Bir Gün Evden Çıkınca-1 | Doğan Cüceloğlu

Bir Gün Evden Çıkınca-1

4 Mayıs 2009 / Akatlar'daki evimden çıktım. Beşiktaş Belediyesinin bir görevlisi pür dikkat kaldırımın dibinde birikmiş olan çöpleri süpürüyordu. Baştan savma yapmıyordu. Kendini vermişti; işini önemsiyor ve elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyordu.

Yirmilerin ortalarında, temiz yüzlü, köy kökenli biriydi. İçim ısındı;

- Kolay gelsin!

- Sağ olasın; Allah razı olsun.

Yürürken içim dolu doluydu. Bu toplumun özel bir yanı şimdi şu anda canlanmıştı, yaşıyordu; ben onun emeğine saygı duymuş, o emeğe tanıklık yapmıştım.

O da, Allah'ın nezdinde sahip olduğu en anlamlı manevi gücü, daha doğrusu, yaşamında belki de sahip olduğu tek anlamlı gücü, benim hizmetime vermiş, dua etmişti: "Allah razı olsun!"

Kafam bir sürü sorularla dolu, karmakarışık bir kafa ama dopdolu bir yürekle yürüdüm.

Neler üşüştü kafama, bir bilseniz.

Bu adamın yetiştiği ortam basit bir köy ortamıydı; anası babası okuma yazma bilmezdi. Ama öyle bir evlat yetiştirmişlerdi ki, bu insanlar hatır değer biliyorlar, emek veriyorlar, helalinden para kazanıyor ve sağlıklı bir toplumun temeli olan saygılı insan ilişkisi kurabiliyorlardı.

"Cahil köylü" olan bu anababaların ne denli önemli bir iş yaptıklarının farkına varabildim mi?

Pek üstünde düşünmemiştim; ama şimdi farkına varıyordum. Farkına varmanın zenginliğini yaşıyordum. Zenginleşmiştim; kendimi gerçekten zenginleşmiş hissediyordum.

"Bu köylü anababaların çocuk yetiştirmesini inceleyen sosyologlarımız, psikologlarımız oldu mu?" diye aklımdan geçti. Zihnen bir not aldım; bu konuyu araştıracaktım.

Üniversitelerimizde, bu insanı, bu çöpçüyü, onun temsil ettiği değerleri, toplumun önemli bir yapı taşı olarak gören akademisyenlerimiz var mı?

Bu köylü ailenin temel değerlerinin kaynağında Ahmet Yesevi'nin katkısını merak ettim; var mı?

Kafam aldı başını gidiyor. Düşündükçe düşünüyorum: Mevki sahibi, o nedenle sorumluluk yüklü insanlar, böyle birini gördüklerinde, "Kolay gelsin!" diyorlar mı?

Bunu söylemenin bir toplum için ne kadar önemli olduğunun anababa farkında mı?

Öğretmen farkında mı?

İş adamı, bürokrat, siyasetçi farkında mı?

Bu tür sorular kafamda uçuşurken ben 30 metre kadar falan yürümüştüm ve bir sitenin kapısındaki kulübede oturan bekçiye "Selamünaleyküm" diyen 40-45 yaşlarında bir Bey gördüm. Çok ucuz değil, ama pek de pahalı da olmayan, tertemiz kahverengi takım elbise giymiş, kravatlı, kırçıl sakallı beyaz saçlı, görünüşü 'ben dindarım' diyen güler yüzlü bir Bey. Bekçi selamı aldıktan sonra önündeki gazeteye daldı ve ben kaldırımda Bey'le karşı karşıya geldim; öyle bir durum oldu ki, bana da "Selamünaleyküm" demek zorunda kaldı. Durum onu gerektirdi. Ben de güler yüzle, ona alışkanlıkla hemen, "Günaydın!" dedim.

Ve birden bire ne kadar karmaşık bir iletişim ağının içinde yaşadığımı fark ettim.

Kafamdaki soruların sayısı çoğalmaya başladı:

Acaba bu Bey benim "Günaydın"ıma ne anlam verdi?

Birbirimize selam vermekle, birbirimize yaklaştık mı, yoksa uzaklaştık mı?

Gerçekte biz bir millet miyiz, yoksa "dindar cemaat" ve "laik cemaat" olarak iki ana cemaat gerçeği mi var bu ülkede?

İçimi yokladım, "Selamünaleyküm" diyen Bey'e karşı içimde hiçbir olumsuz duygu yoktu; sımsıcacık güler yüzlü bir insandı. Acaba o beni nasıl algıladı?

Birbirimize "Selamünaleyküm" dediğimiz zaman birleşiyor muyuz, yoksa ayrışıyor muyuz?

Bu sorular kafamda evirip çevirirken pis bir kokunun farkına vardım; bir yerde lağım patlamıştı, ya da yağan yağmur sularını taşıyamayan kanallar dışarı akıtıyorlardı. Akatlar da Şişli Terakki Lisesinin önünden geçen yolda bu olup bitenler beni düşündürdü. "İstanbul'un güzide semtlerinden biri olarak bilinen buralarda alt yapı çürük ve yetersiz," diye düşündüm.

Ve birden, "Günaydın" ve ""Selamünaleyküm" konusunun da bir alt yapı olayı olduğunun farkına vardım.

Kanalizasyonla kimin ilgilendiğini biliyoruz, "Acaba toplumun insan ilişkilerinin alt yapısıyla ilgilenen kim?" diye aklımdan geçti.

Yürümem devam ediyordu ve bankaya vardım.

Ama yürüyüşümün ondan sonrakini bölümünü bir başka yazıda ele alayım.

Doğan Cüceloğlu (10.05.2009)

Değerli okurlarım sizin bildiğiniz araştırmalar varsa, lütfen bana bildirin.

Doğan Cüceloğlu Resmi Web Sitesi © 2005-2016
YASAL UYARI: Bu site 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na uygun olarak yayın yapmaktadır. Sitemizde yayınlanan her türlü içerik, ilgili sayfamıza link vermek koşulu ile yayınlanabilir. Aksi durumlarda yasal hakkımız saklıdır.