Öfkenin Gücü | Doğan Cüceloğlu

Öfkenin Gücü

Öfkelenmek, öfkeli olmak güç gösterir mi?

Korku kültüründe ‘Evet.’

Ama değerler kültürü olarak adlandırdığım saygı –sevgi kültüründe ‘Hayır.’

Saygı-sevgi kültüründe, öfke; aciz insanın, kendini güçsüz hisseden insanın ‘tepkisidir’ ve o insanın duygusal yönden henüz olgunlaşamadığını gösterir. Duygusal olgunluğunu, ‘şahsiyet olma’ sürecini tamamlayamamış insanlar seçimleriyle değil, tepkileriyle yaşarlar. Neden? Çünkü başka türlüsünü bilmezler. Onlar büyürken çevrelerinde tepkileriyle yaşayan insanlar arasında büyümüşlerdir: küfredene küfreden, selam verene selam veren, umursamayanı umursamayan insanlar arasında büyümüşlerdir.

Şahsiyeti oluşmuş kişinin her sözünün, her davranışının altında bilinçli bir değerlendirme, bir seçme süreci yatar. Bu bilinçli değerlendirme süreci üç basamaktan oluşur¹ :

1- Ben kimim? Şimdi şu anda yapacağım davranış, söyleyeceğim söz ile ben kendimi ‘kim olarak tanımlıyorum?’

2- Sen kimsin? Karşımdakini, çevremdekileri ‘kim olarak görüyorum?’

3- Nasıl bir gelecek? Bu söz ve davranışımla ‘nasıl bir geleceğe hizmet ediyorum?’

Korku kültüründe, ‘gururlu insan öfkelidir ve öfkesi kadar güçlüdür.’ O nedenle asık suratlı, soğuk ve öfkeli olmak korku kültürü ortamında bir meziyettir. Korku kültürünün lideri, doğal olarak kibirli ve öfkelidir.

Korku kültürü lideri, yukarıdaki ‘ben kimim’ sorusuna, “kendi kibrimi, kendi gücümü umursayan biriyim,” diye cevap verir. Saygı-sevgi kültürü temelinde oluşmuş demokratik bir toplumda ise; lider, yaşadığı ve yaşattığı değerlerle ölçülür: hakkaniyet, empati, karşılıklı saygı ve işbirliği gibi. Ve aynı soruya, “hizmet eden biriyim,” şeklinde cevap verir, bu bilinç içinde seçimlerini yapar.

Korku kültürünün lideri; karşısındaki ve çevresindekileri güçsüz, değersiz, ‘ötekiler’ olarak görür ve umursamaz. Bu liderin kötü bir insan olmasından değil, korku kültürünün doğasından kaynaklanır; en güçlü, en korkulan kişi olması gerektiğini düşünür. Saygı-sevgi kültüründe lider karşısındaki ve çevresindekileri, kendisinden ne kadar farklı düşünürse düşünsün, saygıyla konuşulacak, ilişki içinde olunacak, işbirliği yapılacak ‘canlar’ olarak görür. İkinci soruya da buna uygun cevap verir ve seçimlerini ona göre yapar.

‘Nasıl bir geleceğe hizmet ediyorum?’ sorusuna cevap verirken korku kültürü lideri kibrini, gururunu, öfkesini, gücünü umursar. Kibrinin, gururunun, gücünün dışında kalan şeyler anlamsızdır. Demokratik saygı-sevgi kültürünün lideri için ‘Nasıl bir geleceğe hizmet ediyorum?’ sorusu kritiktir üzerinde ciddi olarak düşünür. Hizmet ettiği gelecekte hakkaniyet, saygı-sevgi, empati, işbirliği yaşıyor olacak mı; bu gelecekte ‘ötekiler’ mi yoksa ‘BİZ’ diyenler mi çoğunlukta olacak; şimdi şu an yaptığım seçimle oluşmasına hizmet ettiğim gelecekte insanlar dürüst ve özgür insanlar olarak yaşayabilecekler mi?

Politika konularında konuşmamaya özen gösteren biriyim.

Ama bu ülkenin seçmenlerinin içten içe saygı-sevgi kültürünü ve onun liderlerini özlediğine inanıyorum; bu inancımı güçlendirecek birçok gözlemlerim var.

Türkiye’nin iki büyük partisinin liderinin ‘çöl bedevisi ve kutup ayısı’ içerikli etkileşimleri bana yukarıdakileri düşündürdü. Liderlerinin kavgalı olduğu bir ortamda, halkın ailede, okulda, toplumda kendi arasında barış içinde ve şiddetten uzak yaşamasını beklemek safdillik olur. Gönlüm liderlerimizin tepkileriyle değil, bilinçli seçimleriyle örnek alacağımız davranışlar göstermesini istiyor. Sevgisiz ve bencil davranışların sergilendiği bir ortamda yaşıyor olmak, hem kafama, hem gönlüme acı veriyor.

Doğan Cüceloğlu (11.11.2012)

¹ Bu yazıda sözünü ettiğim liderlik ve bir gelecek yaratmak konularında daha çok okumak ve düşünmek isteyenlere Nurdoğan Arkış’ın Mümkün isimli kitabını (Final Kültür Sanat Yayınları, 2012) öneriyorum. Ayrıca benim Savaşçı kitabından da (Remzi Kitabevi, 1999) yararlanabilirler.

Doğan Cüceloğlu Resmi Web Sitesi © 2005-2016
YASAL UYARI: Bu site 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na uygun olarak yayın yapmaktadır. Sitemizde yayınlanan her türlü içerik, ilgili sayfamıza link vermek koşulu ile yayınlanabilir. Aksi durumlarda yasal hakkımız saklıdır.