıyor. Güvenmediğim insanlar çoğunlukta mı? Hayır önyargısız iyi niyetli içten samimi güven duyarak yaklaşsam da tedbiri elden bırakmıyorum. Toplum olarak özürlü yetiştirilmemiz bir kader olmamalı iyiye doğru bir gidişin ilerde bizleri de güvenli toplum yapacağını umut ediyorum.

Cevap: Bende son beş senedir, çevremdeki kişilere karşı kısmen bir güvensizlik mevcut. Ama ben bunun sebebini yine kendimde buluyorum. Yapı itibariyle çok duygusal bir yapım var. Sevinçlerimi paylaştığım gibi üzüntülerimi de paylaşmayı eskiden çok severdim. ( Eskiden diyorum. çünkü engelliyorum). İnsanlar sizi dinliyorlar özellikle üzüntülerinizi, ahh. vahh, ya öyle mi böyle mi. şöyle yapsaydın.Ben senin yerinde olsam diye başlıyorlar.Tamam diyorsun beni anladı.Oysaki benim o anki psikolojim belli ki bozuk. Ve olayları belki kendime göre anlatıyorum.( Bunu sonradan öğrendim). Birileri beni haklı görsün onaylasın istiyorum.Ve oluyor. onaylıyorlar. Ta ki bir gün, x bir kişi gelip de onlara bir şey anlatma onlar arkandan sana gülüyorlar dalga geçiyorlar. Seni sohbet konusu yapıyorlar, dedi mi. İşte kıyamette buradan kopuyor. Biz insanlardaki bu merak duygusu, biraz şeytanlaştı mı gerçekten başa bela. Ben şunu öğrendim. Hangi ortamda olursak olalım, biz insanlar hep bir rekabet içindeyiz. İçimizdeki dürtü, hep başkalarından daha iyi veya daha farklı olma yönünde gelişip duruyor. Özellikle ben merkezli insanlar bunu iyi beceriyorlar. Ben artık onları ayıklamayı öğrendim. Öğrenmek içinde bilirsiniz ki bazı olayları bizzat yaşamak gerek. Paylaşılmış acılar yarıya dinmiş acılar derler. Ama paylaşacağın kişiye göre değişiri de eklemek gerek. İnsanın kendisi aslında kendine güvenini geliştirmeli. Kendini donatmalı, şekillenmeli, güven aradığı ortamlarda, kimse karşısındaki kişi, eşi, kızı, arkadaşı,vb. üslubunca anlatmalı, detaya girmemeli, değerlendirmeli. Benim can dostum güvendiğim, bir tek eşim. Ne yazık ki. O da sosyoloji mezunu olduğu için olsa gerek, ruhun nasıl okşanacağını iyi biliyor. Çevremde insanların hiçbirisine güvenmiyorum demiyorum. Sadece saygı duymasını öğrettim kendime. Kimseye malzeme vermeden.

Cevap: Açıkçası güven davranışında bulunmak çok zor oldu. Yüzüme başka arkamdan başka düşüncelere sahip olduğunu düşündüm, samimi olduğu duygusunu hissetmedim. En yakınımdaki insan güvenilir değil ne düşündüğünü ne yapmak istediğini kestirmek oldukça güç, her an tehlikeli şeyler olacak endişesini taşıyorum. Yeni bir sayfa açıp affediyorum ama yine o bildiğini okuyor asla güvenilecek şekilde aşama kaydetmiyor. Asla doğru söylemiyor. Bunun yanında çok dürüst tertemiz çok güven duyduğum insanda az da olsa var, bu da bana yaşam sevgisi veriyor.

Cevap: bu zamanda güven duygusunu yitirdik gibime geliyor ne iş hayatında ne de ailede pek fazla sıkı sırlar, davranışlar sergilenemez oldu dediğiniz gibi birinin doğru söyleyip söylemediğini anlamak zor oldu ve bu beni çok üzüyor.

Cevap: ben sizin de söylediğiniz gibi arkadaşlarıma onlara anlattıkları bir konu hakkında güvendiğimi doğrularcasına onay verdim ve bunu onlara hissettirdim bu çok kolay oldu. Yalnız şöyle bir çelişki var birinin yalan söylediğini içten içe hissettiğim ve bildiğim halde onu onaylamak çok zordu çünkü içimden bir şeyler gözümün içine baka baka nasıl yalan söylediğini kabullendiğim için kendime olan güvenimi kaybedebileceğimi söylüyordu. Kendime olan güvenimi kaybedip insanları da kandıracağıma kendim gibi davranayım bir dostum yalnız olsun yeter

Cevap: Güvendiklerim çoğunlukta, çünkü diğerlerini eledim.

Cevap: Öncelikle aileme daha sonra arkadaşıma inanıyorum çünkü şimdiye kadar söylediklerinin hep doğru olduğunu gördüm çok özel sakladıkları şeyler olsa da bunu söylediler asla sınırları zorlamadım

Cevap: Güven duygum sarsılmadıkça herkese güvenirim, kimseye karşı önyargılı değilim.

Cevap: Oturduğum çevrede güvenebileceğim arkadaşlarım var fakat çalıştığım yerde güvenebileceğim arkadaşlarım yok ve günümün on saatini işyerinde geçiriyorum

Cevap: Aslında hiç birimizin etrafında sanmıyorum ki güvendiği insanlar, güvenmediği kadar vardır. Bazen çaresizlikten bu insanların yanına gidiyoruz diyoruz ama şunu da biliyoruz ki etrafımızdaki insanlarda da aynı şeyler vardır. Ama her şeye rağmen yine de bu şekil bir güven verildiğinde insanlar çok farklı bir havaya giriyor ve sahiplenme duygusunu doğuruyor. Bu şekil davranıldığı sürece etrafımıza çok insan toplayabiliyoruz ancak her zaman aynı olamıyoruz. Bunu karşılayamadığımız zaman onlarda hayal kırıklığı oluyor. Ve buna göstereceklerinden bireyin kendisi de aynı hayal kırıklığına uğruyor.

Cevap: kolay oldu. İnsan olması yeterli.güvenmediğim insanlar çoğunlukta. İnsanların çıkar peşinde olması

Cevap: güvenmediğim insanlar çoğunlukta. Çünkü tanıdığım tüm insanlar kendi çıkarlarını düşünmüşlerdir. Bence insanlar bencil yaratıklardır ve ben hayatta insanlara güvenilmemesi gerektiğini öğrendim

Cevap: Güven davranışında bulunmak kolay oldu, içimden itiraz eden sesler geldi ama ben kulak vermedim itiraz eden sesler arasında kullanılıyorsun, yalan söylüyor gibi sesler vardı. Yaşamımda güvendiğim insanlar çoğunlukta ancak yine de bir tarafım hep tetikte, yüzdeye vuracak olursak yüzde otuz kısımda yinede ne olur ne olmaz diye kendimleyim. Niçin? Birlikte ama tek olarak yaşadığımın bilincindeyim .

Cevap: Güven davranışında bulunmak, Güven vermek ve almak kendine güvenin zevkle yapacağı sosyal bir işlemdir. Güven vermek ve almak ile Aklın derinliklerinden canlı gücün hislerin ; Mutlu, Umutlu ve heyecan ile tatlı tatlı aktığını gördüm. Bendeki güzelliklerin benim dışımdakiler ile birleştirdim. Daha da güçlü olduğumu gördüm. Güven ve Güvensizlik çatışması ise ; Benim yaşamımda diyecek yerde, senin yaşamında, sokaktaki insanın yaşamında ve diğer karşılaştığımız ve karşılaşacağımız insanların yaşamında, Güvenen güvenilen İnsanlar mı yoksa güvenmeyen insanlar mı çoğunlukta niçin? Demek daha doğru. Medeni, Kültürel ve Sosyal Fonksiyonları olan soyut bir Gücün İnsan ortak yaşamın içinden devamlı aktığı görülüyor. Bu anlayış biçimi, İnsanlar tarafından yaşama ve insanın var oluşuna doğru devamlı yönlendiriliyor. Masumiyetin, Çocukların, insanların hatta hayvanlarında ezildiğini görüyorum. Yaşamda var ama görünmeyen soyut bir gücün görüntülü mizahını yakalamak için , BİLİMİN, Sesli sessiz sanatın, Yazarların ve MİZAH Ustalarının devrede olduğu görülüyor. Bu da güven veriyor insana, umut veriyor bugüne Geleceğe...

Cevap: Güven ve güvensizlik insan hayatı için çok gerekli iki unsur. Aşırıya kaçmamak kaydı ile. Önceleri aşırı güven, sonraları aşırı güvensizlik. Her ikisinde de farklı olumsuzluklar. İnsanın kazancı ise güvenilecek, ve güvenilmeyeceklerin ayırımına varabilecek durumuna gelebilmek. Tedbir olarak da , her iyinin içindeki kötülük, her kötünün içinde ki iyiliği unutmamak da gerekir. Böyle yaşamak, doğru bir yaşam şekli mi? İnsanı ne derece mutlu kılar?

Cevap: ben zaten özel bir güvensizlik duygum olmayan insanlara güven davranışı yaparım, bu bana kendimi iyi hissettirir. Belki biraz da benim böyle davranışlara ihtiyacım olduğundan. Yaşamımda maalesef güvenmediğim insanlar çoğunlukta.zaten çok talihsiz dönemler geçirdim ve geçirmekteyim