Başarı Ve Galibiyet Üstüne Düşünürken | Doğan Cüceloğlu

Başarı Ve Galibiyet Üstüne Düşünürken

Aynı alanda farklı kapasiteler ile doğmuş İki kişi düşünün. Alan matematik, mekân inşası, yaratıcı düşünce ya da atletik yetenek olabilir. Daha somut konuşma imkânı verdiği için atletik yeteneği seçelim ve üzerinde konuşalım.

Ahmet, Behçet ve Selim üç basket oyuncusu olsun. Ahmet doğuştan 100, Behçet 70 kapasiteyle doğuyor. Diyelim ki toplumda insanların doğuştan getirdikleri ortalama basket yeteneği 20 ve Selim de böyle sıradan bir yeteneğe sahip olsun. Yani hem Ahmet hem de Behçet ortalamanın üstünde ‘üstün yetenek’ ile doğuyorlar, Selim’in böyle bir ayrıcalığı yok.

Diyelim ki:

Bir oyuncunun yeteneğinin tümünü geliştirip oyunda kullanabilmesi için tutarlı bir şekilde dört yıl haftada toplam beş saat antrenman yapması, ciddi bir gayret gösterip çalışması gerekiyor.

Sıradan bir yeteneğe sahip olan Selim dört yıl her hafta beş saat çalışarak yeteneğinin tümünü geliştiriyor. Takımında 20’lik bir yetkinlik düzeyinde oynamaya devam ediyor.

Ahmet bazen antrenmana geliyor, bazen gelmiyor ve haftada iki saatlik antrenman ortalamasıyla o da 40’lık bir gelişim seviyesinde oynuyor ve katkı sağlıyor.

Behçet de işi ciddiye alıyor ve o da dört yıl gerekli olan haftalık beş saatlik çalışmayı yapıyor ve kapasitesinin sınırında, yani 70’lik bir yetkinlik düzeyinde oyuna katkı sağlıyor.

Basket takımının diğer elemanları Rasim ve Mahmut şu anda 18’lik ve 16’lık yetkinlik düzeyinde takımın oyuncuları katkılarını yapıyorlar. Şimdi aklıma gelen sorular var, onları sizinle paylaşmak istiyorum:

1- Bu takımın koçu oyuncularını değerlendirirken nasıl değerlendirmeli, nelerin farkında olmalı?

2- Bu takımın her bir oyuncusunun karakteri aynı mı? Farklı ise ne gibi farklılıklar var?

3- Bu takımın her bir oyuncusunun yaşamı nasıl biçimlenecek ve nasıl gelişecektir? Her birini nasıl bir gelecek bekliyor?

Tabii bu yazıda tüm soruları cevaplamaya çalışmayacağım; ama takımın koçuyla ilgili soruya biraz dokunmak istiyorum.

***

Koç John Wooden başarıyı şöyle tanımlıyor: Başarı bir iç huzurudur. Bu iç huzuru, yapabileceğinin en iyisini yapmak için elinden gelen gayreti sonuna kadar harcadığını bilmekten kaynaklanır.

Şimdi akla gelen soru şu: Her hangi bir insan, ne kadar gayret gösterdiğini bilebilir mi? Kendinize bu soruyu sorun, bir konuda ne kadar gayret gösterdiğinizi bilebilir misiniz?

Evet, her insan belirli bir konuda:

1) Ne kadar gayret göstermek istediğini, yani ne kadar şevki olduğunu;

2) Gerçekten ne kadar uğraştığını, gayret gösterdiğini,

bilir. Bunun için düşünmesine, hesap kitap tutmasına gerek yoktur. Otomatikman bilir. Korteks değil, iç beynimizin bir yönü sürekli bunu takip eder: Ne kadar istekliyim, şevkliyim ve ne kadar uğraştım, gayret ettim.

Bu ne demektir?

Bu demektir ki takımdaki Ahmet, Behçet ve Selim basket alanında ne kadar şevkli olduklarını ve ne kadar gayret gösterdiklerini kendileri bilirler.

İyi bir basket koçu da bunu bilir. İyi bir basket koçu her bir oyuncusunun yeteneğinin ne olduğunu bildiği gibi oyuncunun bu yeteneğin ne kadarını geliştirmiş olduğunu da bilir. Böylece her bir oyuncunun şevkinin ve gayretinin nerede olduğunu bilir, onu takip eder.

John Wooden’ın babası bir çiftçi, çocuklarına kitap okuyan, önemli şairlerin şiirlerini okuyan bir çiftçi. Ve diyor ki, “Çocuklar, kendinizi hiçbir zaman başkasıyla kıyaslamayın, başkasının sizi kıyaslamasına da izin vermeyin. Her gün, yaptığınız her işte yapabileceğinizin en iyisini yapmaya gayret ettiğinizden emin olarak günü bitirin. Yatağınıza yattığınız zaman elinizden gelenin en iyisini yapmaya gayret etmiş olan bir insanın iç huzuruyla uyuyun. İşte sizin gerçek başarınız bu olacaktır!”

John Wooden koçluk yaptığı basket takımını on iki yıl içinde on kez NCAA (National Collegiate Athletic Association) şampiyonu yapmış biridir. Takımı hiç yenilmeden 88 oyun kazanarak rekor kırmıştır. Kendisi altı kez Yılın Basket Koçu seçilmiştir.

Kendisi ‘başarı’ ile ‘maçı kazanma-galibiyet’ arasında bir fark görmüştür. Maçı kazanıp kazanmadığınızı herkes skor tahtasından görür, ama bir oyuncunun başarılı olup olmadığını ancak oyuncunun kendisi bilir, der. Ve ilave eder, benim takımımda başarılı oyuncular oynamalıdır, benim için önce başarı, sonra galibiyet gelir, der.

Böylece o takımına Ahmet’i almaz; Behçet gibilerini alır. Ahmet’e bir şans verir, ama onda şevk ve gayreti görmezse onu takım dışında tutar.

Başka bir yazıda, John Wooden ikinci soruya nasıl cevap verir, onu ele almak istiyorum: “Bu takımın her bir oyuncusunun karakteri aynı mı? Farklı ise ne gibi farklılıklar var?”

NOT: Değerli okurlarım şimdi bir tweeter hesabım var (@DoganCuceloglu); günlük paylaşımlarım oluyor, ilgileneceğinizi düşünerek haber vermek istedim.

Doğan Cüceloğlu (26.05.2013)

Doğan Cüceloğlu Resmi Web Sitesi © 2005-2016
YASAL UYARI: Bu site 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na uygun olarak yayın yapmaktadır. Sitemizde yayınlanan her türlü içerik, ilgili sayfamıza link vermek koşulu ile yayınlanabilir. Aksi durumlarda yasal hakkımız saklıdır.